Tahkim. Hukukçular
tahkimin tanımını farklı şekillerde yapmaktadırlar[1],
ancak, en kısa şekilde tahkim için ‘devlet yargısı dışında özel bir yargı
faaliyetidir’ diyebiliriz. Kanunla (6100 s.HMK.m.407-444 ve 4686 s.MTK)
düzenlenmiştir. Mahkeme kararları gibi
bağlayıcıdır. Mahkeme kararları gibi
icra edilebilme ve kesin hüküm oluşturma özelliğine sahiptir[2].
Tahkim
Sözleşmesi, zorunlu olarak devlet yargısında
görülmesi gereken uyuşmazlıklar ile kanunda ayrık tutulan taşınmazın aynına ilişkin
uyuşmazlıklar ve iki tarafın iradesine
tabi olmayan uyuşmazlıklar hariç olmak üzere veya diğer bir anlatımla, kanunun
tahkim yolu ile çözümlenmesine izin verdiği konular kapsamında tarafların sözleşmeden
veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğması muhtemel
uyuşmazlıklarla ilgili olarak, yargılamanın devlet mahkemesinde değil de hakem veya hakem kurulunca çözümlenmesi konusunda yaptıkları, tarafların
iradelerini açık ve kesin bir şekilde yansıtması gereken bir anlaşmadır (HMK.m.412)[3].
Tahkim
Sözleşmesinin Şekli ve Özellikleri
· Yazılı
yapılır.Geçerlilik şartıdır ancak resmi şekil şartı yoktur. Buradaki yazılılık,
TBK’ da düzenlenen (m.13-15) yazılı şekilden farklıdır.
· Yazılılık
şartını sağlayan durumlar: Tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalı yazılı bir
belgeye veya taraflar arasında teati edilmiş
mektup, telgraf, elektronik ortam yazışmalara veya dava dilekçesindeki
iddialara davalının cevap dilekçesinde itiraz etmemiş olması.
· Bu
sözleşme ayrı bir sözleşme şeklinde olabileceği gibi taraflar arasındaki
sözleşmenin bir şartı şeklinde de olabilir[4].
· Asıl
sözleşmenin bir parçası haline getirmek için
tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması halinde de sözleşme
yapılmış sayılır.
· Uyuşmazlığın
konusu belli olmalıdır.
· Asıl
sözleşmenin geçerli olmadığı bu nedenle tahkim sözleşmesinin de geçersiz olduğu
itirazı yapılamaz (HMK.m.412).
· Tahkim
sözleşmesi varsa, ilamsız icra yoluna başvurulabilse de, itiraz olduğunda,
itirazın iptali değil itirazın kaldırılmasının istenmesi gerekir.
· Tahkim
sözleşmesinin taraf vekilince
akdedilebilmesi için özel yetkili
vekaletname olması gerekir (HMK.m.74)[5].
Tahkim
Sözleşmesinin Sona Ermesi
Anlaşma,
birlikte anlaşmayı geçersiz kılma, süre
öngörülmüş ise sürenin bitiminde sona erer.
Tahkimi
Devlet Yargısından Ayıran Özellikleri[6]
· Tahkimde,
devlet yargısından farklı olarak, tahkime başvurulması, hakem seçilmesi
tarafların iradesine bağlıdır.
· Devlet
yargısında, hakimler yargı gücünü
kanunlardan alır ve millet adına karar verir. Tahkimde ise hakem yetkisini tahkim sözleşmesinden alır.
· Tahkimde,
devlet yargısından farklı olarak yargılama usulünü taraflar
belirleyebilmektedir.
· Tahkimde,
devlet yargısından farklı olarak, uygulanacak maddi hukuku da taraflar
belirleyebilmektedir.
· Tahkimde,
devlet yargısından farklı olarak, taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklar ve
iki tarafın iradelerine tabi olmayan uyuşmazlıklarla, kamu düzenine ilişkin
uyuşmazlıklarla ilgili yargılama
yapılamaz (HMK.m.408).
