UZLAŞI HUKUKU ve ETİK
Bir
kitap yazarı, hâkimin olduğu mahkemede mevcut veya muhtemel bir davası yoksa,
kitabın değeri makul sınırları aşmıyorsa, bu durum hakimden bir beklentiye
neden olmuyorsa ve hakimin tarafsızlık
görüntüsünü zedelemiyorsa, kitabı hakime hediye etmesinde yargı etiği açısından
hiçbir engel bulunmamaktadır[1].
Bu kitabın yazarları bir mahkemenin
hakimi ile aynı hukuk dalında bilirkişilik yapan bir avukat ise bir başka
hakime hediye edilmesinde belki aynı kıstaslar göz önünde bulundurulup ,
tarafsızlık görüntüsünün zedelenip zedelenmediğine bakılması gerekir ise de
birlikte kitap yazılması bile tarafsızlık ilkesine uygun görülmemiştir[2].
Tarafsızlık ilkesi bakımından iki örneğine değindiğimiz yargı etiği ve daha
geniş kapsamıyla uzlaşı hukuku ve etik konusundaki açıklamalara geçmeden önce etik
ve ilgili diğer kavramlar üzerinde kısaca duralım.
Etik,
Fransızca “ethique”, Latince “ethicus”, Yunanca “ethikos” dur. Ahlakla ilgili;
ahlakın temellerini inceleyen felsefe dalı; bir kimsenin davranışlarına temel
olan ahlak ilkelerinin tümü olarak adlandırılmaktadır[3].
Yunanca “ethikos” sözcüğünden türetildiği ve töre anlamına geldiği, etik
kurallarının herhangi bir yazılı kurala dayanmadığı, insanların kendi aralarında kendi kendilerine
oluşturdukları kuralların bütünü olduğu da belirtilmektedir.
Ekonomi, siyaset, antropoloji, kriminoloji,
psikoloji, hukuk …vb. pek çok alanın etikle yakın ilişkisi vardır. Örneğin, kriminolojide etik bir çerçevede
sayılabilecek davranışlar takdir edilmekte veya etik olmayan davranışlar
yerilmektedir. Etik kavramının, din ile ahlakla ve erdemle de yakın ilişkisi vardır.
Platon, etik erdemleri cesaret, basiret, adalet ve itidal olarak dört farklı
başlığa ayırmıştır. Aristo’ya göre ise erdem etiği, akli erdem ve ahlaki erdem
olarak iki farklı dalda incelenmelidir[4].Ahlak
ve etiğin, bin yıllarla ifade edilebilecek bir geçmişi vardır, çünkü etik, ahlakı
açıklamaya çalışan bir felsefi sistemdir. Felsefe ise dinin dogmatizminden ahlakı kurtarmış; ancak
kendi yapısından ötürü tarafsızlık boyutuna çıkaramamıştır[5].
Kısaca, ahlâktan beslenen, dinden etkilenen, felsefe ile şekillenen etik, dil,
ülke,zaman gibi engelleri de aşıp evrensel
maraton koşusunu sürdürüyor.
Halen
yuvarlak olduğundan kuşku duyanlar olsa
da bilim ve teknoloji yapay zeka ile çoktan tanıştı. Makinaların
birbiriyle işbirliği yapmasının etik yönlerini tartışıyor. Bilime, sanata temel olan, insan davranışlarına yön veren
ve uyulması gereken ilkelerin bir meslek
ile ilişkilendirilip kural haline getirilmesi demek olan mesleki etik ile ilgili düzenlemelere
baktığımızda, aslında bu etik kuralların
temelde ne kadar birbirine benzer olduğunu, iç içe geçtiğini de görmüş
oluyoruz.
Toplumu
düzenleyen ve devlet yaptırımıyla güçlendirilmiş bulunan kuralların, yasaların
bütününe hukuk [6]; mahkemeler
eliyle hukuksal uyuşmazlıkların muhakeme edilerek mevzuat çerçevesinde ve
adaleti temin amacıyla bir karara varılması sistemine yargı; bu sistem içinde sav görevini yapana savcı, yargılama yapana yargıç,
savunma yapana savunman veya diğer
adı ile avukat diyoruz[7].
