practice

UYUŞMAZLIK SÜREÇLERİNDE AVUKATLIK

ARABULUCULUKTA  VE DİĞER  UYUŞMAZLIK ÇÖZÜM SÜREÇLERİNDE  AVUKATLIK (Taraf Vekilliği) - Av.Arb.İhsan BERKHAN

Avukat,  hem yargı gibi klasik çözüm yollarını hem de arabuluculuk ve diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yollarını ve süreçlerin nasıl işlediğini bilmeli  ve müvekkilinin de bilmesini sağlamalıdır.

Avukat, hem uyuşmazlığın nedenlerini, müvekkilinin haklarının yanı sıra ihtiyaç ve menfaatlerini bilerek; bu hakların ve ihtiyaçların temini için bir çaba içinde olmalıdır.

Avukat, hangi uyuşmazlık çözüm yoluna başvurulursa  hem  sürecin ne kadar zaman alacağı, hem maliyetinin ne olabileceği  hem de ortaya çıkabilecek olası sonuçları bilmeli ve müvekkilini bilgilendirmeldir.

Anlaşmazlığın alenileşerek uyuşmazlık haline dönüşmesinde çatışmayı  yasal zeminde ve menfaatler düzeleminde tutarak  yönetmek ve müvekkili için  mevcut şartlar altında  olan en iyi, en hızlı ve en ekonomik sonucu elde etmek avukatın temel yaklaşımı olmalıdır.

Bir  uyuşmazlıkta tarafların kendi sorunlarını  müzakere edilerek çözüme ulaşmaları mahkeme veya tahkim kararına göre tarafların her ikisini de tatmin edebilmektedir. Çünkü müzakere olanağı veren uyuşmazlık çözüm yolları karar verici uyuşmazlık çözüm yollarına göre daha esnek ve  sürdürülebilir olmaktadır.

Avukat, arabuluculuk, uzlaştırma süreçlerine aktif olarak katılmalıdır. Çünkü, sürecin başarısı yalnızca arabulucu /uzlaştırmacının yetkin olmasına değil avukatın da yetkin olmasını ve sürece birlikte, etkin olarak katılımlarına bağlıdır.

Davada, tahkimde Avukat, karar verici olan hakimi /hakemi ya da mahkeme/hakem heyetini ikna etmeye çalışır, arabuluculuk ve uzlaştırma da ise  arabulucu / uzlaştırmacı sürecin kolaylaştırıcısıdır, sürece katılan asilin/avukatın hedefi ise karşı tarafı ikna etmektir.

Uyuşmazlık  arabuluculuğa elverişli mi?, ceza uyuşmazlığı uzlaştırma kapsamında mı? arabuluculuk ve uzlaştırma faaliyeti için en uygun zaman nedir?  İhtiyari arabuluculukta, uyuşmazlık konusunun çözümü sürecinde katkı sunabilecek en iyi arabulucular kimlerdir? Dava şartı arabuluculukta ve uzlaştırmada atama yöntemi  uygulandığından ilgili arabuluculuyu ve uzlaştırmacıyı seçmek zor ise de arabulucuya / uzlaştırmacıya süreçte yardımcı olmak sürecin daha çözüm odaklı ilerlemesine yardımcı olacaktır.

Arabuluculuk öncesinde ve süreç boyunca gerekli tüm bilgi ve belgeleri toplamak ve kontrol etmek, gerçekçi, uygulanabilir ve gerektiğinde icra edilebilir bir anlaşma belgesinin hazırlanmasını sağlamak taraf vekilinin temel görevleri arasındadır. Arabuluculuk sürecindeki kadar aktif olunamasa bile uzlaştırmada da avukat aynı şekilde bilgi ve belgelerin toplanmasında yardımcı olabilecektir.

Vekalet çerçevesinde müvekkilinin hak ve menfaatlerini korumak, avukatın yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğü yerine getirirken  meslek ve hukuk kuralları ve müvekkilin istek ve talimatları çerçevesinde hareket etmek ve yükümlendiği işi sonuna kadar götürmek durumundadır. Bu yükümlülük sadece dava ve diğer avukatlık işleri ile sınırlı olmayıp, arabuluculuk, uzlaştırma gibi uyuşmalık çözüm yolları müzakerelerinde ve tüm süreç boyunca devam eder.

 

Avukatın Özen Yükümlülüğü

 “Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler.” Av.K.m.34)

Bu maddeden de anlaşılacağı üzere özen yükümlülüğünün yeri sadece dava, duruşma, danışma ile sınırlı olmayıp, arabuluculuk, uzlaştırma, 35/A, sulh  vd. tüm uyuşmazlık süreçleri ve müzakerelerini de kapsamaktadır. Özen yükümlülüğü sadece müvekkilinin talimatı doğrultusunda hareket etmekle de sınırlı değildir;  yeterince aydınlatılmış, bilgilendirilmiş, önerilerde bulunulmuş hatta bu kapsamda avukatı müvekkili ile ilgili uyuşmazlığı  ve çözüm yolunu veya yollarını müzakere etmiş müvekkilinin istek ve talimatları, hak ve menfaatleri, tercih edilen ilgili çözüm mekanizmalarının  kuralları ve etik ilkeler doğrultusunda hareket etmeyi gerektirmektedir.