· Tahkimde,
hakemlerin yargılama yapabilmesi olumlu etki, mahkemeye başvuruyu engellemesi
olumsuz etki olarak değerlendirilmektedir. Devlet yargısında özel ve teknik bilgiyi gerektiren
durumlarda bir ya da birkaç kez bir kişi
ya da ortalama üç kişiden oluşan bilirkişi heyetine dosyanın gönderilmesi bir
yandan hakimin kararına daha kolay ve doğru karar oluşturabilmesine katkı
verirken bir yandan ise yargılamanın uzamasına sebep olmaktadır. Hakemlerin
özellikle konusunda uzman bilirkişilerden seçilmesi bu süreci kısaltmakta, bu
yönüyle olumlu olarak değerlendirilmekte iken,
kimi zaman teknik bilgiye sahip olsa da hukuk bilgisine sahip olmayan
hakemler ise bu sisteminin olumsuz yönü olarak görülmektedir[7]. Bir de karar verici
olmayan ama sadece kendilerinden tespit yapması istenen(örneğin zararın
miktarının tespitinin istendiği)
hakem-bilirkişiler vardır. Hakem Bilirkişiler , kendi uzmanlıkları
çerçevesinde tespitte bulunurlar ama karar verici değillerdir[8].
· Tahkimde,
devlet yargısının aksine yargılama gizlidir. Bu durum ticari, mesleki ve
kişisel sırların korunması bakımından olumlu görülmektedir.
· Tahkim,
devlet yargısına göre daha kısa, konun yolu daha sınırlıdır. Ancak, tahkim
yargılaması giderleri devlet yargısına göre daha yüksek olabilmektedir.
· Tahkim
devlet yargısının aksine sadece çekişmeli uyuşmazlıklar için geçerlidir.
· Tahkimde,
devlet yargısından farklı olarak talep ,
savunma ve delillerin verilme süresini
taraflar kararlaştırabilir; bu süre hakem tarafından da belirlenebilir.
Ancak, iddia ve savunmalar tabi tahkim sözleşmesinin dışına çıkılabileceği
anlamına gelmez ( HMK.428). Delillerin toplanmasında, kanunda izin verilen
hallerde – HMK.m.411- hakemin veya kurulun kararı ile mahkemeden yardım
istenebilir (HMK.m.432).
· Tahkimde
devlet yargılamasından farklı olarak
yargılamanın dosya üzerinden devam edeceğine veya duruşma
yapılmasına hakem veya hakem kurulu
karar verebilir.Bir tarafın hakeme veya hakem kuruluna verdiği dilekçenin diğer
tarafa bildirilmesi hukuki dinlenilme hakkının bir gereğidir (HMK.m.429).
· Kararın
düzeltilmesi veya tavzihi (2 hafta
içinde), tamamlayıcı hakem kararı verilmesi (1 ay içinde) gibi istisnai durumlar (HMK.m.437) hariç,
tahkimde, devlet yargısından farklı olarak, hakem ya da hakem kurulunun yetkisi,
nihai kararla ortadan kalkar(435).
· Tahkimde
olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın iadesinde, iade sebeplerinden bazıları
uygulanmaz (HMK.m.443).
· Tahkimde
devlet yargısından farklı olarak iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı uygulanmaz[9].
Tahkim
Türleri ve Uygulama Alanı[10]
a) İç
Tahkim – Milletlerarası Tahkim
İç
Tahkim, 4686 s.MTK’nun tanımladığı anlamda
yabancılık unsuru taşımayan ve tahkim
yerinin de Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklarda uygulanan
tahkimdir ve iç tahkimde 6100 s.HMK hükümleri uygulanır (HMK.m.407-444)
Milletlerarası
Tahkim, Tahkim yeri Türkiye olarak belirlenmiş
olan ancak yabancılık unsuru taşıyan veya
taraflar veya hakemlerince uygulanacak kanun olarak bu kanunun seçilmesi
durumunda uygulanan tahkimdir ve bu durumda 4686 s.Milletlerarası
Tahkim Kanunu ( MTK) hükümleri uygulanır[11].
b) Ad-hoc
(arızî) Tahkim - Kurumsal Tahkim
Ad-hoc Tahkim, Uyuşmazlık
ortaya çıktıktan sonra tarafların hakemlerini ve yargılama kurallarını belirledikleri
tahkim türüdür. Buna Arızi hakem Mahkemesi de denir. Her ne kadar taraflar
kuralları belirleme hakkına sahip iseler de daha çok belirli tahkim kurallarına
atıf yapılmaktadır.
Kurumsal
Tahkim, tahkim
yargılamasının idari işleyişini ve organizasyonu ve kendi tahkim kurallarını
uyuşmazlık çıktıktan sonra değil önceden belirleyen kurumların uyguladığı
tahkim türüne verilen addır. Kurumsal Hakem Mahkemesi olarak da
adlandırılmaktadır. Milletlerarası alanda,
1923 yılında Paris’ te kurulan
Milletlerarası Tahkim Odası ve bu odanın
2017 yılında oluşturduğu Tahkim Kurallarını (ICC); ülkemizde ise 2015 yılında
kurulan İstanbul Tahkim Merkezi’ ni ( İSTAC);, ve Tahkim Kurallarını örnek
olarak sayabiliriz[12].
c)
İhtiyari Tahkim –Zorunlu Tahkim
İhtiyari Tahkim, HMK ve MTK da düzenlenen, yabancılık unsuru
taşısın taşımasın, kurallar önceden belirlensin veya sonradan belirlensin
tarafların bu özel yargılama yolunu kendi özgür iradeleri ile seçmesini
İhtiyari tahkim olarak adlandırabiliriz.
Zorunlu Tahkim ise, kanundaki düzenleme gereği ilgili
uyuşmazlığın mutlaka tahkimle çözümlenmesi zorunluluğudur.3533 sayılı Umumi,
Mülhak ve Hususi Bütçelerle İdare Edilen Daireler ve Belediyelerle Sermayesinin
Tamamı Devlete Ait Daire ve Müesseseler Arasındaki İhtilafların Tahkim Yolu ile Halli Hakkında Kanun, zorunlu
tahkime örnek olarak verilmektedir[13].
Devlet
Yargısından Tahkime Geçiş Yolu
1. Yol:
Yargılama sırasında taraflar eğer uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi
konusunda anlaştıklarını mahkemeye bildirmeleri halinde mahkeme dava dosyasını ilgili hakeme veya
hakem kuruluna gönderir (HMK.m.412/5).
2. Yol:
Tahkim sözleşmesinin taraflarından biri mahkemede dava açmış ise, karşı taraf
ilk itirazda bulunabilir. Hakim geçerli bir tahkim sözleşmesi varsa, itirazı
kabul eder ve dosyayı usulden reddeder (HMK.m.413/1).
Tahkimden
Devlet Yargısına Geçiş Yolu (Olağan Kanun Yolu: İptal Davası)
Taraflarca
aksi kararlaştırılmamış ise , ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti
kararı verilebilir ve uygulanabilir. Ancak, hakem ya da hakem heyetinin cebri
icra yetkisini kullanma özelliği olmadığı için bu konuda mahkemenin yardımı
istenebilecektir.
Tahkim
yargılaması devam ederken, delillerin toplanmasında mahkemeden yardım istenmesi
(HMK.m.432), hakem seçimi (HMK.m.416), hakemin reddi (HMK.m.418) gibi tahkim yargılaması içerisinde olan geçici (Asliye
Hukuk/Ticaret) mahkemenin (müdahalesinin
istenmesi dışında ancak hakem ya da
hakem heyeti nihai kararına karşı kanun
yoluna başvurulabilir.Bu kanun yolu tahkim yerindeki görevli ve yetkili Bölge
Adliye Mahkemesinde tahkim kararının (
varsa tavzih, düzeltme, tamamlama kararının ) bildirim tarihinden itibaren 1 ay
içinde açılması gereken İptal Davasıdır (HMK.m.439). Olağanüstü kanun yolu ise
yargılamanın iadesidir.
Tahkimin
Hukuki Niteliği
Taraflar
arasında mevcut bir uyuşmazlığın çözümü için yapılması; hakemlerin seçilmesi,
davanın açılması, delillerin gösterilmesi gibi usuli işlemlerden dolayı
tahkimin bir usul sözleşmesi olduğunu ileri sürenler olduğu gibi; tarafların
iradeleri çerçevesinde hüküm ifade ettiği ileri sürülerek maddi hukuka ilişkin
bir sözleşme olduğu da ileri sürenler bulunmaktadır. Karma görüş ise tahkimin
hem maddi hukuk hem de usul hukuku sözleşmesi olduğunu savunur. Öğretideki çoğunluk
ve Yargıtay ise tahkim sözleşmesinin bir usul hukuku sözleşmesi olduğu
görüşündedir[14].