Onarıcı adalet çerçevesinde uzlaştırmaya uygun suçlar bakımından fail ve mağdur
veya suçtan zarar görenlerin iradi olarak uzlaştırılması çabasına uzlaştırmacılık; bağımsız ve tarafsız
olan, eğitim almış, sınavda başarılı olmuş ve görevlendirilmiş üçüncü kişiye uzlaştırmacı diyoruz[8].
Tarafların serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıkları
bakımından, hukuk fakültesi mezunu, eğitim almış, sınavı kazanmış ve sicile kayıtlı olmakla arabulucu sıfatını kazanmış bağımsız ve tarafsız üçüncü kişinin yönetim
ve kolaylaştırıcılığıyla ve anlaşma sağlama amacıyla yürütülen müzakere
sistemine de arabuluculuk diyoruz[9].
Avukatların serbestçe tasarruf
edilebilir uyuşmazlıklar bakımından dava öncesi veya ilk duruşmaya kadar
müvekkilleri ile birlikte anlaşma zemini aradıkları siteme Uzlaşma Sağlama veya diğer bir tanım ile Av.K.m.35/A diyoruz[10].
Bazen
insanlar, mahkemelerin tekelinde olmayan uyuşmazlıklarda devlet yargısı yerine tahkim dediğimiz özel yargıya
başvurarak, bağımsız ve tarafsız karar verici üçüncü kişi konumundaki hakem veya hakem kurulunun karar vermesini de tercih edebilmektedirler[11].
Çözümü uzmanlık, özel veya teknik
bilgi gerektiren durumlarda hakim, savcı ya da hakemlerce bilgisine başvurulan
o konunun uzmanı kişilere bilirkişi,
yapılan bu göreve de bilirkişilik diyoruz.
Bu saydığımız tüm meslek ve görevler nihai olarak adalete erişimde, süreci
kolaylaştırarak veya karar oluşumuna yardımcı olarak veya karar vererek rol oynarlar. Uzlaşı kültürünün
gelişimi ve hukuka saygının korunmasını bir hukuk dalı olarak isimlendirmek
gerekirse mesleki ve ortak etik kurallarla beslenip gelişecek Uzlaşı Hukuku
diyebiliriz.
Kirchmann her ne kadar bilimde duyguya yer
olmadığını söylese de Çetiner’ in dediği gibi hukuk biliminde yönetim sadece
kafada değil göğse yerleşmiş olan adalet duygusundadır da[12]. Yargıcın, savcının,
avukatın etik değerlere uygun davranması oldukça önemli olmakla beraber tek
başına yeterli de değildir, yapısal değerlere ve düzenlemelere de gereksinim duyulmaktadır.
Kuvvetler ayrılığını temelinde yasama, yürütme ve yargı arasındaki ilişkileri
doğru kurmadan demokrasiden; siyasi
otorite kanun yapma yürütme, değiştirme gücünü tek başına elinde tuttuğu sürece
ve denetleme mekanizmaları olmadığı veya
çalıştırılmadığı sürece demokrasi ve hukuk devletinden söz edemeyiz.M.Kemal
Atatürk, adalet gücü bağımsız olmayan bir ulusun devlet olarak varlık
gösteremeyeceğini belirtir. Yargıç, savcı, avukat ilişkilerini eşit ve saygın
bir düzeye getirmeden tam anlamıyla yargı etiğinden; yargı etiği olmadan
adaletten; adalet olmadan hukuktan, uzlaşıdan, barıştan söz edemeyiz çünkü[13].
Yargıçlarla
ilgili Bangalor Yargı Etiği İlkeleri,
savcılarla ilgili Budapeşte İlkeleri, avukatlarla ilgili Havana Kuralları
aslında meslek etiği kurallarının evrensel yönünü de bize gösteriyor. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi Bangolar
Yargı Etiği İlkelerinin belirlenmesinde temel dayanağı oluşturuyor.
Bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet
ve liyâkattan ibaret bu ilkeler bir şekilde bir çok meslek veya görevle ilgili
karşımıza çıkmaktadır[14].
Dürüstlüğü
tartışmasız olan bir yargı, demokrasi ve hukukun üstünlüğü için temel kurumdur[15].
Arabuluculara mesleklerinin icrasında rehberlik etmek ve yol göstermek, arabuluculuğa
başvuran tarafları bilgilendirmek ve onların korunmasını sağlamak; barışçıl bir
uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak arabuluculuğa toplum tarafından duyulan kamu
güvenini arttırmak amacıyla yayınlanan Türkiye Arabuluculuk Etik İlkeleri
arasında da eşitlik ilkesini görürüz. Bu hem mesleki bir ilke hem de bir etik
değerdir. Arabuluculuk süreci boyunca arabulucu taraflara eşit davranma,
eşitsizlik varsa gidermeye çalışmakla yükümlüdür. Bu ilke küçük farklılıklarla
uzlaştırmacılar ve hakemler için de
geçerlidir. Tarafların kendi kararını verme hakkı arabulucular için de
uzlaştırmacılar içinde aynıdır. Tarafsızlık, arabulucunun taraf tutmamasını ve
taraflar hakkında önyargılı olmamasını kapsar. Uzlaştırmacı dürüstlük
kuralı çerçevesinde bağımsız ve tarafsız
olarak yerine getirir. Hakem, tahkim süreci boyunca tarafsızlığını ve
bağımsızlığını koruyacaktır.
Yine
aynı şekilde taraflarla menfaat ilişkisi veya çatışması olmaması; görevin sürecin niteliğine uygun ve özenle yerine
getirilmesi; tarafların kişisel ve ticari sırlarına, gizlilik kararına uygun
davranılması; mesleki yeterlilik olmadan iş kabul edilmemesi; unvan
kullanımına, tanıtımlara dikkat edilmesi; ücret ve masraflar konusunda
tarafların bilgilendirilmesi; mesleki uygulamanın geliştirilmesi gayreti içinde
olunması etik kuralları her ne kadar Türkiye Arabuluculuk Etik Kuralları içinde
açıklanmışsa da diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına ilişkin mesleki
faaliyetlere de uyarlanabilecek ilkelerdir.
Etik
kuralları belirlemek, yayınlamak, bu kurallarla ilgili yasa çıkarmak,
ilgilerine sık sık hatırlatmak yeterli mi?
Konfüçyus: “İnsanı, yasa ve ceza ile yönetirseniz yanlış yapmayacaklardır,
ancak şeref ve utanma duygularına da sahip olmayacaklardır, oysa, erdem ve
ahlakla yönetirseniz hem utanma duygusuna sahip olacaklar hem de yanlış
yapmayacaklardır” diyor[16].
Victor Hugo ise “iyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır” diyor. Meslek
mensubuna hem etik kuralları öğretmek, hem uygulamasını sağlamak, eğitmek hem
de uyulup uyulmadığını denetlemek ve uymayanların bir şekilde ahlaki, idari ve
yasal yaptırımlarla karşı karşıya bırakmak, kısaca bu kuralları süreki meslek
mensubunun gündeminde, gözünün önünde tutmak uygun bir yoldur diyebiliriz.
Yargıcın
tarafsız olacağını baştan kabul ederiz. Bu tarafsızlığın hem yargılama süreci borunca hem de
kararda devam etmesinin gerektiği
Bangolar Yargı Etiği ilkelerinde de benimsenmiştir[17].
Yargıcın tarafsızlığını yitirdiği
düşüncesinde olan taraf hakimin reddini isteyebileceği gibi, yargıcın kendisi
de görevden çekilebilmektedir. Budapeşte İlkeleri uyarınca savcının tarafsız
bir soruşturma yapması, silahların eşitliği ilkelerine uyması, adil bir karar
için mahkemeye yardımcı olması gerekmektedir[18].