Av.K m. 34 ve Avukatlık Meslek Kuralları uyarınca avukatlar, müvekkillerini bilgilendirirken objektif davranmak ilgili süreçlerin sonucu hakkında kesin konuşmamak,  garanti etmemek; her türlü ihtimali belirtmekle yükümlüdür. Tabi ayrıca, eksikliğini hissettiği güncel mevzuata ve öğretiye ilişkin bilgiyi edilmesi ve müvekkilini de bu güncel bilgiler ışığında aydınlatması gerekir. Bu aydınlatma ve bilgilendirme işi de sadece sürecin başında değil süreç boyunca düzenli bir şekilde olmalıdır.

Avukatların,  kendilerinin uzmanı olmadığı, genel bilgi ve deneyimi ile  layıkıyla süreci yürütemeyeceği  işleri kabul etmemeleri gerekir.  (Av.Meslek K. m. 38).

Gerek dava sürecinde gerek alternatif uyuşmazlık yollarına başvuru sürecinde gerekli araştırma, inceleme ve hazırlık yapılmadan müvekkilin aydınlatılması özenle yerine getirilmiş olmaz. Avukatlar,  uyuşmazlığın tarafların iradesi ile çözümlenebilmesinin mümkün olduğu durumlarda  arabuluculuk ve diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yolları hakkında müvekkilini aydınlatarak, müvekkiline seçenekler üzerinde düşünme fırsatı vermeli ve gerekirse yönlendirmelidir.

Avukat-müvekkil arasında iletişimin sağlıklı, verimli olması için her iki tarafın da özellikle  avukatın iletişim becerilerinin gelişmiş olması önemlidir. İletişimin iyi kurulması, doğru soruların sorulması, doğru soruların doğru zamanda ve doğru biçimde sorulması; gerektiğinde yeniden çerçeveleme yapılması, özetleme yapılması, yansıtma yapılması ve benzer iletişim becerilerinin gösterilmesi önemlidir.

Av.K m. 36 ve Avukatlık Meslek Kuralları m. 37, avukatların sır saklama yükümlülüğünü düzenlemektedir. Avukatlar, iş sahiplerinin kendilerine başvurmaları nedeniyle öğrendikleri bilgileri meslek sırrı saymak ve bunları korumak için gereken tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük süresiz olup, meslekten ayrılmak sır saklama yükümlülüğünü kaldırmaz. Sır saklama yükümlülüğü sadece dava ve hukuki işlemlerle sınırlı olmayıp, arabuluculuk, uzlaştırma gibi alternatif uyuşmazlık çözüm süreçlerinde de sürece katılan avukatı bağlar.

 Avukat, müvekkilinin onayını almadan  sır teşkil eden konuda  tanıklık edemez. Ceza Usul Hukuku (CMK. m. 46/I- a) ve Medeni Usul Hukukunda (HMK m. 249)  avukatın tanıklıktan çekinme hak ve yükümlülüğü düzenlenmiştir. Avukatın meslek sırrı, arabuluculuk sürecinde ileri sürülen beyan ve belgelerin gizliliği kapsamındaki bilgi ve belgeleri ve müzakereler  nedeniyle öğrendiği bilgileri de kapsar.

 

Avukatlar, TBB tarafından tespit edilen  mesleki dayanışma ve düzen gereklerine uygun  davranmak, uygun olmayan iş tekliflerini reddetmek zorundadır (Av.K m. 38/f;  Avukatlık Meslek Kuralları m. 11.) Avukat, diğer tarafın avukatı ile ve arabulucu ile  arabuluculuk müzakerelerinin  düzenlenmesi, sürecin  sorunsuz ilerlemesi ve anlaşmaya varılması hedefinde işbirliği ve dayanışma içinde olmalıdır. Bu işbirliği ve dayanışma, avukatın müvekkilinin  karşı tarafa, karşı taraf avukatına, arabulucuya yönelebilecek sataşmaları da önlemeye çalışmalı hatta gerekirse vekillikten çekilmelidir.(Avukatlık Meslek Kuralları m. 44).

Avukatlar, daha önce hâkim, hakem, savcı, bilirkişi, arabulucu, uzlaştırmacı gibi yahut başkaca resmi sıfatlarla inceledikleri işlerde avukat olarak görev yapamazlar (Avukatlık Meslek Kuralları m. 18).

Avukatlık Meslek Kuralları uyarınca,  avukat, arabuluculukta, uzlaştırmada, 35/A uzlaşma sağlamada, karşı tarafın  avukatı ile temasa geçmelidir, ancak karşı tarafın avukatı yoksa temas zorunlu sınırlar içerisinde kalmalıdır. Avukat karşı tarafla/ karşı tarafın avukatıyla görüşmesi sonrasında  müvekkiline bilgi vererek, müvekkilinin süreci doğru bir şekilde takip edebilmesini ve avukatı olarak kendisine duyduğu güveni sürdürmeye gayret etmelidir.

 “Avukat, yazarken de konuşurken de düşüncelerini objektif ve olgun bir şekilde açıklamalıdır. Mesleki çalışmalarında avukat, hukukla ve yasalarla ilgisiz açıklamalardan kaçınmalıdır” (Av. Meslek K. m. 5).

Avukatlar, çatışan menfaatleri temsil etme yasağına tabidir.  (Av.K m. 38/B; Av. Meslek K. m. 36). Bu kuralının ihlali  idari ve cezai yaptırımı vardır (Av.K m. 134; TCK. m. 257,258).

İyi bir hazırlık başarılı süreç yönetimi ve sonuç için önemlidir.

Hazırlık yapmak, tarafların konuya ve müzakereye odaklanmasını, kendilerine güvenlerinin artmasını, müzakerelerin daha başarılı olmasını sağlar ve muhtemel anlaşma aralığının (ZOPA) tespiti de kolaylaştırır. Hazırlık yapılmaz ise,  uyuşmazlık doğru analiz edilemez, haliyle doğru çözümlere odaklanılamaz, bazı önemli noktalar gözden kaçabilir, hazırlık yapmayan taraf müzakereler üzerinde kontrolü sağlayamaz ve hedeflediği sonuçlara ulaşamaz. Müvekkil ve avukatı sürece tek başına değil birlikte hazırlık yapmalıdır. 35/A da  avukat ve müvekkili sürece ve müzakereye  birlikte katılmak zorunda ise de arabuluculuk, uzlaştırma gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yollarında birlikte sürece katılınabileceği gibi müzakerelere sadece biri de katılabilir, bu nedenle, müzakereler öncesi ve müzakereler sırasında toplantıya  birlikte katılsın ya da katılmasınlar sürekli bir iletişim ve bilgilendirme içerisinde olmaları gerekir.  Diğer bir şekilde ifade etmek gerekir ise; avukat kendisi kadar müvekkilini de müzakereye hazırlamalı; kendilerinin ve diğer tarafın zayıf ve kuvvetli yönlerini; sürecin muhtemel maliyet ve süresini ve sonuçlarını tartışmalıdır. Müvekkilin de avukatına gerekli bilgileri, belgeleri sunması ve dürüst davranması önemlidir.  Avukat müvekkili ile bu zeminde beyin fırtınası yapabilmeli, karar ağacı analizi yapabilmelidir.

Müvekkil için arabuluculuk ve benzeri alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvurunun gündeme alınabilmesi için ya yasal bir zorunluluk, ya müvekkilin talebi ya da avukatın müvekkiline önerisi gerekir. Dava şartı arabuluculuk, zorunlu tahkim gibi durumlarda bu çözüm yollarına başvuru, süreç ve muhtemel sonuçlar müvekkil ve avukatı arasında tahlil edilmelidir. İhtiyari arabuluculuk, uzlaştırma, 35/A uzlaşma sağlama, müzakere gibi iradi çözüm yollarının  klasik çözüm yolu olan davanın yanında birer seçenek olabilmesi için  müvekkilin bu yolları biliyor olması; kendi uyuşmazlığına en uygun olanını belirleyebiliyor olması gerekir. İşte bu noktada özellikle avukatın müvekkilini yeterince aydınlatması ve birlikte bir yol haritasını belirleyebilir olmaları gerekir.

İlgili alternatif çözüm yoluna başvurulup bir sonuca varılamadığında ikinci en iyi alternatifin ( BATNA)  ve en kötüsünün ( WATNA) ne olabileceğinin de göz önüne alınması yararlı olacaktır.

Arabuluculuk veya diğer bir iradi uyuşmazlık çözüm yoluna başvururken  zamanı da iyi belirlemek gerekir. Taraflar her şeyden önce  uyuşmazlığı hemen çözümsüzlüğe götürmeyecek kadar  sakinleşmeli ve uyuşmazlık hakkındaki fikirleri de olgunlaşmış olmalıdır. Uyuşmazlığı gizlilik içinde müzakere etme ihtiyacı varsa, karşı tarafla iletişim kurma ve bir an önce çözüm arama ihtiyacı varsa, arabuluculuk ve diğer uyuşmazlık çözüm yollarına başvurulmalı, geç de kalınmamalıdır.

Arabuluculuğa veya diğer iradi bir uyuşmazlık çözüm yoluna başlarken uyuşmazlıkla ilgili ne kadar çok ve sağlam bilgi toplanır ise  en uygun anlaşma teklifinin yapılması daha da kolaylaşır.  Teklif belirlenirken alt sınır üst sınır, kısaca anlaşma aralığı (ZOPA) belirlenmeli; bu belirleme işlemi yapılırken karşı tarafın  uyuşmazlığın çözümüne nasıl yaklaşacağı da hesaba katılarak beyin fırtınası şeklinde fikirler tartışılmalıdır.

Karar Ağacı Analizi

Genel olarak karmaşık kararların verilmesi sırasında sadeleştirme yapmak ve karar vermeyi kolaylaştırmak amacıyla yararlanılan karar ağacı analizi (decision tree analysis), uyuşmazlık çözümü alanında da kullanılmaktadır. Karar ağacı analizi,  arabuluculukta, 35/A uzlaşma sağlamada, diğer tüm iradi/alternatif  uyuşmazlık  çözüm yollarında, yapılabilir. Çünkü bu analiz sayesinde müvekkil ve avukatı değişik olasılıkları ve sonuçlarını bir şema yardımı ile topluca görme ve ona göre yol haritası belirleme, karşı tarafa sunulacak teklifleri  netleştirme, süreci sürdürme veya sonlandırma zamanını, anlaşma koşullarını planlama şansı bulurlar.

Müvekkilin, uyuşmazlık ve karşı taraf ile ilgili vereceği bilgiler,  beklentileri, ihtiyaçları, bunların aciliyeti, duygusal etkenler, kaybetme riski ve göze alıp almadığı ile ilgili görüşleri; avukatın,  dava açılması halinde davayı kazanma veya kaybetme olasılığı; davanın muhtemel sonuçlanma süresi, muhtemel maliyeti; dava yerine tahkime veya arabuluculuğa gitme zorunluluğu veya ihtiyari olarak hangi alternatif uyuşmazlık çözüm yolunun tercih edilebileceği; 35/A Uzlaşma Sağlama konusunda  müvekkilinin ve karşı tarafın istekli olup olmayacağı vb. pek çok konu karar ağacı analizine yön verir. Karar ağacı analizinin en önemli faydası, taraflara duygusal değerlendirmeler yerine rasyonel bir değerlendirme olanağı sunmasıdır. Kısaca, karar ağacı analizi, avukatın aydınlatma  müvekkilin de avukatına doğru bilgilendirme  yükümlülüğünün daha sistematik hali  olarak da tanımlayabiliriz. Müvekkil avukat görüşmesinin, karar ağacı analizi bir belge ile imza altına alınmasının ilerde avukat müvekkil ilişkilerinde sorun yaşanmaması bakımından önemlidir. Avukat, dava ve diğer uyuşmazlık çözüm yolları ve sonuçları hakkında kesin bir beyanda bulunması, garanti vermesi meslek kurallarına aykırıdır, ancak mevcut içtihatları ve uygulamaları göz önüne alarak yaklaşık bir oran vermesinde ise bir sakınca olmayıp, aksine  sürece ilişkin doğru bir planlama yapabilmek için gereklidir de. Karar analizi süreci bir yönden de avukatın söz konusu uyuşmazlıkla ve çözüm yolları ile ilgili ne kadar hassas olduklarını, maddi zararlar yanında manevi zararları da anlamaları ve ona göre hareket etmeleri bakımından da yararlı olacaktır.

Yargılamaya ilişkin hesaplama yapılırken sadece harçlar, gider avansı değil davanın sonucuna göre karşı tarafa ödenecek muhtemel yargılama giderleri, vekalet ücreti, ve karşı tarafın davayı kazanması nedeni ile elde edecekleri ve muhtemel açabilecekleri davalar birlikte değerlendirilmelidir. Arabuluculuk, sulh, uzlaşma sağlama gibi alternatif çözümlerin daha az masrafla ve daha hızlı bir şekilde çözüme kavuşturulabileceği göz önünde tutulmalıdır. Her ne kadar dava açıldıktan sonra da, ilk duruşmaya kadar 35/A uzlaşma sağlama imkanı, mahkeme içi arabuluculuk, mahkeme içi sulh gibi imkanlar olsa da; dava açıldıktan ve o kadar masraf yapıldıktan sonra davanın sonucunu bekleme eğiliminin yüksek olduğu da dikkate alınmalıdır.

Arabuluculuğa hazırlanan taraf ve vekili, öncelikle müzakere konusu olan uyuşmazlığın çerçevesini belirlemeli ve karşı taraftan olan taleplerinin neler olduğunu tespit etmelidir. Taleplerin alt ve üst sınırlarının neler olabileceği konusunda hesaplamalar yapılmalıdır. Hedefler belirlenirken “olmazsa olmazlar” ve “talep edilecekler” şeklinde bilinçli bir ayrım yapılmalıdır. Avukatlar, müvekkili ile bu belirlemeyi yaparken müvekkilinin öncelik sırası ve menfaatlerini dikkate almalıdır.

Talepler belirlenirken alt sınırı belirlemek, hem taraf hem de vekilinin bilinçli müzakere yapması, işi hislere bırakmaması bakımından önemlidir. Alt sınırın belirlenmesi anlaşma aralığının görülmesini de sağlar. Tabi bu alt sınırı belirlemek de mutlak ele alınmalı, değişen durumlara göre esneklik gösterilebilmelidir.

Müzakerelerde tarafların talepleri (pozisyonları) ile istedikleri (menfaatleri) farklı olabilir. Bu nedenle, dile getirdiklerinden öte asıl menfaatlerinin tespiti önemlidir.

SWOT Analizi

Hem kendi tarafınızın (içsel) hem karşı tarafın (dışsal)  güçlü (Strengths) ve zayıf yönlerinin (Weaknesses) ne olduğunu bilmek; bu uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak için her iki taraf için de yaratacağı fırsatları (Opportunities) ve tehditleri (Threats) görmek için  SWOT analizi de yapılabilir..