Hakem
Sözleşmesi,
Hakemler ve taraflar arasında yapılan sözleşmedir.Hukuki niteliği
bakımından maddi hukuk sözleşmesi olduğu kadar usul sözleşmesidir de.Sözleşmenin
tarafı olan hakem ya da hakemler tahkime yoluna başvurulan uyuşmazlıkla ilgili
bir karara varacaklar, bunun karşılığında da taraflardan hakeme ücret
ödeyecekler[15].Bu
ücret, aksine bir anlaşma yoksa, her yıl yayınlanan ücret tarifesine göre
belirlenir (HMK.m.420).
Hakem
Seçimi, Tek hakemi taraflar anlaşarak seçebilirler,
anlaşamazlar ise mahkeme seçer.Sadece gerçek kişiler hakem seçilebilir. Hakemlerin
sayısı taraflarca belirlenememiş ise 3 hakem seçilir (HMK.m.415). Üç hakem
seçilecek ise birer hakemi taraflar, aynı zamanda başkan olacak olan üçüncü
hakemi ise bu hakemler seçer. Seçim bir ay içinde yapılamaz ise mahkeme
seçer.Mahkemenin kararı kesindir.Bu üç hakem arasında en az biri 5 yıl kıdeme
sahip hukukçu olmalıdır (HMK.m.416).Hakemlerden biriinn görevi herhangi bir
sebeple sona ererse yeni bir hakem
seçilir, bu hakem seçimi için geçen süre tahkim süresinden sayılmaz (HMK.m.421)[16].
Hakemler
de hakimler gibi bağımsız ve tarafsız bir şekilde davranarak karar vermelidir. Çekilme
ve red sebepleri hakimlerin çekilme ve red sebepleri ile benzerlik
gösterir.Reddi gerektiren durumun öğrenilmesinden itibaren 2 haftalık süre
içinde bulunulmalı ve karşı tarafa da yazılı olarak iletilmelidir. Reddi
istenen hakem çekilmez veya diğer taraf kabul etmez ise hakem kurulu karar verir.Talebi kabul
edilmeyen taraf 1 ay içinde mahkemeye başvurabilir. Aynı şekilde karar
çoğunluğunu etkileyecek sayıda hakemin reddi isteniyor ise doğrudan mahkemeye başvurulmalıdır
(HMK.m.418).
Hakem,
görevi kabul etmesine rağmen – haklı bir nende olmadan veya tarafların aksine
bir anlaşması olmadan- görevi icra etmekten kaçınır ve bu nedenle bir zarar
meydana gelirse, uğranılan bu zararı hakem karşılamakla yükümlüdür (TBK.m.419)[17].
Tahkimin
Yargılama İlkeleri
· Tarafların
eşitliği . Tarafların eşitliği aynı zamanda bir emredici hükümdür. Taraf
eşitliğinin ihlali hakem kararının iptal sebebidir (HMK.m.423, 439).
· Hukuki
dinlenilme hakkı (HMK.m.423). Hukuki dinlenilme hakkı da emredici bir kuraldır.
· Tasarruf
ilkesi.
· Kendiliğinden
araştırma ilkesi /Taraflarca getirilme ilkesi (Taraflar karar verir).
· Dürüstlük
kuralı (Hakemler), doğruyu söyleme yükümlülüğü (Taraflar).
· Yargılamada
yazılılık / sözlülük ( Taraflar karar verir).
· Doğrudanlık
ilkesi.
· Hakemlerin
yetkisine itiraz edilmesi halinde, kendi yetkileri hakkında karar verebilirler,
buna Kompetenz-Kompetenz ilkesi
denmektedir.
Taraflara
tebligat, –
aksi kararlaştırılmadıkça 7201 s.Tebligat Kanununa göre (HMK.m.438).
Tahkim
yeri, taraflarca veya seçtikleri tahkim kurulunca
kararlaştırılır (HMK.425).
İhtiyati
tedbir veya ihtiyati haciz kararı alınmış olmasına rağmen
2 hafta içinde tahkim davası açılmaz ise alınan bu tedbir ve haciz
kendiliğinden kalkar (HMK.m.426).
Tahkim
süresi, 1 yıl içinde karara bağlanır, ancak, taraflar
anlaşarak, anlaşamamışlarsa mahkemece
uzatılabilir. Bu karar kesindir (HMK.m.427).
Tahkim
Yargılamasının Sona Ermesi
· Hakem
ya da hakem kurulunun son kararını vermesi ile.