Kamu hizmeti gören serbest meslek mensubu olan avukatlar savunmayı serbestçe
temsil ederler. Mahkemenin emrinde değildir, savcıdan da bağımsızdır. Müvekkilin
talimatlarına uymak ile beraber her
istediğini yapmak zorunda da değildir, avukatın yükümlülüğü hukuk bilgi
ve tecrübesini kanunlar ve adalet yararına kullanmaktır[19].
Yargıç
tarafsız olduğu kadar bağımsız da olmalıdır[20].
Hatta bağımsızlık tarafsızlık için bir ön koşuldur. Davanın taraflarına karşı
da, davanın görüldüğü mahkemeyi kuran ve maaşını veren, atamasını yapan devlete ve devleti yöneten yürütmeye karşı da[21].
Yargıç, doğrudan ya da dolaylı her türlü dış baskıya, tehdide, müdahaleye boyun
eğmeden yasaya ve vicdani kanaatine göre yargı görevini bağımsız yerine
getirmelidir[22]. Arabulucu
karar verici olmamakla birlikte o da bir yargıç, bir hakem gibi bağımsız ve
tarafsız olmalıdır. Taraflarla menfaat ilişkisi veya çatışması olmaması etik
ilkesi de aslında arabulucunun süreçte bağımsız hareket etmesi ve tarafsız
kalabilmesini temin içindir. Yargıç için de hakem için de arabulucu,
uzlaştırmacı için de tarafsızlığın
objektif ve subjektif yönü vardır[23].
Hem tarafsız görünmek hem de tarafsız hissetmek. İkisinden birinde bir
eksiklik, bir şüphe varsa arabulucu süreçten çekilmelidir. Taraflar da bunu
arabulucudan isteyebilir. Aynı şekilde hakim ve hakemin de görevden
çekilebileceği ya da reddinin istenebileceği durumlar vardır[24].
Yargıç,
karara bağlayacağı uyuşmazlığın
taraflarıyla ilişkilerinde ve toplumla ilişkilerinde bağımsız olmalıdır.
Yargıcı toplumdan soyutlamak yararlı değildir, mümkün de değildir. Toplumla
ilişkisi kesilmiş bir yargıç ne kişisel gelişimi ne de kamu menfaati için
verimli çalışabilir[25].
Bu nedenle, hakimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı için gerekli olan toplumla,
uyuşmazlığın taraflarıyla, avukatlarla, savcılarla, bilirkişilerle,
arabulucularla, uzlaştırmacılarla, personelle iletişimsiz değil iletişim içinde
olmasıdır. Yargının bağımsızlığı hakimin tarafsızlığı varsayımına dayanır, bu
varsayımı güçlü kılacak olan da iletişimsizlik değil iletişimdir. Tabi buradaki
iletişimin de sınırsız, kuralsız, ölçüsüz, zamansız olamayacağını; bir
yargıcın, kendisinin, mesleğinin ve hukukun saygınlığı koruyacak ve yüceltecek
bir düzeyde olacağını da belirtmiş olalım[26].Örneğin,eşi
politik toplantılara katılabilir ama yargıç eşine eşlik etmemelidir.Yargıca
yargısal faaliyetlerden dolayı bakanlık
ödül veya prim vermemeli, yargıç da
böyle bir ödülü veya primi almamalıdır, çünkü bu tür iletişim yöntemleri yargı
bağımsızlığı ilkesine aykırıdır deniyor[27].
Çünkü, taraflılık algısının halkın yargıya ve yargıca olan güvenini
zedeleyeceğinden korkuluyor.
Doğru
ve erdemli olmak demek olan dürüstlük; yargı görevinin doğru bir şekilde yerine
getirilebilmesi için vazgeçilmez bir unsurdur[28].
Yargı görevi sırasında herkese eşit davranmak da yine vazgeçilmez unsurlardandır[29].
Bir görevi yapmaya ehliyetli olma ve o görevi özenle yapma yargı görevinin
yerine getirilebilmesinin bir ön koşudur[30].
Şeffaflık ve topluma hesap verebilirlik de önemli bir ilkedir[31].
