İBir Kedi Öyküsü…
Onbeş eylül sabahı, sabah
dokuzu geçiyordu biraz. Kahvaltımızı yapıp Haylaz’ ı sevip çıktık evden. Eşim
avukat olarak çalıştığı Üniversiteye ben de Bakırköy’ e büroma gidecektim
normalde. İstanbul’a yakın bir şehirde üniversitede okuyan oğlumuza ev tutmuş
ve bir kısım eşyalarını evden, bir kısım eşyalarını da satın alarak
göndermiştik daha önce. Salon için oturma grubuna ihtiyaç vardı; o gün duruşmam
da olmadığı için 12.00 de Çağlayan da olan toplantıya da yetişirim düşüncesiyle
Beylikdüzü nde bulunan bir mobilya firmasına gitmeyi önerdim eşime. O da
işyerini arayıp izin alınca yola çıktık, bir oturma grubu alacaktık bugün,
hayırlısıyla…
Avcılar’a doğru sol şeritte
ilerlerken bir korna sesi duydum ama üzerime alınmadım, çünkü arkadaki aracın
sollama yapacağı bir durum yoktu, ben de şerit ihlali ve benzeri bir kural
ihlali yapmış da değildim, üstüme alınmadım kornayı, derken birkaç kez daha
korna çaldı araç, eşim araçtaki şahsın bir şeyler anlatmaya çalıştığını
söyledi, biz biraz yavaşladık, o hızlandı derken seyir halinde camı açarak bize
“aracınızdan kedi sesi geliyor” dedi. Şaşırdık doğrusu, radyonun sesini kısıp
kulak verince biz de duyduk kedi sesini… nasıl girmişti oraya, Merter den
Avcılar a gelinceye kadar nasıl düşmeden gelmişti, acaba yanmış mıydı bir
yerleri… motor kısmında mıydı… teker üstü boşluğunda mı… diye düşünerek
inşallah bu arada yola düşmez ve de yanmaz diye umut ederek , ana yolda
durmamız mümkün olmadığı için yarım kilometre kadar yan yola geçmeye çalışarak
ilerledik. Nihayet, Avcılar Otobüs Durağı ‘ nda durduk. Motorun kaputunu açtık…
beyaz gri alacalı bir kedi yavrusu korku dolu iki gözünü dikmiş bize
bakıyordu.Ancak motorun alt tarafında ve el yetişmeyecek yerde idi.
Bir vatandaşımız yaklaştı
yanımıza ve sordu “Hayırdır, beyefendi, hararet mi yaptı araç?” Hayır dedim,
kedi yavrusu girmiş kaputa. Bu arada kedi motorun alt tarafında görünmez tarafa
doğru geçti. Sesi geliyor ama kendisini göremiyorduk. Duraktan merakla bizim ne
yapmaya çalıştığımızı izleyen bir vatandaşımıza “ kedi” dedim, “kedi var
araçta”. O da geldi. Sonra bir genç geldi, eğildi elini uzattı ama kediyi
yakalayamadı. Aracı aldığım servisin yetkilisini aradım ve durumu anlattım, bu
tür durumlarda ne yapmamız gerekir diye sordum, o da “geçen gün de benzer bir
durum olmuştu, buraya getirmeniz lazım, burada aracı kaldırıp kediyi
çıkarabiliriz” dedi. Kuyumcukent tarafına nasıl gidilirdi ki bu şekilde… Bir
vatandaşımız daha geldi aracın yanına, “direksiyonu sağa çevirirseniz belki
aradan alabiliriz kediyi” dedi, denileni yaptım hemen, ama bu şekilde de
olmadı. Bir başka vatandaşımız eğildi aracın altına baktı, sonra gitti bir
yerden bir ağaç dalı buldu geldi ve gencin elini soktuğu teker aralığından
çubukla kediyi bulunduğu yerden çıkarmaya çalıştı ve başardı da. Kedi yavrusu
asfalta atlar atlamaz hemen durağın arkasındaki yeşilliklerin arasına kaçtı….