· Davalının
hukuki yararı bulunduğunun Davalının talebi ve hakemin ya da hakem kurulunun
kabulü hali hariç davacının davasını geri almasıyla. Tabi, geri almada diğer
tarafın itirazının olmaması, osla bile hukuki yararının bulunmaması gerekir.
· Tarafların
yargılamayı sona erdirme konusunda anlaşmaya varmaları halinde.Taraflar tahkim
yargılaması sırasında sulh olursa bu hakem kararı olarak tespit edilir
(HMK.m.434)[18].
· Hakem
ya da Hakem kurulu yargılamayı sürdürmenin imkansız ya da gereksiz olduğuna
karar vermesi halinde.
· Tahkim
süresinin uzatılmasına ilişkin talebin reddedilmesi halinde.
· Oybirliği
gerektiren durumda bunun sağlanamaması halinde.
· Giderler
için avans yatırılmadı ise (HMK.m.435).
Yargılama
Giderleri, taraflarca aksi kararlaştırılmış değil
ise, haklılık durumuna göre taraflar arasında paylaştırılır, aksi halde haksız
çıkan taraf yükletilir. Yargılama giderleri ile ilgili taarflardan avans
istenebilir, 1 ay içinde bu avans ödemesi yapılmaz ise tahkim yargılaması sona erer (HMK.442).
Hakem
Kararının İptali Sebepleri
· Taraflardan
biri ehliyetsiz ise.
· Tahkim
sözleşmesi geçersiz ise.
· Hakem
seçiminde sözleşme ya da kanunda öngörülen usule uyulmaması halinde.
· Tahkim
kararının tahkim süresi içinde
verilmemesi halinde.
· Hakem
ya da hakem kurulunun hukuka uygun olmayan yetki kararları vermesi halinde.
· Hakem
ya da hakem kurulunun yetkisini aşan kararlar vermesi halinde.
· Karara
etkisi olan usule uygun olmayan
yöntemler uygulanması halinde.
· Tarafların
eşitliği ilkesine, hukuki dinlenilme ilkesine uyulmaması halinde.
· Uyuşmazlığın
tahkime elverişli olmaması halinde.
· Kararın
kamu düzenine aykırı olması halinde (HMK.m.439)[19].
MTK
ile HMK da hakem kararının iptal sebepleri iki düzenleme dışında aynı
sayılabilir. Birincisi HMK da iptal sebepleri ve hakimin yetkisi MTK ya göre
daha geniştir. Diğer bir fark, MTK’ da iptal davasının açılmışsa icraya
başvurulması veya icraya devam edilmesi mümkün değildir (MTK.m.15/A). HMK’ da
ise, iptal davası açılması hakem kararının icrasını durdurmaz[20].
İptal
davası 1 ay içinde açılmalıdır. Dava açılması icrayı kural olarak durdurmaz,
ancak, ilgilinin talebi üzerine hakim hükmolunacak şeyin değerini karşılayacak
şekilde teminat gösterilmesini isteyerek hakem kararının icrasını
durdurabilir.İptal davaları öncelikle ve ivedilikle görülür. Bölge Adliye
mahkemesinin iptal davası hakkında verdiği karar, tebliğden itibaren 2 hafta
içinde temyize götürülebilir, ancak temyiz icrayı durdurmaz. Şartları varsa
hakem kararlarına karşı yargılamanın iadesi yoluna gidilebilir.
Hakem
kararlarına karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidilmesi mümkün
değilse de iptal kararı veren mahkemenin kararına karşı Anayasa’da veya AİHS’
nde güvence altına alınan hak ve özgürlüklerin
ihlal eidldiği gerekçesi ile bireysel başvuru yoluna gidilebilir[21]
Tahkimin
Arabuluculuktan Farkları
· Uyuşmazlıkların
devlet yargısı dışında çözümlenmesi bakımından tahkim ve arabuluculuk
kavramları benzer ise de usul ve
sonuçları bakımından farklı kavramlardır.
· Arabulucunun
görevi taraflara dostane çözüme ulaşmalarında onlara yardımcı olmak, süreci
etkinleştirmek, iletişim ve müzakereyi kolaylaştırmak, eşitlik ve tarafsızlık
çerçevesinde taraf iradesi ile süreci
ilerletilmek, sonuç odaklı yönetmektir. Hakem de tarafsız ve bağımsızdır ancak
uyuşmazlığın sonucu hakkında arabulucudan farklı olarak hakem karar vericidir.