Yazının
başında verdiğimiz örneğe döner isek, bir kişinin bir yargıca kitabını hediye
etmesinin yargı etiği açısından sakıncalı
görülmemesi belli koşulların varlığına bağılıdır demiştik. Çünkü, hediye adı
üzerinde herhangi bir çıkar beklemeden ve gönüllü olarak maddi bir değeri olan
bir şeyin bir başkasına verilmesidir[32].
Kamu Görevlileri Etik Davranış ilkeleri İle Usul ve Esasları Hakkında
Yönetmelik’te aslında nelerin hediye olabileceği de düzenlenmiştir. Örneğin
halka açık bir konferansta verilen hatıra niteliğindeki hediyeler; kitap,
dergi, takvim türü hediyeler bunların arasında sayılmıştır.Burada yargıçlar
açısından durum çok daha sorunludur. Yargılamadan önce, yargılama sırasında ve
sonrasında her hangi bir şekilde yargılama ile ilişkilendirilebilecek, değerli
değersiz her türlü hediye reddedilmelidir[33].
Burada hediyeyi maddi bir şey olmanın ötesinde her türlü sağlanan imkan olarak
görülmeli ve yargılama ile ilişkilendirilme ihtimali hep göz önünde
tutulmalıdır.
Hirş
diyor ki: “Hukukçunun değeri, bilgi derecesi ile değil, bilgisini uygulama
yeteneği ile ölçülür”[34].
King diyor ki: “İyi bir avukat dürüsttür. O müvekkillerine kazanılabilir bir
davaları olup olmadığını tereddütsüz bir dille söyler”[35].İngiliz
Arabulucu Eğitmen Nicolas Proyer da diyor ki: “Arabuluculuğun temeli
dürüstlüktür. Dürüst olunmazsa bu sistem çöker”. Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri
kitabının önsözünde çağdaş demokratik toplumda, yargı sistemine ve ahlaki gücü
ve dürüstlüğüne halkın güvenmesinin son derece önemli olduğu dile getiriliyor[36].
Hatta dürüstlük sadece hukukçular için değil herkes için bir yükümlülüktür.
Çünkü, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını
yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça
kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” (TMK.m.2).
Hakimler,
görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani
kanaatlerine göre hüküm verirler (2802 s.HSK). Bir hukukçunun mesleğini
yetkinlikle ve etik ilkelere uygun olarak yapması halkın hukuka ve hukukçuya
güvenini arttıracaktır. Arabulucu, tarafların
birbirini dinlemesi ve anlaması ve kendi hukuki sorunlarına kendi çözümlerini
bulmaları için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, süreci
yetkinlik ve etik ilkelere bağlı olarak yöneten ve sistematik teknikler
kullanarak kolaylaştıran tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişidir (HUAK.m.2/b). Arabulucu,
arabuluculuk faaliyetinin başında, tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve
sonuçları hakkında gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür (HUAK.m.11). “Avukatlar,
yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen,
doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği
saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince
belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler” (Av.K.m.34). Yargıç, ön
inceleme duruşmasında, üzerinde serbestçe tasarruf edebilen davalarda tarafları
sulhe veya arabuluculuğa teşvik eder
(6100 s.HMK.m.137). Kısaca, toparlamak
gerekirse, bağımsızlık, tarafsızlık, dürüstlük, güven…gibi etik değerler yargı
mensuplarının, hukukçuların, uyuşmazlığın taraflarına, birbirlerine, sessiz,
suskun, ilgisiz, uzak kalmasını değil, aksine aktif bir iletişimi, etkin
dinlemeyi, kısaca iyi bir iletişimi gerekli kılıyor.
Sanırım
sorunun temel kaynağı da burada yatıyor. Yargıç herhangi bir etki altında
kalmadan yasaya ve vicdanına göre karar verebilsin diye onun elini kolunu bağlıyoruz,
tecrit ediyoruz, çok sınırlı bir çevrede ve yalnız yaşamaya mahkum ediyoruz. Bu
durum savcılar için de geçerli ama bir farkla; hakimi savcıdan ayırmıyoruz, hakim ve
savcıların kanunlarını bile bir yapıyoruz; mahkemede aynı hizaya
oturtturuyoruz; hatta, savcının yanında
hakimlerin karar oluşturmalarına tanık oluyoruz. “Adalet Sarayı” dediğimiz,
Avrupanın, dünyanın en büyükleri diye övündüğümüz ama adalet ararken içinde
adeta kaybolduğumuz adliyelerde yargıç
ve savcıların asansörlerini, yemekhanelerini, otoparklarını, servislerini
avukatlardan ayırıyoruz. Kimlik
göstermeleri yetmiyor avukatların, araçların bağajlarını kontrol ediyor,
çantalarını x-ray den geçiriyor hatta telefonlarını dahi yana bıraktırarak geçmelerine izin veriyoruz.
Adaletin
hizmetinde bir kamusal görev üstlenen arabulucuları, uzlaştırmacıları,
bilirkişileri- aynı zamanda avukat değiller ise- kemerine varıncaya kadar metal
eşyalarını çıkarttırarak vatandaşların adliyeye girişinden girmeye mecbur
bırakıyoruz. Bu da yetmiyor, hakimler, savcılar kendi koridorlarının başına bir
nöbetçi memur dikerek ne vatandaşın ne avukatın kendilerine direkt ulaşmamaları
için engel koyuyorlar. Başsavcılık veya Komisyon Başkanlığı gibi büyük odaları
diğer hakim ve savcıların küçük odalarından ayırmak için eskiden kırmızı olan şimdilerde turkuaz renge
dönüşen halılar döşüyoruz. Tüm bunlar
yargıcın ya da savcının kanunen
kendilerine verilen görevleri baskı altında kalmadan yapmalarına hizmet
ediyor mu gerçekten?, hiç sanmıyorum.
İletişimsizlik,
yargının sorunlarının yargının asli unsurlarınca birlikte konuşulmamasına,
birlikte çözüm üretilmemesine neden oluyor. Oysa, yargının sorunları çözülmeden
diğer ekonomik, sosyal, siyasal sorunların da layıkıyla çözülemeyeceğini
biliyoruz. Bu nedenle, sadece yargıç, savcı ve avukatın da değil
adalet hizmetinde olan tüm görevlilerin birbiriyle iletişim kurmaya ve birlikte fikir ve emek
üretmeye ihtiyaçları var. Yargıdan başlayarak, toplumda iletişim becerileri , müzakere teknikleri , dostane
uyuşmazlık çözüm yollarına ilgi geliştikçe uzlaşı hukuku da gelişecektir.
Uzlaşı
hukukunun gelişiminde etik değerler
oldukça önemlidir. Uzlaşı hukuku ve etik konusundaki her çaba uzlaşı
kültürünün gelişimine; uzlaşı kültürünün
gelişimi de toplumsal barışın sağlanmasına ve sürdürülmesine hizmet edecektir. Yetkinlik,
şeffaflık ve etik değerlerin hakim olduğu bir ortamda, bir avukat bir yargıçla kitap yazdığında veya
bir yazar kitabını hakime hediye ettiğinde etik değerler açısından hiçbir
endişeye kapılmamıza da gerek kalmayacaktır. 08.08.2023
Av.
İhsan BERKHAN[37]
[1] HSK-GKK (Yargı Etiği
Tavsiye Kararı), E. 2019/1, K. 2019/1,
Başvuru T. 03.09.2019, Karar T.25.09.2019 https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/120120221431etik-istisare-kararipdf.pdf (E.T.04.08.2023)
[2] HSK-GKK ( Etik
İstişare Kararı), Başvuru no, Karar No, Başvuru Tarihi, Karar Tarihi kararda
yer almamaktadır, https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/120120221431etik-istisare-kararipdf.pdf (E.T.04.08.2023)
[3] Büyük Larousse Sözlük
ve Ansiklopedis, f.3865
[6] Kant hukukçuların
halen bir tanım üzerinde anlaşamadıklarına işaret etmektedir. Çetiner, s.18
[7] Yargı, iddia, savunma ve karar
olmak üzere üç saç ayağından oluşur.Çetiner,
Selma, Yargı Etiği (Yargı Erki ve Değerler), 2.Baskı, Seçkin Yayınları, Ankara
2016, s.115
[8] 5271 Sayılı Ceza
Muhakemesi Kanunu’ nun 253,254 ve 255.maddeleri
ve Uzlaştırma Yönetmeliği.
