practice

ÜRDÜN GEZİSİ- Anı-

ÜRDÜN GEZİSİ-ANI-                                      

------------ --------- --------- --------- --------- ---------

 

Merhaba,

 

27 Ağustos-5 Eylül 2007 tarihleri arasında Ürdün'de idim ( Ürdün Hk.Bkz: http://tr.wikipedia .org/wiki/ %C3%9Crd% C3%BCn ), ailemle birlikte.Güzel bir gezi oldu bizim için. Hem yedi dede bir akrabalarımızı ziyaret etmenin , düğünlerindeki heyecanı paylaşmanın, hem de Ürdün'ün tarihi-turistik yerlerini görmenin mutluluğunu bir arada yaşadık.Türkiye' den sonra belki de en fazla Çerkes-Çeçen diasporasının yaşadığı bu "kutsal topraklar"a ayak basmak, Ürdün'ün  diğer adıyla Jordan 'ın /Haşimi Krallığı'nın başında bulunan Kral Abdullah'ın halk tarafından ne kadar (çok/az) sevildiğini yakından görmek;oradan Türkiye' nin ,Abdullah Gül'ün,Atatürk'ün nasıl göründüğünü anlamak; sosyal, kültürel ve ekonomik alanda pek çok gözlem yapma fırsatı bulmak , sonuçlar kısmen hüzün de verse, güzeldi.

 

Ürdün'ün Akabe kentinden Kızıldeniz'e bakarken karşı kıyı da İsrail ,hemen yanında Mısır topraklarını görmek, Suudi kıyılarının 5-10 kilometre öteden başladığını bilmek aslında "sınır" ların ne kadar da yapay bir şey olduğunu anlamaya yetmişti.  ( http://www.supertra velnet.com/ maps/index. php?country= 188_0_4&language=68 ) Evlerinin rengiyle Bodrum'u , sokaklarıyla Urfa'yı hatırlattığı  başkent Amman sokaklarında geçmiş ile geleceği,   muhafazakarlı kla modernizmi bir arada, iç içe görmek fazla şaşırtmadı bizi, her büyük kent gibi, İstanbul gibi.Zarka'nı n ve diğer kentlerin Güneydoğu' daki herhangi bir kentten, ilçeden farkı yoktu.Tek fark dükkanların üzerinde yazılı arapça yazılar , Ürdün bayrakları ve Kral Abdullah 'ın,Kral Hüseyin'in ve bazen de  gelmiş geçmiş tüm kralların fotograflarını n yer aldığı duvarlardı.

 

1 J.D. nin (Ürdün Dinarı) 1.30 US Dolarına ve 2 YTL ye eşit olduğunu alış veriş yaparken öğrenme şansımız oldu.Ama öte yandan genel olarak işçilerin, memurların Türkiye'deki meslektaşlarından daha az maaş aldığını, genel olarak tüketim mallarının Türkiye'ye göre daha ucuz olduğunu ( ama malesef kalitesiz olduğunu da) görerek,duyarak, yaşayarak öğrenmiş olduk.( http://www.igeme. gov.tr/tur/ haber/iskultur/ urdun.pdf ) Kahvaltıda soframızda olan eritme peynir gibi bazı marka ürünlerin Danimarka malı diye tercih edilmediğini, bizi tarihi Petra Kendine götüren " Ürdün'ün yerlisi Arap" , hanımı Filistin'li olan, güvenlik işinde çalışan  "100 J.D.bizim için büyük para, ev taksidi ödüyorum" diyen,taksi şöforümüzden  öğreniyorduk. Akabe kentinde Kızıldeniz sahilinde dikili dev Ürdün bayrağının altından İsrail'e bakarken "Orası Filistin, bir gün İnşallah Arapların olacak,siz burada yaşayan ve her gün o tarafa (İsrail) kendi topraklarına bakıp da oraya gidemeyen insanların nasıl acı cektiğini bilebilir misiniz?" diye soruyordu bize, "inşallah" da dese umutsuzluğu gözlerinden okunuyordu.

 

Bir gün mutlaka Ürdün'ü gezmeyi, oradaki akrabalarımızı  (Nazmi Ahmet Jafar, Alaeddin Jafar..) görmeyi arzu ediyordum.Sıcak olduğunu bildiğim bu ülkeye Ağustos ayında gitmeyi ise hiç aklımdan geçirmemiştim. Akrabamız Alaeddin Jafar' ın bizleri 28 Ağustos 2007 de yapılacak olan oğlunun düğün törenine davet etmiş olması bu geziyi erkene almamıza neden oldu.Oldukça sıcak olmasına rağmen havanın nemsiz oluşu bizleri hiç rahatsız etmedi.Jafar Ailesinin ve diğer akrabalarımızın yakın ilgisi, misafirperverlikler i de bizleri fazlasıyla memnun etti.Küçük yaştaki çocukların bile aralarında Çeçence konuşuyor olduğunu görmek ve onlarla Çeçence konuşmak apayrı bir zevkti.