Arabulucu Seçimi ve Tercihi

Her ne kadar dava şartı arabuluculukta  adliye arabuluculuk bürosu uyuşmazlığın türüne, arabuluculuğun uzmanlıklarına göre  arabulucu görevlendiriyor ise de taraflar isterler ise ihtiyari arabuluculukta olduğu gibi dava şartı arabuluculukta da arabulucuyu kendileri belirleyebilirler. Taraflar arabulucu seçiminde arabulucunun mesleki deneyimi, benzer uyuşmazlık alanındaki referansları, eğitim ve sertifikasyonları, ulusal ve uluslararası akreditasyonları, arabuluculuk tarzı, uzmanlık alanları, uygunluk durumu ve ücret  gibi kriterleri göz önünde tutabilirler. Arabulucunun bilgi ve deneyimi, uyuşmazlık konusuna ve hukuki yönüne hakimiyeti, iletişimdeki yetkinliği ve tarafsızlığı  taraflar ve avukatlarınca bu tercihte etkili olacaktır. Arabulucu daha önce bir tarafla veya iki tarafla çeşitli nedenlerle birlikte çalışmış olmaları veya tanışmış olmaları da tercih sebebi olabilmektedir.

Her ne kadar tarafların daha önce arabulucuyu tanıyor olması bir avantaj olarak görünürse de, arabulucu, açıklanmaması halinde bağımsızlığından veya tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek hâl ve şartların varlığı hâlinde, tarafları bilgilendirmekle, tarafı ya da taraflarla ne şekilde tanıştığını açıklamakla  yükümlüdür. Bu açıklamaya rağmen, taraflar arabulucudan  sürece devam etmesini talep ederlerse, arabulucu bu görevi üstlenebilir yahut üstlenmiş olduğu görevi sürdürebilir. Ancak, buna rağmen, kendisi süreçte kendisinin tarafsız olamayacağını ya da süreci yetkinlikle yönetemeyeceğini düşünüyorsa görevden çekilmelidir.  

İyi iletişim

Avukatın diğer taraf avukatı ile ve arabulucu ile  güvene dayalı iyi bir iletişim içinde olması; anlaşma zemininde kalmaya gayret etmesi; pastayı büyütmeye ve her iki tarafın da menfaatine olacak çözüm önerileri sunması, sürecin başarıya ulaşması bakımından son derece önemlidir.

Uyuşmazlık özeti

Nasıl ki bir doktorun en sağlıklı tedaviyi uygulayabilmesinin yolu hastalığı en iyi şekilde teşhis etmesinden geçiyor ise, arabuluculukta, arabulucunun taraflardan bilgi toplayarak uyuşmazlığı tespit etmesi gerekir. Tarafların hazırlayacağı “uyuşmazlık özeti”  arabulucunun hem uyuşmazlığı hem de tarafların uyuşmazlığa ve çözüme bakış açılarını öğrenme olanağı bulması bakımından  kıymetlidir.

Arabulucunun Uyuşmazlığın Taraflarını Belirlemesi ve Yetki Kontrolü Yapması

Arabuluculuk müzakerelerine taraflar bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. Uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek uzman kişiler de müzakerelerde hazır bulundurulabilir (6325 S.HUAK m.15/6).Tabi uyuşmazlığın tarafları arasında ihtiyari veya zorunlu dava arkadaşlığı varsa bunu da dikkate almalı; özellikle zorunlu arabuluculuk arkadaşı olan tarafların tamamının birlikte hareket etmesini gözetmelidir. Özellikle ortaklığın giderilmesi gibi tüm tarafların imzasının gerekeceği anlaşmalar bakımından eksik taraf teşkili ile oluşturulan  geçersiz veya uygulanamaz bir anlaşmayla zaman ve masraf kaybı yaşanabilir. Sürece taraf vekili olarak katılan avukatın HMK m.74 gereği özel yetki içeren vekaletname sunması gerekir. Bu konuda avukatlar da arabulucunun bu yetki kontrolü görevinin yerine getirilmesinde arabulucunun işini kolaylaştırmalıdır.

Bazı ticari uyuşmazlıklarda şirketlerin mali işler, finansman, hasar veya risk yöneticilerinin sürece katılımı önemlidir. Çoğu durumda anlaşma için bu yöneticilerin onayına ihtiyaç duyulmasına rağmen arabuluculuk süreci başladığında bu konu öngörülmemiş olabilir. Benzer şekilde banka, sigorta ve finansal kuruluşların doğrudan ve dolaylı olarak dahil olduğu süreçlerde örneğin sigorta veya bankanın sürece katılıp katılmayacağı, sigortalının sigorta teminatının gizli kalmasını isteyip istemediği, banka ve garantörlerin geri plandaki anlaşmaları gereğince gelinen durumu değerlendirmek isteyip istemeyecekleri göz önünde bulundurulmalıdır. Avukatın  bu gibi ihtimalleri arabuluculuk başlamadan önce değerlendirmesi ve gerekli hazırlıkları yapması ve arabulucuyu bilgilendirmesi gerekir.

Uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlayabilecek bilim insanı, mali müşavir, mühendis gibi uyuşmazlığa hukuken taraf olmayan bu kişilerin özel oturumlara katılımı ilgili tarafın iradesine,  ortak oturuma katılımı ise tarafların ortak iradesine bağlıdır. Hazırlanan raporların toplantı öncesi paylaşılması tarafların hazırlık yapması bakımından yararlı olacaktır. Arabuluculuk müzakerelerine katılanlar daha sonra açılacak bir hukuk davasında veya tahkim yoluna başvurulduğunda müzakereler hakkında tanıklık yapamazlar (HUAK m. 12).

Toplantı Yerinin Belirlenmesi

Dava şartı arabuluculukta arabuluculuk görüşmeleri, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonunun yetki alanı içinde yürütülür (HUAK m.18/A,17). İhtiyari arabuluculukta ise emredici kurallara aykırı olmamak kaydı ile taraflar arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler (HUAK m.15/1,2). Arabuluculuk görüşmelerinin yapılacağı yerin belirlenmesini de bu kapsamda düşünebiliriz. Uzlaşma görüşmeleri taraflarca seçilen herhangi bir yerde yapılabilir, avukatlardan birinin bürosunda yapılabilir, anlaşma olmaz ise veya taraflar isterler ise Baro tarafından bu amaçla tahsis edilmiş yerde yapılabilir. Barolara düşen görev –imkanlar nisbetinde- uzlaşma sağlama müzakereleri için yer tahsis etmeleridir. (USY.m.17). Uzlaşma görüşmelerinin yapılacağı yerin elbette, arabuluculuk görüşmelerinin yapılacağı yerde olduğu gibi gizliliğe uygun bir yer olmasına da dikkat edilmelidir (USY.m.6).

Avukatın, arabuluculuk sürecinde üstleneceği rol

Avukat arabulucluk sürecine hazırlıklı olmalıdır. Ayrıca, sürece katılımı da aktif bir şekilde olmalıdır. Sürece katılanlarla empati kurabilmeli, iletişim becerilerini sergileyebilmeli, müzakere tekniklerini uygulayabilmeli, çözüm odaklı olmalı, aynı zamanda sabırlı ve iyi bir dinleyici olmalıdır. Ayrıca, sürece katılan müvekkilinin de kendisini doğru ifade etmesine yardımcı olmalıdır. Özel görüşme ihtiyacı doğduğunda bunu talep edebilmeli ve özel görüşmelere müvekkili ile birlikte katılmalıdır. Görüşmelere ister müvekkili ile beraber katılmış olsun, ister sadece müvekkili veya sadece vekil olarak kendisi katılmış olsun müvekkili ile sürekli bir iletişimde ve bilgi alışverişinde bulunmalıdır. Müzakere sırasında çözüm seçeneklerini çeşitlendirmeye çalışmalı,  teklifler ve karşı teklifleri sürekli gerçeklik testine tabi tutmalı ve nihayetinde  müvekkili için de karşı taraf için de uygulanabilir; müvekkilinin ihtiyaç ve menfaatlerine hitap eden bir anlaşma yapılmasına gayret etmelidir.  Arabulucunun açılış konuşmasından sonra taraflar, genellikle pozisyonlarını ifade etmek üzere kendi açılış konuşmalarını yapar. Bu ritüeli bilen avukatlar bu aşamada hem etkili bir özetleme ve müvekkiline de rehberlik yapmalıdır.

Açılış konuşmasını müvekkil yahut taraf vekili yapabilir. Taraflarca yapılan açılış konuşmaları, sürecin nasıl ilerleyeceği konusunda önemli bir göstergedir. Taraf vekilleri yaptıkları meslek nedeniyle en karmaşık konuları bile kısa sürede özet bir şekilde dile getirme becerisi geliştirmişlerdir. Bu nedenle müvekkil uyuşmazlık konularını kısa sürede ve uygun dille ifade edemeyecek durumdaysa açılış konuşmasını taraf vekili yapmalıdır. Yine karmaşık ve hukuki yönleri öne çıkan bir açılış konuşması yapılması gerekiyorsa bunu taraf vekilinin yapması uygundur. İlk sözü kimin alacağı, bir tarafta birden çok katılımcı olması hâlinde kimin sunum yapacağı hazırlık aşamasında taraf vekilleri ve arabulucu arasında kararlaştırılabilir veya sürecin yöneticisi olarak arabulucu, söze başlayacak kişiyi belirleyebilir.

Tarafların/vekillerinin açılış konuşmasında amaç  arabulucunun da konuyu daha iyi anlamasını sağlamanın yanında aslında diğer tarafla müzakere edilecek olan uyuşmazlık konusunun çerçevesini çizmek, müvekkilinin düşüncelerini, taleplerini, pozisyonunu açıklamaktır. Aynı şekilde, diğer tarafın/vekilinin de açılış konuşması yapma hakkı vardır. Bu nedenle, açılış konuşmalarının çok uzun olmaması ve müzakerelere başlama şansını ortadan kaldıracak üslup ve talepleri içermemesi ve mümkünse tarafların muhtemel ortak çözüm  alanını ve geleceği hedeflemesi gerekir.

 Özel/ortak oturum talep etmek

Avukat, müvekkilinin çıkarlarının hangi toplantı türünde korunacağını düşünüyorsa bunu arabulucudan talep edebilir. Özel oturumları arabulucu talep edebileceği ya da önerebileceği gibi taraflar ve vekilleri de talep edebilir. Özel toplantılarda diğer taraf olmadan müvekkil ve vekili durum değerlendirmesi yapma şansını bulduğu gibi, arabulucu da  tarafların pozisyonlarının gerisini görme, ihtiyaçlarını  belirleme noktasında şansına kavuşabilmektedir. Ancak, özel toplantılarda taraf vekilleri de arabulucu da  gizlilik kuralını gözden uzak tutmaması gerekir.  Arabulucu, özel oturumda edindiği bilgilerin hangilerini karşı tarafla paylaşacağı konusunda ilgili tarafın onayını almalıdır, aksi halde gizliliğin ihlali söz konusu olabilecektir.  

Uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olan olayları asiller bizzat yaşadıklarından, görüşmelere katılarak kendilerini doğrudan ifade etmeleri, uyuşmazlığın nedenleri ve taraflar üzerindeki etkilerinin daha iyi anlaşılmasını sağlar. Ancak, bazen tarafların bizzat katılımları veya o anki duygusal durumu  sürecin akışına zarar verebilir, avukatın bu durumu iyi gözlemlemesi gerektiğinde süreci tek başına yürütmesi gerekebilir.

Taraf vekilleri, arabuluculuk sürecinde taraflar arasındaki iletişimi etkinleştirerek çözüme önemli katkıda bulunabilirler. Ancak avukatların tarafların iletişimini kolaylaştırmak için yapacakları avukatlık hukukuyla sınırlıdır. Avukatlar müvekkilleri adına iletişim kurarken veya taraflar arasındaki iletişimi kolaylaştırırken özen, sır saklama, mesleki dayanışma, objektif olma, hasımla temas kurmama, özdeşleşmeme, nezaketli davranma ve bağımsızlığını koruma gibi yükümlülükler altındadırlar.

Avukatların, müvekkillerinin hukuki çıkarlarını koruma klasik görevlerinin yanında, kazan-kazan yaklaşımı sergilemeleri, çözüm seçeneklerini arttırmaları, müzakere sürecinin olumlu havada, işbirliği içinde yürütülmesine de çalışmalıdırlar. Karar ağacı analizi yapmak, beyin fırtınası yapmak, kişilere değil sorunu çözmeye odaklanmak müzakere sürecinin olumlu havada ilerlemesine katkı sunacaktır.  

Avukat sadece müvekkili kendisinden talep ettiğinde değil gerektiğinde inisiyatif de alarak  müzakerelerde aktif rol üstlenebilmeli, teklifleri, karşı teklifleri  olumlu olumsuz yönleri ile değerlendirebilmeli ve müvekkilini sürekli olarak bilgilendirmelidir. 

Gerek arabuluculuk, gerek 35/A ve gerekse dava ve diğer uyuşmazlık çözüm süreçlerinde müvekkilin beklentisi ve haliyle pozisyonu yüksek olabilir. Hatta sadece müvekkilin katıldığı görüşmelerde bu beklentiler abartılı talebe de dönüşebilir. Bu nedenle, avukat, ister müvekkili ile birlikte katıldığı isterse müvekkilinin katıldığı süreçte sürekli müvekkili ile iletişimde olmalı,  müvekkilinin beklentilerini ve söylemlerini sürekli dengelemelidir. Bu nedenle duruma göre mola, duruma göre görüşmenin ileri bir tarihe ertelenmesini isteyebilmeli ama gerekiyorsa da müvekkilini masada tutmayı becerebilmelidir. Bu da sürekli müvekkili ile empati kurmasıyla, müvekkilinin süreçte kendisini baskı altında hissetmemesini sağlamasıyla mümkün olabilir.

Müzakerelerde ileitşim becerilerini göstermek, müzakere taktiklerini bilmek ve karşı tarafın taktiklerini tahlil edebilmek  önemlidir. Bu nedenle avukat süreci dikkatli ve etkin bir şekilde takip etmelidir. Bu nedenle iletişimde kullandığı kelimelerin seçiminden duygu ve düşüncelerini ifade ediş biçimine, üslubuna ve aynı zamanda jest ve mimiklerine, hatta sesinin tonuna ve yüksekliğine dikkat etmeli; gerek kolaylaştırıcı üçüncü kişinin ve gerekse karşı taraf asil ve avukatının hatta sürece katılan 3.kişilerin  uyuşmazlığı ve çözüm seçeneklerini doğru görebilmesini sağlayabilmelidir. Bu da dikkatli ve etkin olmanın yanı sıra dürüst, içten, kontrollü ve sabırlı olmayı da gerektirir. Çünkü her zaman karşı taraf müzakerelerde  uyumlu olmayabilir; kışkırtıcı ve düzeni bozucu söz ve hareketlere kalkışabilir. Böyle durumlarda ortada arabulucu gibi kolaylaştırıcı ve süreci yöneten 3.kişinin varlığı halinde  gerekli kontrol ve müdahaleyi kendisi değil 3. kişiye bırakmalıdır. Ancak, 35/A gibi asiller ve avukatlarından oluşan müzakerelerde kontrol ve müdahaleyi uygun bir şekilde yerine getirmelidir.