Kediden kurtulmuştuk artık…
Ama hanım durur mu, “bu yavru
kedi bizim sitenin otoparkında iken girmiştir araca, dolayısıyla annesine
götürelim”dedi. Kedi o kadar korkmuş ki, yeşilliklerin arasında yakalamak da
kolay olmadı. Araçtan kedinin uzaklaşmasını sağlayan tecrübeli yardımsever ve
hayvansever vatandaşımız benden önce yakaladı kediyi, diğer genç aldı sonra
eline, elini tırmıklamaya ısırmaya çalışıyor tıslıyordu yavru. Annesinin yanına
götüreceğiz diye aldık ve aracın bağajına koyduk.Küçük , tahminen bir aylık bir
yavruydu, onun için gerekli olan havadan ne olurdu ama biz yine de çekinmedik
değil bağajda havasız kalmasından . Arada bir bağaj kapısını açıp baktık,
durumunu kontrol ettik yavrunun. Bu şekilde Avcılar, sonrasında Mahmutbey deki
showroomlara gittik. 12.00 deki toplantıma geç kalmıştım, arkadaşlarımı arayıp
haber verdim, gecikeceğimi.
Kediyi bahçeye bırakmak için
eve döndük, bağaj kapağını açtığımda köşeye saklanmış duruyordu. Korkuyor
çıkmıyordu. Yakalayıp çıkarmak için arka koltuğu açtım, bu arada çıkmak yerine
aracın içine doğru kaçtı ve direksiyonun olduğu bölümün içine geçti. Bulunduğu
yerden inmesi için epey uğraştık, yolda aldığımız sütü bir küçük kap içerisinde
pedalların bulunduğu yere koyduk, görüp de iner belki diye. Ama maalesef
inmedi. Miyav sesi geliyor ama kendisi görünmüyordu. Avcılar da araçtan kediyi
çıkarmak için ağaç dalı kullanmasını hatırlayarak vatandaşın, ben de bir dal
buldum geldim, uğraştım ama, nafile…Apartman görevlisi geldi sonra, yavrunun
macerasını kısaca özetledik kendisine, o da elini uzattı direksiyonun iç
kısmına doğru ,olmadı, eğildi baktı, göremedi…En iyisi bugün arabayı evde
bırakıp işe gidelim diye düşünmeye başlamıştık ki… görevli “tuttum galiba” dedi
“ama sanırım başı sıkışmış gelmiyor”… Bayağı uğraştı çıkarmaya, olmadı… derken
son bir hamle daha yaptı “tamam” dedi “çıkarıyorum” ve çıkardı yavruyu. Elini
tırmalamaya çalıştığı için bıraktı yere …hızla uzaklaştı yavru otoparkta duran
yandaki aracın altına doğru…. Derin bir of çektik, kazasız belasız yavruyu geri
getirmiştik.
Yandaki aracın altına
baktık…yoktu! Sanırım onun da motor kısmına doğru kaçtı. Bir not yazalım da ,
araç sahibi arabasını çalıştırmadan yavruya bir baksın, kontrol etsin hareket
ettirmeden aracını… diyorduk ki apartman görevlisine, balkondan bakan şahsa
görevli seslendi, “bugün çıkmayacaksın değil mi abi dışarıya” O da “çıkacağım,
birazdan” dedi ve gözlerini kapıcıya dikerek sordu “ nasıl girdi o kedi
otomobile?” .Soru aslında sitem doluydu yani demek istediği şuydu “ dikkatli
olsaydın, elinden kaçırmasaydın, o kedi de otomobile kaçmasaydı”. Kediyi
yeniden bahçesine getirmiş olmanın sevincini yaşarken bir taraftan da acaba
komşu aracını çalıştırırken yavruya dikkat eder mi diye de kaygılandık…daha
fazla toplantıya ve işe geç kalmamak için apartman görevlimize teşekkür ederek
yeniden yola koyulduk…
Aslında ne kadar çok
yardımsever, hayvansever bir toplum olduğumuzu bugün bir kez daha anladım.
Özellikle Avcılar da kediyi çıkarmaya çalışırken gözünden birkaç kez gözlüğü
yere düşdüğü halde önemsemeyen, elbisesinin ütüsünün bozulmasına, tozlanmasına
aldırmayan, elbirliği ile yavru kediyi kurtarmaya çalışan o güzel insanlara,
apartman görevlimize – ve benzer durumlarda benzer yardım ve davranışlarda
bulunan herkese- en içten saygı, sevgi ve teşekkürlerlerimizle…
İhsan BERKHAN
15.09.2015, Tozkoparan
0 Yorum