[9] 6325 sayılı Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabulucculuk Kanunu, ilgili Yönetmelik ve ilgili diğer
mevzuat.
[10] 1136 Sayılı
Avukatlık Kanunu madde 35/A’ da ve ilgili yönetmelikte.
[11]1982 tarihli Anayasa m.125 6100
s.Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.407-444; 4686 s.Milletlerarası Tahkim Kanunu
[12] Çetiner, s.15-16
[13] “Yargı etiği olmadan yargı
olmaz”,Tepe, Harun, Yargı Etiği Ya Da Yargıda Etik: Yargı Nasıl Etik Olur?,
Hacettepe HFD, 2017, s.85-96
[14] Çetiner, s.149 vd.: 2003/43 sayılı
Bagolar Yargı Etiği İlkeleri,
[15] Bangalor Yargı Etiği İlkelerinin
Yorumu, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi ve Yargıtay tarafından birlikte yürütülen
Yargıtay Etik, Şeffaflık ve Güven Projesine kapsamında basılan ve yayınlanan
kitap, s.7
[16] Çetiner, s.64
[17] Çetiner, s.118.
[18] Çetiner, s.129
[19]
Çetiner, s.131, D.not.137: Y.4.HD,T.23.11.1970, E.1970/2497, K.1970/8629
[20] Bağımsızlık, bağlı olmama,
dışarıdan etkilenmiş olmama, engellenmeme, zorlanmama halini içerir.Aydın,
İnayet / Saldırım, Mustafa, Yargıtay Yargı Etiği İlkeleri Eğitimi
Kolaylaştırıcı El Kitabı, Ankara 2019, s.14
[21] Bangolar Yargı Etiği İlkelerinin
Yorumu, s.40, s.57
[22] Bangolar Yargı Etiği İlkelerinin
Yorumu, s.42
[23] Aydın/Saldırım, s.16
[24] “Hakim tarafsız olarak karar
veremeyeceği veya makul bir kişinin gözünde böyle bir izlenimin doğabileceği
durumlarda hangi aşamada olursa olsun davadan çekilir”. Bangolar Yargı Etiği
İlkelerinin Yorumu, s.68
[25] Bangolar Yargı Etiği İlkelerinin
Yorumu, s.48
[26] “Hakim, mahkemede ve mahkeme
dışında, yarggı ve hakim tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukukçular ve dava
taraflarının güvenini koruyacak ve arttıracak şekilde davranır.” Bangolar Yargı
Etiği İlkelerinin Yorumu, s.61
[27] Bangolar Yargı Etiği İlkelerinin
Yorumu, s.49
[28] Bangolar Yargı Etiği İlkelerinin
Yorumu, s.78; Dürüstlük, içinde aldatma ve hile olmayan adil ve güvenilir
davranışlar sergilemektir.Aydın/Saldırım, s.18; Aydın/Saldırım, s.24
[29] Bangolar Yargı Etiği İlkelerinin
Yorumu, s.117
[30] Bangolar Yargı Etiği İlkelerinin
Yorumu, s.124
[31] Aydın/Saldırım, s.27
[32] Aydın/Saldırım, s.29
[33] Aydın/Saldırım, s.32
[34] Hirş, Ernst E, Pratik Hukukta Metot, Güncellenmiş 8.Basıdan
Tıpkı Basım, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara 2022, s.5
[35] Amerikalı Avukatlardan Samuel
G.King. Hirş, s.100
[36] Aydın/Saldırım, s.32
[37] İstanbul
Barosuna kayıtlı Avukat; Uzlaştırmacı, Arabulucu, M & P.Vekili,
Bilirkişi
0 Yorum