Vekil olmak, müvekkilinin hak ve menfaatlerinin yanında olmaktır ancak avukat müvekkili ile özdeşleşmemeye özen göstermelidir. Avukatlar, müzakerede kişilerle uyuşmazlık konusunu ayrı tutmalı; konuyu gerçekçi ve gerekiyorsa acımasız bir tarzda ele almalı ama gerek müvekkiline gerek karşı tarafa gerek meslektaşına ve gerekse kolaylaştırıcı 3.kişiye karşı yumuşak üslubunu korumalıdır.   Bu şekilde uygun müzakere ortamı oluşturulmuş, ilişkiler  dengelenmiş ve anlaşma olasılığı arttırılmış olur.

Avukat, arabuluculuk ve diğer iradi uyuşmazlık çözüm süreçleri boyunca müzakere edilen konu, seçenek ve edimleri gözden geçirmeli, gerçeklik testine tabi tutmalıdır. Bu kapsamda görüşülen konu, seçenek ve edimlerin arabuluculuğa elverişliliğini, kanuna, ahlaka, bilimsel gerçeklere, emsal durumlara ve yargı kararlarına uygunluğunu, müvekkilin ihtiyaç ve menfaatlerine uygunluğu, aşırı iyimser/kötümser yahut abartılı olup olmadığını, pozisyonlardan gereğinden fazla taviz verilip verilmediğini, edimin icra edilebilirliğini, doğrudan ilamlı icraya konu edilip edilemeyeceğini, icra edilebilirlik kararı için duruşma yapılıp yapılmayacağını, edimin ifası için ayrıca dava açmanın gerekip gerekmediğini  sürekli değerlendirmeli, gerektiğinde bu hususlarda müvekkilini aydınlatmalı, müzakerenin müvekkilinin ihtiyaç ve menfaatlerine uygun seyretmesini sağlanmalıdır.

İletişim ve müzakere eğitimi almamış ya da uzlaşı kültürünü  içselleştirmemiş avukatların genel olarak yaptıkları hatalara örnekler vermek gerekirse;  müvekkili ile oturup karar ağacı oluşturmak yerine, diğer tarafla iletişim ve müzakere yolunu seçmek yerine hemen dava açmaya odaklı olmak; uyuşmazlık çözüm sürecinde diğer tarafla iletişimde ve müzakerede  sert ve uzlaşmaz bir dil kullanmak, sabırsız davranmak, acele etmek; sürece dahil edilmesi gerekenleri ihmal etmek; müzakerelerde müvekkilin bilgisi ve oluru dışında hareket etmek; müvekkilini düzenli ve olması gerektiği ölçüde özenli biçimde bilgilendirmemek; arabuluculuk ve diğer iradi uyuşmazlık çözüm yollarına başvururken gerekli ve yeterli hazırlığı yapmamak, sürece ve oturumlara katılacak müvekkilini yeterince bilgilendirmemek; anlaşma metninin oluşturulmasını arabulucuya bırakmak, aktif rol üstlenmemek, gerekli mesaiyi harcamamak; bir çok örnek verilebilir ancak kısaca belirtmek gerekirse arabuluculuk ve diğer uyuşmazlık çözüm müzakereleri için gerekli hazırlığı yapmamak, gerekli zamanı ayırmamak… şeklinde özetlenebilir.  

Dürüst ve güvenilir bir avukat izlenimi önemlidir. Etkili konuşma kadar etkili dinleme de önemlidir. Diğer tarafla ve 3.kişilerle süreç boyunca  iletişimde kalmak ve anında geri bildirimde bulunmak; gerek müvekkili ile gerek arabulucu ile ileitşimde ve gerekse karşı taraf ile iletişim ve müzakere sırasında empati kurmak önemlidir.

Avukat,  katılımcılardan müzakerenin nasıl gittiği konusunda görüş alabilir. Böylece ilgili taraftaki herkesin aktif katılımı süreci dikkatle takip etmesi de sağlanmış olur. Avukatın beyan edilen görüşleri dikkate alması müzakerenin başarılı bir seyir izlemesi bakımından da önemlidir.  Müzakereler sırasında avukat, her ne kadar müvekkilinin hak ve menfaatleri, pozisyonun korunması konusunda gayret gösterse de bir taraftan da iki taraf için de adil bir çözümü de hedeflemelidir.

Taraflar adil bir çözüme ulaşmışlar ise bu çözümü taraf iradelerine uygun bir şekilde anlaşma belgesine aktarılması da gerekir.  Bu  aşamada da taraf vekili avukatlar arasında  ortaklaşa bir çalışma yapılmalı, detaylar üzerinde çalışılarak, ilerde sorun çıkması ve ilerde icra edilebilirlik imkanının olmaması gibi durumlarla karşılaşılmasının önüne geçilmelidir. Bu şekilde arabulucu, uzlaştırmacı gibi kolaylaştırıcı 3.kişilerin de yükü hafifletilmiş olur. 


Arabulucu- Avukat İhsan BERKHAN

  • Paylaş:

0 Yorum

Henüz onaylanmış yorum yok! Yazıya ilk yorumu siz yazarak düşüncelerinizi diğer kullanıcılarla paylaşabilirsiniz.

Yorum Yaz