Tahkimin Çözüm Bekleyen Sorunları
Ülkemizde,
tahkimle ilgili 12.1.2011 tarih ve 6100
sayılı HMK hükümleri (m.407-444) ve 21.06.201 tarih ve 4686 sayılı MTK olmasına
İSTAC, İTOTAM, TBB Tahkim Merkezi gibi merkezler olmasına, tahkimle ilgili ek
çok kitap, yayın, seminer vb. çalışmalar olmasına rağmen tahkimin gelişiminin
istenilen hızda ve seviyede olmadığını söyleyebiliriz. Bunun pek çok nedeni
olduğu ileri sürülebilir. Öne çıkan birkaç nedeni üzerinde durmak, çözüm
üretebilmek için gerekli görülmektedir.
· Tahkim
sözleşmelerinde tarafların tahkim iradelerinin açık ve net olması, karışıklığa
meydan bırakmaması gerekir.Örneğin, çıkabilecek uyuşmazlıklarla ilgili hem
tahkime başvurunun kabul edilmesi hem de mahkemenin yetkilendirilmesi tahkim
anlaşmasını geçersiz kılmaktadır. Bu nedenle, uyuşmazlıklarının tahkim ile
çözümlenmesini isteyenlerin bu hususlara dikkat etmesi önemlidir[22].
· Yargıtay
tahkim sözleşmesinde iki tarafın ortak irade birliğini aramaktadır. Bu nedenle,
bir tarafın tahkimi istemesi yetmemekte, iki tarafında iradelerinin aynı yönde
yani ortak olması gerekmektedir.Bu durum bizlere sözleşmelere tahkim şartı
koyarken ya da ayrı bir tahkim sözleşmesi yaparken konusunun uzmanı
hukukçulardan destek alınması gerektiğinin önemini göstermektedir[23].
· Tapu
iptali ve tescil talepli dava gibi taşınmazın aynına ilişkin davalar, tarafların serbest iradesine
dayanmayan veya boşanma davaları, idari davalar gibi mutlaka devlet yargısında
görülmesi gereken davaların tahkime elverişli olmadığına dikkat edilmesi
önemlidir[24].
[1] Necip Bilge, tahkim ile ilgili bir terminoloji
sorunu olduğunu; Sabri Şakir Ansay,
tahkimin, tarafların kendi istekleriyle
anlaşmazlıkların hallini bir veya
birkaç kimseye bırakabildiği, devletin müsaade ettiği özel yargı alanı olduğunu;
İlhan Postacıoğlu, tahkimin
‘tarafların anlaşmaları üzerine, aralarındaki nizanın hakem denilen
hususi şahıslar tarafından halledilmene’
dendiğini; İsmail Doğanay, tahkimi ‘
nizanın adli mercilere intikal ettirilmeksizin halledilmesi için reşit ve mümeyyiz kişi ya da kişilere yetki
verilmesi olduğunu; Rabi Koral,
tahkimi ‘uyuşmazlığı kaldırmak üzere üçüncü bir şahsın memur edilmesi’
olduğunu; Baki Kuru, tahkimin ‘bir
hak üzerinde uyuşmazlığa düşmüş olan iki tarafın anlaşarak çözümü özel kişilere
bırakmaları ve bu özel kişilerin uyuşmazlıkla ilgili bir karara varması’ demek
olduğunu belirtmektedir. Daha detaylı açıklamalar için bkz: Karadaş, İzzet, Ulusal (İç) Tahkim,
Ankara: Adalet Yayınları, 2013, s.19-22..
[2] Atalı, Murat / Ermenek, İbrahim / Erdoğan,
Ersin, Medeni Usul Hukuku, 4.Baskı,
Ankara: Yetkin Yayınları, 2021, s.729.
[3] Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Özekes,
Muhammet, Medeni Usul Hukuku, 9.Baskı, İstanbul: Onikilevha Yayınları, 2021,
s.605 (Bu makalede, ağırlıkla bu
kaynaktan yararlanılmıştır). Akıncı,
Ziya, Milletlerarası Tahkim, 4.Baskı,
İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2016, s.1.vd;
Berkhan, İhsan, Tahkim ve
Arabuluculukta Tarafsızlık İlkesi, s.10
vd.; Taşınmazda ayni hak değişikliği doğuracak Arsa Payı Karşılığı
İnşaat Sözleşmesinden kaynaklı bir uyuşmazlık tahkime elverişli değilse de ,
taşınmazla ilgili de olsa ayni hak
değişikliği yaratmayan örneğin hasılat kirasından kaynaklı uyuşmazlık tahkimle çözülebilecektir. Atalı / Ermenek / Erdoğan, s.733-734.; Akıncı, Ziya, Milletlerarası Tahkim, 4.Baskı, İstanbul: Vedat
Kitapçılık, 2016, s.3.
[4] Atalı / Ermenek / Erdoğan,
s.736
[5] Atalı
/ Ermenek / Erdoğan, s.734
vd.; Pekcanıtez / Atalay / Özekes,
s.606 vd.
[6]
Pekcanıtez / Atalay / Özekes, s.606.
[7] Pekcanıtez
/ Atalay / Özekes,
s.607; Atalı / Ermenek / Erdoğan,
s.729-730.
[8] Akıncı,
s.13
[9] Atalı
/ Ermenek / Erdoğan, s.751
[10] Atalı
/ Ermenek / Erdoğan, s.730 vd.;
[11]
Tarafların yerleşim yeri/olağan oturma yeri/işyerinin
farklı ülkelerde olması; Tahkimden veya
sözleşmeden doğan yükümlülüklerin bir bölümünün
ifa yerinden veya uyuşmazlık konusunun en çok bağlantılı olduğu yerden
başka bir devlette olması; en az bir ortağın yabancı sermaye getirmiş olması
veya yurt dışından sermaye temini için
kredi veya güvence sözleşmeleri yapılması ; bir ülkeden diğerine srmaye veya mal geçişinin olması durumlarında
uyuşmazlıkta yabancılık unsurunun olduğu kabul edilir ve MTK hükümleri
uygulanır. Atalı / Ermenek / Erdoğan, s.730-731.; Milletlerarası tahkim ‘Dış
tahkim’ olarak da adlandırılabilir. Berkhan,
s.14
[12] Atalı / Ermenek / Erdoğan, s.746-747.
[13] Berkhan, s.14
[14] Pekcanıtez
/ Atalay / Özekes, s.606-607 ; Karadaş, s.24; “Kaynağını devletin egemenlik yetkisinden almadığı
için Anayasa’nın 9’uncu maddesine de aykırılık teşkil etmeyen tahkim
sözleşmesi, objektif hukuk kuralının tarafsız ve bağımsız hakemler eliyle ve
belli bir yargısal usûlle uygulanmasını sağlaması sebebiyle bir özel
yargılamayı ortaya çıkarmaktadır. Şu hâlde tahkim sözleşmesinin bir usûl hukuku
sözleşmesi olduğunu kabul etmek tutarlı ve isabetli olur”. Erdoğan, Ersin, Tahkim Anlaşması, Yorumu ve İcrası, (s.17-31),
Tahkimde Güncel Sorunlar (V-VI), Editör: Dr.Metin Kıratlı vd., Türk Tahkim
Akademisi, Ankara; Cumhurbaşkanlığı Yayınları-134, Hukuk ve Mevzuat Genel
Müdürlüğü Yayınları-4, 2023, s.22; ‘Tahkim, usul hukuku sözleşmesidir’. Y.İBK, T.13.04.2018, E.2016/2 Esas, K.2018/4.
[15]
Atalı / Ermenek / Erdoğan,
s.740
[16]
Akıncı, s.30
[17] Atalı
/ Ermenek / Erdoğan, s.741
[18] Atalı
/ Ermenek / Erdoğan, s.755.
[19] Akıncı, s.32
[20]
Akıncı, s.34
[21] Atalı
/ Ermenek / Erdoğan, s.768.
[22] Y.15.HD., T.12.9.1994, E.1994/2006,
K.1994/4808; Y.15.HD., T.13.4.2009,
E.2009/1438, K.2009/2153.
[23] Y.19.HD.,T.24.1.2002, E.2001/4789,
K.2002/476; Y.11.HD., T.15.2.2011,
E.2009/3257, K.2011/1675.
[24] Y.1.HD., T.6.10.2004, E.2004/10234,
K.2004/10658; Y.15.HD., T.18.3.1986,
E.1985/3919, K.1986/1044.
(Kararlara Kazancı İçtihat Bilgi
Bankası’ndan ulaşılabilir. 01.12.2023).
0 Yorum