 

Ürdün'de bir Kafkas-çeçen düğünü görmeği hayal etmiştim, ama olmadı.İki kat düğün salonunun üst katında bayanlar kendi aralarında arap ve çeçen ezgileriyle eğlenirken , erkekler için tek eğlence bir alt katta düğün nedeniyle bir araya gelmiş olanların birbirleriyle künefe ve limonata eşliğinde sohbetiydi.Bu nedenle bırakın bir çeçen düğününde oynamayı , izleme şansı bile bulamamıştım.Nedenini sordum düğün sahibine, aldığım yanıt ilginçti: " Eskiden düğünler belli bir adap içinde olurdu, yaşlılar önde oturur, gençler arkada ayakta durur ve belli bir düzen içinde düğün yapılırdı.Oysa şimdi böyle değil, bu nedenle biz düğün yapmak istemedik".Çeçen dilinin yaşatılması konusunda gösterilen hassasiyetin çeçen düğününün yaşatılması konusunda gösterilmediğini, haremlik-selamlı k bir anlayışın çeçen kültürünü erittiğini görmenin yaşattığı hüzün ile   birlikte  oldukca modern giyimli  çeçen ailelerine rastlamış olmak umut vericiydi.

 

   26 Ağustos'ta Kral Abdullah'ın davetlisi olarak Çeçenya Devlet Başkanı Ramzan Kadirov da Ürdün'e gelmiş olduğunu internetten öğrenmiştim   .Merak ettim,Düğün gecesi tanıştığım insanlara sordum, nasıl değerlendiriyorsunuz Kadirov'u ve Ürdün'e  ziyaretini ? Aldığım yanıtlar, bu konuda Ürdün'de yaşayan Çeçenler' in aynı düşünmediğini, Kadirov' u şiddetle eleştirenlerin yanında destekleyenlerin, sevenlerin de azımsanmayacak kadar olduğunu gösteriyordu.Ü rdün'lü çeçenler arasında sevilen sayılan bir büyüğün olaya yaklaşımı  sanki iki görüşün sentezi gibiydi: " Annemizi, babamızı çok severiz, onlar hep yanımızda olsun isteriz, ama yoklar, onlar öldüler, ne kadar istesek de geri getiremeyiz. Dudayev'i, Mashadov'u da geri getiremeyiz. Kadirov, Çeçenya' nın yeniden imarı için, güçlenmesi için elinden geleni yapıyor.Bu noktada akılla, mantıkla hareket etmeli, geçmişe değil geleceğe bakmalıyız."

 

Düğünde yaptığım sohbette, laikliğin dinsizlik olarak algılandığını, Atatürk'ün İslam alemiyle Türklerin ilişkisini kesen kişi olarak görüldüğünü, Abdullah Gül'ün ise   devleti yeniden İslamlaştıracak kişi olarak yakından takip edildiğini hayretle gözlemledim, Osmanlı ' nın, Ürdün'de  şu an çalışmayan  hicaz tren yolundan başka kalıcı bir eser bırakmadığını da.

 

Her şeye rağmen güzel bir gezi oldu bizim için.Cerash, Ajlun, Petra ( http://tr.wikipedia .org/wiki/ Petra ), wadi-rum, ölü deniz,Akabe ( http://tr.wikipedia .org/wiki/ Akabe ) ve Kızıldeniz  ( http://tr.wikipedia .org/wiki/ K%C4%B1z% C4%B1ldeniz ) 'i görmek  (ve Kızıldeniz de yüzmek), Cerash gezisi sonrası içtiğimiz naneli çay ,yediğimiz kebap güzeldi.Güneş batarken Selahattin Eyyubi'nin ( http://tr.wikipedia .org/wiki/ Eyyubiler ) yeğeni tarafından yaptırılan Ajlun kalesinden aşağıya bakmak , deniz seviyesinden 396 metre aşağıda bulunan tuzlu  Lut Gölü /Ölü deniz kıyısında develere, Petra girişinde atlara binmek güzeldi.Amman' da Çeçen ve Çerkeslerin yaptırmış oldukları camileri, mezarlıkları da gördük, Çeçen ve Çerkeslerin  dernek ve lokallerini de .Çerkes öğrencileri taşıyan Emir Hamza Koleji servis aracınındaki minik öğrencilerle göz göze gelmek de güzeldi.Hurmanı n sarı ham halinden yenebilecek kıvama gelişini gözlemlemek , gündüz çektiğimiz fotografları bilgisayara yükleyip onlara bakmak, Akabe dönüşü gece Wadi-rum dan  geçerken yıldızların bu kadar çok ve bu kadar parlak olduğunu görmek güzeldi.Tavsiye ediyorum.          15. 09.2007-İstanbul

 

İhsan BERKHAN

------------ --------- --------- --------- --------- ---------

 

  • Paylaş: