ARSA PAYI KARŞILIĞI İNŞAAT
SÖZLEŞMESİ İnceleme-
İnceleme Konusu yaptığımız sözleşmenin başlığı
“Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat
Sözleşmesi” dir. Noterde düzenleme şeklinde yapılması geçerlilik koşulu
olduğundan ve sözleşme zaten taşınmaz satış vaadi ile
birlikte yapıldığından, bu sözleşmeyi kısaca Arsa Payı Karşılığı
İnşaat Sözleşmesi olarak adlandırmakta bir sakınca yoktur.Sözleşme, birden
fazla kişinin, birbirine uygun sözleşme kurma iradelerini ortaya koymaları
ile kurulan ve tarafları bağlayan bir işlemdir.
TBK m.26 da sözleşme özgürlüğü, TBK m.27 de ise sözleşmenin geçerlilik
koşulları düzenlenmiştir. Bir sözleşmeyi incelerken hukuki niteliğini
belirtmek, sözleşmeye uygulanacak hukuk kurallarını belirlemek açısından
önemlidir. Bu nedenle, sözleşmeyi incelemeye geçmeden önce, ilgili sözleşmenin
hukuki niteliği, tipik değil karma bir sözleşme ise hangi
sözleşmelerin unsurlarını içerdiğini, hangi sözleşme kategorisinde yer
aldığını, iki taraflı mı ivazlı mı, rızai mi, ani edimli mi…vb. olduğunu belirlemekte
fayda vardır. Örneğin, sürekli edimli sözleşmelerde geriye dönme mümkün olmaz
iken, ani edimli sözleşmelerde bu mümkün olmaktadır. Düzenleme Şeklinde
Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi / Arsa Payı Karşılığı
İnşaat Sözleşmesi kanunlarda düzenlenmiş ve tanımı yapılmış bir
sözleşme türü olmayıp 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’na (TBK) göre (m.26)
sözleşme serbestisine dayanarak oluşmuş, bünyesinde eser sözleşmesi ve taşınmaz
satış sözleşmesinin unsurlarını barındıran karma, isimsiz
(atipik) ve kendine özgü yapısı olan bir sözleşmedir. Uygulamada bu
sözleşmeler farklı isimlerle adlandırılsa da, inşaatın yapılabilmesi
için gerekli olan sermaye ihtiyacı farklı şekillerde karşılansa da temelinde
bir bedel ödenerek bir inşaatın yaptırılması edimi bulunan inşaat
sözleşmelerinin en yaygını Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesidir.
Eser Sözleşmeleri, vekalet
sözleşmeleri ve hizmet sözleşmeleri gibi iş görme sözleşmelerindendir. TBK
m.470-486 arasında düzenlenmiştir. Buna göre eser sözleşmesi, yüklenicinin bir
eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi
üstlendiği, kural olarak şekle tabi olmayan, tam iki taraflı, ivazlı, ani
edimli bazı hallerde uzun süreli, rızai bir borç sözleşmesidir. Eser sözleşmesi
üç unsurdan oluşmaktadır: Bir eser meydana getirme unsuru, bedel unsuru ve
anlaşma unsurudur. Eser sözleşmesi, yeni bir eser meydana getirmek için
yapılabileceği gibi mevcut eseri değiştirme, mevcut eseri ortadan kaldırma, yok
etme için de yapılabilir. Yüklenicinin bir eseri meydana getirme ve teslim etme
temel borçlarının yanı sıra, aksine bir anlaşma yoksa araç, gereç ve
malzemeleri sağlama borcu, sadakat ve özen borcu gibi diğer borçları da vardır.Ayrıca,
genel bildirim yükümlülüğü ( TBK m.472/3), işe zamanında başlama ve yürütme
borcu ve ayıptan sorumluluğu vardır.İşsahibinin ise temel borcu bedel
ödeme borcudur. İfa, bedelin aşiri ölçüde aşılması, işsahibinin sözleşmeyi
tazminat karşılığı feshetmesi, ifanın imkansızlaşması, yüklenicinin veya
işsahibinin temerrüdü nedeniyle karşı tarafın sözleşmeden dönmesi gibi
sebeplerle eser sözleşmesi sona erer.
İnşaat sözleşmeleri eser
sözleşmelerinin yaygın türüdür. Taşınmaz satış sözleşmesi, TBK’ nun 207-281
maddeleri arasında ve devir borcu doğuran sözleşmeler kategorisinde yer alan
satış sözleşmesi hükümleri arasında düzenlenmiş olan, alıcının bedel ödemeyi,
satıcının ise arazi veya tapuda kayıtlı bağımsız ve sürekli bir hakkı ya da Kat
Mülkiyeti Kanununa ( KMK) göre kat mülkiyetine kayıtlı bağımsız bir bölümün
mülkiyet ve zilyetliğini devretmeyi üstlendiği isimli (tipik)
sözleşmelerdendir. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi de bir taşınmazın ilerde
belirli şartlarla belirli bir kişiye satılması borcunu içeren, ülkemizde de
yaygın olarak kullanılan, geçerliliği resmi şekilde yapılmasına bağlı olan bir
ön sözleşmedir.İnşaat sözleşmesinde yükleniciler tekil yüklenici, genel
yüklenici, kısmi yüklenici, yan yüklenici ve alt yüklenici
olmak üzere çeşitli türlere ayrılmaktadır. Bir inşaat
eserinin tamamının yapımını üstlenen
yükleniciye, genel yüklenici denir. Genel yüklenicinin inşaat sahibi
ile yaptığı sözleşmenin adı genel yüklenici sözleşmesidir. Bir inşa
eserinin tamamının, plan
ve projeleri ile birlikte yapımını üstlenen yükleniciye tam
yüklenici denir. Genel ve tam yüklenici
sözleşmeleri hukuki nitelikleri itibariyle eser
sözleşmeleridir.Hızlı şehirleşme sonucu artan nüfusa konut ve işyeri ihtiyacı
arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin doğmasına ve inşaat sözleşmeleri
arasında yaygın olarak tercih edilmesine neden olmuştur.
Arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmeleri -aşağıda sorulara cevaplar kısmında da ayrıntılı bir şekilde
açıklanacağı üzere- düzenleme şeklinde Noterde yapılması gereken, arsa
sahibinin, inşaat yapılacak arsayı yükleniciye ( müteahhit) inşaat yapması için
teslim etmeyi; bedel olarak belirli arsa paylarını yükleniciye devir etmeyi,
inşaat tamamlandığında inşaatı /bağımsız bölümleri teslim almayı ve sözleşme
ile üstlendiği diğer borçları yerine getirmeyi yükümlendiği;
yüklenicinin de inşaatı sözleşmede kararlaştırıldığı gibi sözleşmede belirtilen
hususlara, süreye uygun olarak ve özenle tamamlayıp arsa payı sahiplerine
teslim etmeyi borçlandığı tam iki taraflı, karma, atipik
(isimsiz) ve kendine özgü, Yargıtay’a göre ( YİBGK 25.01.1984
T., 1983/3 E., 1984/1 K) ani-sürekli karmaşığı bir yapıya sahip sözleşmedir.İçtihadı birleştirme kararları yargıtay kanunu 45/2.
maddesi gereğince Yargıtay Daireleri ve ilk derece mahkemeleri nezdinde
bağlayıcıdır, bunlara aykırı karar verilemez. Bu nedenle, bu tanımlama
dışındaki öğretideki görüş ve değerlendirmeler olması gereken hukuk (de lege
feranda) kapsamında değerlendirilmelidir.Tapuya
şerh edilebilir sınırlı sözleşmeler arasında yer almaktadır. “Arsa payı
karşılığı inşaat, taşınmaz satış vaadi, kira, alım, önalım, gerialım
sözleşmelerinden doğan haklar ile şerhedilebileceği kanunlarda açıkça öngörülen
diğer haklar tapu kütüğüne şerhedilebilir.”. TMK m.1009/1.
Arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmeleri ile ilgili olan bazı bilgileri de - sözleşmeyi sorular eşliğinde
incelemeye geçmeden önce – de hatırlamakta fayda bulunmaktadır: Noter’de
düzenleme şeklinde yapılan bu sözleşmenin, uygulaması pek olmamakla birlikte,
prensipte Tapu Müdürlüğünde de yapılmasında yasal bir engel bulunmamaktadır.
Arsa sahibinin arsa payını devretme borcu altına girmesi satış sözleşmesinin,
yüklenicinin yapı inşa etme ve teslim etme borcu altına girmesi ise eser
sözleşmesinin birer unsurudur. Arsa sahibinin temel borcu arsa payı
mülkiyetinin devrini gerçekleştirmektir. Öncelikle, arsanın yükleniciye (
müteahhide) teslimini gerçekletirmelidir. İnşaat için kendisinin yapması
gereken işlemleri yapması, yüklenicinin bazı işlemleri yapabilmesi için geçerli
temsil yetkisini taşıyan vekaleti de vermelidir.
NOT: Sözleşme incelemesini hazırlarken, Altınbaş
Library de bulunan kaynakların yanı sıra, Altınbaş Uzem’de yüklü bulunan ders
slaytlarından, yüklenen makalelerden, Yöksis’ in tez sayfasındaki
makalelerden, Prof.Dr.Fikret EREN’ in Borçlar Hukuku Özel Hükümler ( 2019,
7.Baskı) , Prof.Dr.Kemal Oğuzman –Prof.Dr.M.Turguz ÖZ’ ün Borçlar Hukuku
Genel Hükümler ( 2020, 18.Baskı, 2 Cilt), Prof.Dr.Ahmet KILIÇOĞLU nun Borçlar
Hukuku Genel Hükümler ( 2020, 24.Baskı) ve Doç.Dr.Umut YENİOCAK’ ın
Sözleşme Hazırlama ve İnceleme Rehberi ( 2020, 4.Baskı) kaynaklarından
yararlanılmıştır.
1.Sözleşmenin tarafları kimler?
İşbu Düzenleme
Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat
Sözleşmesi (bundan böyle “Sözleşme” olarak anılacaktır) …………..2012
tarihinde;
(1)
....... Bakırköy İstanbul adresinde bulunan ve
İstanbul Ticaret Sicili’nde [00000] sicil numarası ile tescil
edilmiş bir limitet şirketi olan Mİ Yapı Sanayi Ticaret Limited Şirketi (bundan böyle “MÜTEAHHİT”
olarak anılacaktır)
(2) Adı, soyadı ve ikametgâh adresleri işbu Sözleşmenin
başında belirtilen arsa sahipleri (bundan böyle “Arsa Sahipleri”
olarak anılacaktır) arasında akdedilmiştir.
Sözleşme, karşılıklı birbirine uygun irade beyanları
ile kurulan bir işlem türüdür. İnşaat Sözleşmeleri, iş görme
sözleşmelerinden ( eser, vekalet, hizmet)eser sözleşmelerinin
bir alt türüdür. Vekalet sözleşmesinin tarafları “müvekkil-vekil”, hizmet
sözleşmesinin tarafları “işçi-işveren”, eser sözleşmesinin tarafları ise “
İşsahibi- Yüklenici” dir. Kat Karşılığı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’ nde ise
sözleşmenin tarafları “Arsa Sahibi- Yüklenici (Müteahhit)” dir. İşsahibi,
ödeyeceği bir bedel karşılığında yükleniciden bir eser
meydana getirmesini
isteyen kimsedir. İşsahibi de yüklenici de gerçek kişi olabileceği gibi tüzel
kişi de olabilir. İnşaat sözleşmelerinde
işsahibi inşaat işinin yürütülmesini ve yönetimini vekil sıfatıyla
bir mimar veya mühendise de bırakabilir. Yüklenici
bir tek kişi olabileceği gibi bir grup halinde birden çok kişi de olabilir.
Çoklu yapı Konsorsiyum veya joint venture
şeklinde adi ortaklık
hükümlerinin uygulandığı bir iş ortaklığı da olabilir. Adi
ortaklığın tüzel kişiliği yoktur.Arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmeleri; arsa sahibiyle yüklenici
arasında kurulan,
yüklenicinin yapı inşa etme ve inşa ettiği yapıyı arsa sahibine teslim
etme yükümlülüğüne karşılık, arsa
sahibinin bir kısım arsa payının
mülkiyetini yükleniciye devretmeyi borçlandığı
sözleşmelerdir. Arsa payı inşaat sözleşmesi iki ayrı sözleşmenin unsurlarını
taşır, Arsa sahiplerinin arsa payı devir borcu altına girmesi
bir satış sözleşmesi unsuru, yüklenicinin yapı inşa etme borcu altına girmesi
ise eser sözleşmesinin unsurudur.Kamu tüzel kişilerinin işsahibi olduğu olduğu
durumlarda TBK nu yanında, Devlet İhale Kanunu ( DİK) ile Kamu İhale Kanunu (
KİK) de uygulanır. İnşaat sözleşmelerinde çeşitli yüklenici türleri ( tekil,
genel, tam, yan, alt, kısmi) arasında en çok rastlanan kısmi yüklenicidir.TMK
m.692 de düzenlendiği gibi, arsa sahipleri arasında elbirliği mülkiyeti veya
paylı mülkiyet var ise arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin önemli bir
tasarruf işlemi olması nedeni ile paydaşların oybirliği ile
hareket etmesi gerekecektir. Bunun da istisnası 16.05.2012 tarih ve 6306 sayılı
Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun’ nun
6.maddesinde 2/3 çoğunluğun yeterli görüldüğü düzenlemedir.Yine bu konu ile
ilgili diğer önemli bir husus prensip olarak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin
imzası sırasında arsa payı sahipleri sıfatıyla sözleşme yapanların arsanın
mülkiyetine sahip olmalarının şart olmamasıdır, ancak, gerek Noterlik
mevzuatı ve uygulaması ve gerekse sözleşmenin daha başlangıçta imkansız olup
geçersiz olmaması ve arsa sahipleri açısından temerrüt hükümlerinin doğmaması
için bu hususa dikkat edilmesi ve en kısa sürede “arsa payı” sıfatını
kullanabilmek için mülkiyet hakkınsa sahip olunması gerekir.Sözleşmenin
taraflarının belirlenmesi basit bir konu gibi görünse de bazı noktalara dikkat edilmesi
önemlidir. Sözleşmenin tarafı gerçek
kişi ise TC kimlik numaraları ve iletişim bilgileri sözleşmeye yazılmalı ve
kimlikler de sözleşmeye eklenmelidir. Sözleşmenin tarafı bir ticari şirket ise,
şirketin merkezi,sicil kayıt sistemi numarası (MERSİS) ,vergi ve ticaret sicil
numaraları ile iletişim bilgileri sözleşmeye yazılmalı; vergi levhasının ve
imza sirkülerinin fotokopisi sözleşmeye eklenmelidir. Sözleşmenin tarafı bir
ticaret şirketi ise, sözleşmeyi imzalayacak temsilciden imza sirküleri
istenmeli ve sözleşmeye eklenmelidir.İnceleme Konusu yaptığımız sözleşme
Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı
İnşaat Sözleşmesidir. Sözleşmenin tarafları İşsahibi ( Arsa Sahipleri) ve Yüklenici ( Mİ
Yapı Sanayi Ticaret Limited Şirketi / Kısaca “Müteahhit”) dir.İnceleme konusu
sözleşmede Arsa Sahiplerinin adı, soyadı ve ikamet adreslerinin yazılı olduğu
belirtilmiş ise de TC Kimlik numaralarının yazılıp yazılmadığı konusunda bir
açıklık bulunmamaktadır. Yüklenici şirketin de merkez adresi ve
ticaret sicil numarası ve şirketin ticaret unvanı yazılmış ise de
MERSİS adresi ve adres dışındaki diğer iletişim bilgileri yazılmamıştır.
2. Tarafların karşılıklı olarak yüklendikleri temel borçlar neler?
Sözleşmenin Konusu
Madde 2:
Arsa
Sahiplerinin müşterek mülkiyet ve bağımsız mülkiyeti esasına göre sahibi
ve mutasarrıfı bulundukları parseller üzerindeki binalar
yıkılarak elde edilecek boş arsada yeni
yapılacak1/1000’lik imar planının izin verdiği en geniş
imkânlardan istifade edilerek ilgili mevzuat ve kurallar dâhilinde, işbu Sözleşmeye konu olan inşaat,
belediye tarafından tasdik edilen betonarme statik Projeye ve Teknik Şartnamede bulunan malzeme listesine de aynen sadık
kalınarak Müteahhit tarafından Binaların inşa edilmesi ve
Arsa Sahiplerine tahsis ve tefrik edilecek Bağımsız
Bölümlerin Anahtar Teslimi karşılığında, Arsa Sahiplerince Müteahhide maliki
bulundukları Arsadan işbu Sözleşmede belirtilen esas ve
oranlar doğrultusunda hisse devri yapılmasından
ibarettir.
Borç, bir
kişiyi ( borçluyu), diğer bir kişiye ( alacaklıya) bir edimi yerine getirme (
bir şey verme, yapma veya yapmama) yükümlülüğü altına sokan hukuki bağdır.
Bir tarafta alacaklı diğer
tarafta borçlunun yer aldığı dar anlamda borç
ilişkisinin yanında taraflar arasında çeşitli borçların
kaynağını teşkil eden
geniş anlamda
bir borç ilişkisinden, bir hukuki ilişkiden, bir sözleşmeden söz edilir. Geniş
anlamda borç ilişkisinde bir tek borcun yer alması mümkün ise de çok defa borç
birden fazladır ve çoğunlukla bu borçlar karşılıklıdır. Geniş anlamı ile
borç ilişkisinin nitelendirilmesini sağlayan
borçlara asli (temel) borçlar denilir. Geniş
anlamı ile borç ilişkisinde temel borçlardan başka yan borçlar
da yer alabilir. Bir borcun temel borç olması, bir
borç ilişkisinin
sürekli sayılıp sayılmamasının, borçlu temerrüdü sebebiyle
sözleşmeden dönme imkanı bulunup bulunmadığının ve ifa
imkansızlığının sonuçlarının tayini açısından önem taşır. Edim yükümü
içermeyen borçlarda temerrüt, imkansızlık, ifayı talep veya ifaya zorlamak da
söz konusu olmaz. İnşaat Sözleşmesi inşaatın yapım süresinin çok da kısa
olmamasına rağmen ani edimli sözleşme kabul edilmektedir, çünkü, öğretideki
baskın görüş uyarınca, ifanın ani mi sürekli mi olduğu saptanırken borçlunun
faaliyetinin değil, alacaklının edime olan çıkarının gerçekleşmesinin bir
an içinde mi olduğu ya da bir süreye mi yayıldığına bakılmalıdır. Bazı
yazarlar, meydana getirilmesi uzun zaman gerektiren eser
sözleşmelerini sürekli sözleşme benzeri bir sözleşme
olarak nitelendirmektedir. Yargıtay’ ın 1984 tarihli bir
içtihatı birleştirme kararına göre inşaat sözleşmelerini “
geçici-sürekli karmaşığı”özelliği taşıdığı belirtilmiştir.İçtihadı birleştirme
kararları bunu değştiren yeni bir karar veya yasal düzenleme oluncaya kadar
mahkemeleri bağlar.TBK.nun 470.maddesindeki eser tanımında yüklenicinin
borcu “eser meydana
getirme” dir, iş sahibinin borcu ise “bedel ödeme”dir.
TBK.m.471/1 de “Yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı
menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır.”
Şeklinde yüklenici açısından bir yükümlülük
getirmektedir.Borcun bizzat borçlu tarafından ifa edilmesinde
alacaklının menfaati varsa borçlu, borcunu şahsen ifa etmekle yükümlüdür, aksi
halde böyle bir yükümlülükten söz edilemez. Buna “ifanın gayri şahsiliği
kuralı” denir. ( Şahsen ifa zorunluluğunun bulunmaması, TBK m.83) Hizmet
sözleşmesinde ilk akla gelen işçinin yüklendiği işi bizzat yapması
ise de sözleşme ile bunun aksinin kararlaştırılması mümkündür. (TBK m.395).
Zorunlu bir durum veya teamül varsa vekil işi başkasına yaptırabilir aksi halde
şahsen ifa etmek zorundadır. FSEK kapsamında eserin şahsen ifası önem
kazanmaktadır. ( FSEK m.50) Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana
getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği
sözleşmedir. (TBK m.470). Buradaki “meydana getirme” ye sadece “bina
yapma” gibi olumlu bir edim değil “binayı yıkma” gibi olumsuz edim de dahildir.
Yapma borcu borçlunun şahsına bağlı bir borç ise borçlu tarafından şahsen,
bağlı değil ise üçüncü kişilerce de yapılabilmelidir. Alacaklının, dürüstlük
kuralı, hukuka uygunluk ve ekonomik değer kriterlerini geçen
menfaati varsa, borçlu borcunu şahsen ifa etmelidir. Eser
sözleşmesinde ise borçlunun /yüklenicinin yapma
edimini “doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında
yaptırmakla yükümlüdür” ( TBK m.471/3). Eserin yapılması karşılığında bir
bedelin ödenmesi konusunda anlaşma sağlanmış olması, bedelin belirlenmese de
belirlenebilir olması şarttır. Yargıtay’a göre, genel ispat kuralı gereğince,
işin yapılıp teslim edildiğini ispat yükü yükleniciye, bedelin ödendiğini ispat
yükü ise iş sahibine aittir.Taraflarca aksi kararlaştırılmamış ise iş sahibinin
bedel ödeme borcu eserin teslimi anında muaccel olur. Tarafların anlaşmasına
göre teslim bir bütün olarak olabileceği gibi kısım kısım veya parça parça da
olabilir. Aksine bir anlaşma yoksa, her kısmın tesliminde o kısma
ilişkin bedel ödenmelidir. Ücret götürü olarak kararlaştırılmış
ise, ücret eserin kıymetine ve yüklenicinin yaptığı masraflara göre
belirlenir.
Arsa sahibinin arsa payını devretme borcu altına girmesi satış sözleşmesinin, yüklenicinin yapı inşa etme ve teslim etme borcu altına girmesi ise eser
sözleşmesinin birer unsurudur. Arsa sahibinin temel borcu arsa payı
mülkiyetinin devrini gerçekleştirmektir. Öncelikle, arsanın yükleniciye (
müteahhide) teslimini gerçekletirmelidir. İnşaat için kendisinin yapması
gereken işlemleri yapması, yüklenicinin bazı işlemleri yapabilmesi için geçerli
temsil yetkisini taşıyan vekaleti de vermelidir.İnceleme konusu sözleşmeye göre
yüklenicinin temel borcu arsa sahiplerine ait arsa üzerindeki eski binanın yıkılarak yerine sözleşmeye
uygun yeni bina yapılması, arsa sahiplerine teslimi ( kısaca bir eser meydana
getirilmesi) bunun karşılığında arsa sahiplerinin de yükleniciye ( müteahhide)
sözleşmede belirtilen şekil ve oranda hisse devri yapmaları ( bir bedel ödemeleri) dır.
Yüklenici açısından sadece binanın yapılması yetmemektedir, yapılan binanın
arsa sahiplerine teslimi de gerekir. Bu nedenle, yüklenicinin arsa sahibine
inşaatın bittiğini ve teslim edebileceğini bildirmesi gerekir. Bu teslimin de
incelenen sözleşmede kararlaştırıldığı gibi ifa zamanında ve ifa yerinde ve
ayıpsız şekilde “anahtar teslimi” olarak yapılması, arsa sahibinin fiili hakimiyetine
geçirilmesi gerekir. Fiili hakimiyet için de dolaysız zilyetliğin
sağlanması gerekir. Yüklenicinin anahtar teslimi, borcun ifası amacıyla arsa
sahibine / arsa sahiplerine sunulmasıdır. Teslim ile Kabul farklı kavramlardır.
Kabul, arsa sahipleri tarafından yapılan eserin ayıpsız
ve sözleşmeye uygun olduğuna ilişkin açık veya örtülü irade beyanıdır. Teslim
şu açılardan da önemlidir: Teslim ile birlikte yarar ve hasar iş sahibine (arsa
sahibine) geçer. Arsa sahibinin teslim alınan eseri muayene ve ayıp
ve eksikliği ihbar külfeti doğar. Ayıba karşı tekeffülde zamanaşımı işlemeye
başlar. Teslim ile birlikte yüklenicinin bedel/ücret/arsa payının devri
alacağı; arsa sahiplerinin de aynı şekilde bedel/ücret/arsa payının
devri borcu muaccel olur.Taraflar sözleşme ile temel edimlerinin yanı
sıra yan edimler de yükümlenebilirler. Yan edimler yasadan da kaynaklanabilir.
İster sözleşme ile kararlaştırılsın, ister yasadan kaynaklansın taraflar bu yan
yükümlülüklere de uymak zorundadır. Yüklenicinin sadakat ve özen borcu,
sözleşme hazırlıkları, imzalanması, inşaatın yapım süreci ve ayıpsız
ve tam olarak yapının tamamlanıp teslimi ve sonrası için
de garanti verilmiş ise garanti süresi içinde devam eder.
Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer
alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki
ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenicinin kişisel
özellikleri işin ifası için ve arsa sahipleri açısından önem arzetmiyorsa iş
başkasına da yaptırılabilir, ancak, normal şartlar altında
yüklenici yapıyı kendisinin yapması veya kendi yönetimi altında
yaptırılması gerekmektedir. Aksine bir anlaşma veya adet
bulunmadıkça yüklenici eserin vücuda getirilmesi için gerekli araç
ve gereçleri de kendisi sağlayacaktır. (TBK m.471)
3. Sözleşmeye hangi kanun
hükümleri uygulanacak?
İnşaat sözleşmeleri, iş görme
sözleşmelerinden olan eser sözleşmeleri içinde yer
alır. Eser sözleşmeleri TBK.m.470 vd.
maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nedenle, öncelikle 11.01.2011 Kabul Tarihli
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamında ( 486.madde dahil) düzenlenen
hükümleri sözleşmeye uygulanacaktır. TBK nın 1.Kısmında ( 1-206. Maddeler) yer
alan Genel Hükümleri de göz önünde bulundurulmalı, genel ve özel hüküm arasında
farklılık varsa özel hüküm uygulanmalıdır.TBK m.207-284 arası maddeler de satış
sözleşmesi ile ilgili olduğu için, “taşınmaz satış vaadi sözleşmesi” ile ilgili
olan maddeler ve atıf yapılan maddeler, tarafların konsorsiyum, joint venture
olması halinde TBK nın adi şirkete ilişkin hükümleri ( 620 vd.) de uygulama
alanı bulacaktır. TBK.m.646 gereğince “Bu Kanun, 22.11.2001 tarihli 4721 sayılı
Türk Medeni Kanununun beşinci kitabı olup, onun tamamlayıcısıdır” şeklindeki
hükmüyle Medeni Kanun hükümlerine de başvurulabilecektir. TMK.nın
1.maddesine göre: “ Kanun, sözüyle özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da
yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre
karar verir.Hakim karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından
yararlanır.” “Hukukun Uygulanması ve Kaynakları “başlıklı bu
1.madde, “Dürüst Davranma”
başlıklı 2.madde, “İyiniyet” başlıklı 3.madde, “hakimin Takdir Yetkisi”ni
düzenleyen 4.madde, “Genel Nitelikli Hükümler”
başlıklı “Bu Kanun ve Borçlar Kanununun
Genel Nitelikli Hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine
uygulanır” şeklindeki 5.maddesi, İspat Yükü
başlıklı 6.maddesi
ve “Resmi Belgelerle İspat” başlıklı 7.maddesinden oluşan TMK nın
başlangıç hükümleri özellikle her zaman göz önünde tutulması gereken
hükümlerdir.Kamu kurum ve kuruluşlarının yapı sahibi olduğu inşaat
sözleşmelerinde 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu, 2886
sayılı Devlet İhale Kanunu veya Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi gibi
başkaca mevzuat hükümleri uygulama alanı bulmaktadır.Türk Medeni Kanunu ( TMK)
m.1009 tapu kütüğüne şerh verilebilecek haklar arasında arsa payı karşılığı
inşaat sözleşmelerine de yer vermiştir. Tapu Sicil Tüzüğü nün m.47/1-c de de
yine arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden bahsedilmiştir. TMK m.702 (
elbirliği mülkiyeti) , TMK m.692 ( paylı mülkiyet) de özellikle arsa sahipleri
arasındaki mülkiyet ilişkisinin durumuna göre uygulanabilecek maddelerdir. 3194
sayılı İmar Kanunu, 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu, 634 sayılı Kat Mülkiyeti
Kanunu (10/2), tarafların tacir olmaları, veya ticari işletme olmaları halinde,
yetki sözleşmesi ile ilgili durumlarda, ve pek çok maddesi ile 6102 sayılı Türk
Ticaret Kanunu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 3095 sayılı
Faiz Kanunu…vb. mevzuat inşaat sözleşmeleri ile yakından ilgilidir.
Yargı dışındaki uyuşmazlık çözümleri ile ilgili 4686 sayılı Milletlerarası
Tahkim Kanunu, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ( m.407-444), 6325
sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, ticari uyuşmazlıklarda
01.01.2019 tarihinden itibaren dava şartı arabuluculuk düzenlemesi getiren 7155
sayılı Kanun, 28.07.2020 tarihinde yürürlüğe giren Tüketici uyuşmazlıklarında
dava şartı düzenlemesi getiren 7251 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat da uyuşmazlık
çözümlerinde uygulanabilecek kanun hükümleri arasında sayılabilir.Sözleşmeye
uygulanabilecek temel kanun hükümlerini belirtmek gerekirse; Yargıtay’a göre
arsa karşılığı inşaat sözleşmelerinde inşaat yapma edimi açısından
eser sözleşmesini düzenleyen TBK m.470 – 486 uygulanırken, arsa payı
sahibinin arsa payı mülkiyetini yükleniciye devir borcu
yönünden taşınmaz vaadine ilişkin TBK m. 237/II, TMK m.706 ve Noterlik
Kanunu m.60 uygulanmalıdır İnceleme konusu sözleşme de taşınmaz
vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olduğu için sayılan kanun
hükümleri uygulanmalıdır.
4. Sözleşme kanunen herhangi bir şekle tabi mi?
Yürürlük
Madde 26:
İş bu sözleşme ………..2012 Tarihinde
dört nüsha olarak imzalanarak
yürürlüğe girmiştir.
Sözleşmenin aslı noterde kalan bir sureti Arsa Sahiplerine ve
iki nüshası Müteahhide tevdi
edilmiştir.
Sözleşme, esaslı noktalarda,
sözleşmenin şekline ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, açık veya örtülü ama
karşılıklı ve birbiriyle uyumlu irade açıklamalarıyla kurulur (TBK m.1, m.2).
Kanunda aksi öngörülmemiş ise sözleşmenin geçerli olabilmesi için bir şekil
şartı da yoktur, ancak öngörülen şekilde yapılmamışsa hüküm doğurmaz (TBK
m.12). Sözleşmenin değiştirilmesinde de oluşturulmasındaki geçerlilik kuralı
uygulanır (TBK m.13) Yazılı olması gereken ve borç altına sokan
sözleşmelerin imzalı ya da kanunda imza yerine geçen şekillerde olması
gerekmektedir (TBK m.14).Ayrıca, şekil serbestisi olan durumlarda dahi 6100
sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 199 vd.maddeleri gereğince de belge ve
senetlerin delil olma kabiliyetleri açısından da yazılı olması
gereği ortadadır. 2021 yılı için 4880 TL ve üzerindeki bedelli
borçlanmaların senetle ispat mecburiyeti vardır (HMK m.200). Ancak, söz konusu
olan vakıa ise her türlü delille ispat edilebilir. “Taraflar bir sözleşmenin içeriğini kanunda belirtilen
sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler” TBK
m.26 da da açıkça düzenlendiği üzere Borçlar Hukukunda irade serbestisi
prensibi hakimdir. Sözleşmeler açısından bu prensibi sözleşme özgürlüğü olarak
da ifade edebiliriz. Kural olarak bir kimse dileği bir kimse ile dilediği
sözleşmeyi yapmakta serbesttir. Bu serbesti sözleşmenin konusunu belirleme ve
düzenleme özgürlüğünü de içerir. Tarafların sözleşme yaparken, şekil yönünden
serbest olmaları da sözleşme düzenleme özgürlüğünün kapsamına girer. Bu
nedenle, kanunda şekle bağlanmamış bir sözleşmeyi taraflar belirli bir şekilde
yapılmasını kararlaştırabilirler, bu kararlaştırdıkları şekle uyulmadan yapılan
sözleşmeler tarafları bağlamaz ( TBK m.17). Genel veya Tam İnşaat Sözleşmesinin
herhangi bir şekle tabi olması geçerlilik şartı olmamakla
beraber taraflar yani iş sahibi ile yüklenici arasında genellikle
ispat kolaylığı da gözetilerek adi yazılı şekilde
yapılmaktadır. Bir sözleşme için kanunda şekil
şartı bulunuyorsa, bu şarta uyuşmadan yapılan sözleşme geçersizdir.Eser
sözleşmesinin geçerliliği ilke olarak herhangi bir şekil şartına bağlı değildir. Ancak, taşınmaz bir mal satışı, eser sözleşmesi ile
birlikte karma veya bileşik tek
bir sözleşme içinde yapılmışsa o zaman sözleşmenin resmi şekilde yani Tapu
Sicil Müdürlüğünde yapılması gerekir. Aynı şekilde, arsa sahibi ile yüklenici
arasında yapılan arsa karşılığı inşaat sözleşmesi de taşınmazın, yani bağımsız
bölümlere ilişkin arsa paylarının mülkiyetinin geçirilmesini amaçladığından,
sözleşmenin geçerliliği resmi şekilde yapılmasına bağlıdır.Satış ve eser sözleşmelerinin unsurlarını da
barındıran karma ve atipik bir sözleşme olan arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmeleri resmi yazılı şekilde yapılmalıdır. Hukukumuza
göre, bir taşınmaz malın veya payının mülkiyetinin başkasına devrine ilişkin
sözleşme vaatleri de sözleşmeler de ya Tapucu Sicil Müdürlüklerince ya da
noterlerce düzenleme şeklinde yapılmalıdır. Arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmesini noterin düzenleme şeklinde
yapması gerekir. Bu tür durumlarda resmi şekil geçerlilik şartı olduğundan, bu
şekle uyulmaması sözleşmeyi geçersiz kılar, hakim re’sen bu
geçersizliği dikkate almalıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri ile
ilgili olarak TBK.m.237/1 “Taşınmaz
satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi
şarttır.” TBK.m.237/2 “ Taşınmaz satış vaadi, geri alım ve alım
sözleşmeleri, resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.” . TMK.m.706/1 “ Taşınmaz mülkiyetinin devrini
amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmi şekilde düzenlenmiş
olmalarına bağlıdır.” Ayrıca, taşınmaz satışında resmi şekli öngören Tapu
Kanunu m.26, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi
yapılması Noterin görevleri arasında sayan Noterlik Kanunu m.60/3
ve taşınmaz satış vaadinin Noterde düzenleme
şeklinde yapılmasını öngören Noterlik Kanunu m.89 şekle ilişkin
olarak uyulması gereken hükümlerdir.
Taşınmaz satış vaadi
sözleşmesi noterde yapılıyor, taraflarına tescille ilgili şahsi talep hakkı
doğuruyor. Bu bir borçlandırıcı işlem işlem, bir önsözleşmedir. Taşınmaz satışı
ise bir tasarruf işlemidir. Taraflar arasında birden fazla borçlandırıcı
işlem yapılabilirse de tasarruf işlemi bir kere yapılır. Asıl sözleşme hangi
şekilde yapılır ise ön sözleşme de o şekilde yapılmalıdır.Ancak Noterlik Kanunu
( m.60, m.89) gereği ön sözleşme olan bir borçlandırıcı işlem
olan Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi Noter de , tasarruf
işlemi olan satış işlemi ise Tapu Kanunu ( m.26) gereğince Tapu’ da
yapılmaktadır. Ancak, prensip olarak ön sözleşmenin de Tapu da düzenebilmesi
önünde yasal bir engel bulunmamakla birlikte ön sözleşme Noterde
yapılmaktadır.Tapuda satış işlemi yapılması gerekirken Noterde taşınmaz satışı
yapılmış ise bu geçersizdir. Ancak tarafların gerçek niyeti taşınmaz satış
vaadi yapmak olarak bu işlem tahvil edilebilir.
Şekil zorunluluğunun 2 istisnası var. Birinci istisna; Yüklenici edimini tamamen veya
red olunamayacak aranda yerine getirmişse, arsa sahibi bu sözleşmenin
geçersizliğini ileri süremez. İkinci istisna; Yükleniciye bedel olarak tapuda
taşınmaz devri gerçekleştirilmiş ise, başlangıçta geçersiz de olsa sözleşme
geçerli hale gelir. Karma nitelikli sözleşmenin diğer kısmı yani inşaat
sözleşmesi şekil koşuluna bağlı değildir (Yargıtay 23.HD. T.06.10.2016, 1164
/4351). Resmi şekil şartına aykırılık halinde sözleşmenin geçersizliğini
ileri sürmek bir hak ise de bazen bu hak bir hakkın kötüye kullanılması yasağı
kuralı ile çatışabilir. Bu durumda hakim resen incelemeli ve hakkaniyetli bir
sonuca varmalıdır. ( YİBK, 25.1.1984,E.1983/3,K.1984/1) Kısaca,istisnai
durumlar olsa da genel kural arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin resmi
şekilde yapılmasıdır. İnceleme konusu sözleşme Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi
ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi olduğu için Noterde düzenleme şeklinde yapılmıştır. Sözleşmenin resmi şekilde yani -Noterde
düzenleme şeklinde yapılması- bir geçerlilik şartıdır.
5. Borçların ifa sırası nasıl?
Paylaşım Esası
Madde 3:
3.1
Hâlihazırda yukarıda bahsi geçen maliklere ait ….. adet ayrı parselin
üzerindeki binaların Müteahhit tarafından yıkıldıktan ve bir adette KIZILAY’a
ait
parselin Müteahhit tarafından satın alınıp TÜM BU ARSALARIN TEVHİDİNDEN sonra
meydana çıkacak Arsa üzerine yapılacak binaların %55’i müteahhide , %45’i
arsa sahiplerine ait olacaktır. (Kızılay’ın arsasına tekabül edecek inşaat alanının tamamı
müteahhide ait olacaktır.)..vd. Taraflardan
sadece birinin borç altına girdiği borç ilişkilerinde bir borçlu olduğu için
ifa sırası söz konusu olmaz.Her iki tarafın da borç altına
girdiği tam iki taraflı sözleşmelerde ifa sırası sözkonusu olur.
Örneğin eser sözleşmesin tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme
olup her iki taraf da hem alacaklı hem de borçludur.
İfa sırasını belirlemek için TBK m.97 ve 98 deki genel
düzenlemelere bakmak gerekir.
Karşılıklı borç yükleyen
sözleşmelerde ifada sıra başlıklı TBK. nun 97.inci maddesinde
ise: “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın,
sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı
olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.(
Ödemezlik def’i). Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede, taraflardan birinin
borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi ve özellikle iflas etmesi ya da hakkındaki
haciz işleminin sonuçsuz kalması sebebiyle diğer tarafın hakkı
tehlikeye düşerse, yerine getireceği edimin güvencesini sağlayana kadar ifadan
kaçınabilir; güvence verilmezse sözleşmeden dönebilir (TBK m.98) Bazen de
alacaklı haklı bir nende yokken ifadan kaçınabilir, temerrüde düşebilir.
Alacaklı temerrüdü borçlu temerrüdünü önemsiz kılar. Borcun konusu şey teslimi
gerektirmiyorsa, borçlu, borçlunun temerrüdü hükümlerine göre sözleşmeden
dönebilir (TBK m.110) Sözleşmeden dönme kural olarak verme borçlarında değil
yapma borçlarında söz konusu olmaktadır. Borcun ifa sırası ile yakından ilgili
olması nedeni ile borcun ifa edilmemesinin sonuçlarını da kısaca hatırlamakta
fayda vardır. İfa imkansızlaşmışsa veya borç kötü ifa edilmişse alacaklı
zararını talep edebilir. Özen yükümlülülüğüne aykırılık nedeni ile zararın
tazmini istenebilir. İfa mümkün ama gecikme varsa alacaklı temerrüt oluşmasa
dahi gecikmiş ifayı isteyebilir. Temerrüt halinde ise alacaklı hem
gecikmiş ifayı hem de bu yüzden uğradığı zararların tazmini isteyebilir. Eser
sözleşmesi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde olduğu
gibi karşılıklı edimler içeren sözleşmelerde alacaklı
gecikmiş ifa ile gecikme tazminatını isteyebileceği gibi borcun ifasından
vazgecip bunun yerine sözleşmenin feshi ve tazminat veya sözleşmeden dönme
haklarını kullanabilir. Bu durumlarda, ifa davası (ve cebri icra),
tazminat davası ve sözleşmeden dönme davaları ile karşılaşılmaktadır. Borç hiç
veya gereği gibi ifa edilmezse ve borçlu kusursuz olduğunu ispat etmedikçe,
alacaklının tüm zararlarını karşılamakla yükümlü olacaktır. (TBK m.112).
TBK.nun 90.maddesi borçların ifa zamanı hakkında genel bir hükmü düzenlemiştir.
Buna göre: “ İfa zamanı taraflarca
kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça
her borç, doğumu anında muaccel olur.” İfa
sırası ilgili öncelikle taraflar arasında açık
bir anlaşma var mı ona bakacağız. Açık bir anlaşma yoksa da örtülü bir anlaşma
var mıdır? Onu araştıracağız veya işin niteliğine göre ifa sırasını
belirleyeceğiz, çünkü ifa sıralamasını doğru yapamadığımız takdirde, temerrüt
ile ilgili de doğru çözümlere varamayabiliriz. Satış sözleşmelerinde aksi
kararlaştırılmamış veya aksine adet bulunmuyor ise satıcı ve alıcı borçlarını
aynı anda ifa etmekle yükümlüdür (TBK m.207/2. Yine, kira sözleşmelerinde kiracı,
aksine sözleşme ve yerel adet olmadıkça,, kira bedelini ve
gerekiyorsa yan giderleri, her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde
ödemekle yükümlüdür(TBK.m.314 ; TBK m.362/2). Hizmet sözleşmelerinde
aksine adet olmadıkça, işçiye ücreti her ayın sonunda ödenir ( TBK
m.406/1).İsimsiz, tam iki taraflı, karma bir sözleşme olan arsa payı karşılığı
inşaat sözleşmeleri ile ilgili olarak ise eser sözleşmeleri ile
ilgili düzenlemelere bakmamız gerekiyor. “İşsahibinin borçları
/Bedelin Muacceliyeti” başlığı altında düzenlenen m.479 ifa sırası ile
ilgili özel hüküm niteliğindedir. Buna göre: İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi
sırasında muaccel olur(1). Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış
ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında
muaccel olur(2).” “Sözleşmenin Konusu” nu esas aldığımızda
1) Yüklenici tarafından, arsa sahiplerinin müşterek mülkiyet
ve bağımsız mülkiyeti esasına göre sahibi ve mutasarrıfı bulundukları parseller
üzerindeki binalar yıkılarak elde edilecek; 2) Boş arsada yeni
yapılacak1/1000’lik imar planının izin verdiği en geniş imkânlardan istifade
edilerek ilgili mevzuat ve kurallar dâhilinde, işbu Sözleşmeye konu olan
inşaat, belediye tarafından tasdik edilen betonarme statik Projeye ve Teknik
Şartnamede bulunan malzeme listesine de aynen sadık kalınarak Yüklenici
tarafından binaların inşa edilecek; 3) Yapılan yeni binayı arsa sahiplerine
tahsis ve tefrik edecek. 4) Yüklenici, arsa sahiplerine bağımsız
bölümleri anahtar teslimi olarak
teslim edecek; bunun karşılığında da Arsa Sahipleri de Yükleniciye maliki
bulundukları arsadan işbu Sözleşmede belirtilen esas ve oranlar
doğrultusunda hisse devri yapacaklardır. Yapı sahibi sadece inşaatı
bitirmek borcu altında değildir, aynı zamanda tamamladığı inşaatı teslim de
edecektir. Teslimden amaç, gerekli yapı kullanım izinlerinin alınmış , yapının
kullanıma elverişli halde teslimidir. Bu nedenle gerekli izinlerin alınması da
eseri tamamlama borcunun bir parçasıdır. Sözleşmenin
1.maddesinde “Anahtar Teslimi” nin, Teknik Şartname ve
Projeye uygun olarak yapılacak Binaların ortak mahalleriyle birlikte tümüyle
ikmal edilip, altyapı ve çevre düzenlemesinin tamamlanıp, tesisatların her
türlü testlerinin yapılarak, olumlu sonuç alınması ve kullanıma hazır halde
Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan ilişiksiz belgesinin alınmış olmasını ifade edeceği
belirtilmiştir. Kural olarak Yüklenici tarafından “anahtar teslimi” yerine
getirilecek edimin ardından, arsa sahipleri de Yükleniciye taahhüt
vermiş oldukları hisse devrini gerçekleştireceklerdir. Yüklenici edimini yerine
getirdikten yani inşaatı yapıp arsa sahiplerine teslim ettikleri anda arsa
sahipleri için bedel ödeme borcu, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde
arsa paylarının yükleniciye geçirilmesi borcu muaccel olacaktır. Ancak,
inceleme konusu olayda çok sayıda ve sırada ifalar söz konusudur.
Ancak, inceleme konusu yaptığımız sözleşmede ifa sırası, zamanı ve süreleri
farklıdır. Bu sıralamayı özetlemek gerekir ise ;
a) Arsa
sahipleri, öncelikle, (sözleşmede yazılı olarak belirtilen tarihe kadar) arsa
üzerindeki bina/bağımsız bölümü boş, borçsuz, takyidatlardan arınmış bir şekilde, kiracıları varsa ( gerekirse TBK m.350
deki ve kanundaki diğer yasal haklarını da kullanıp) tahliye
ederek yükleniciye teslim edeceklerdir. (Sözleşme,
madde 5 / Mevcut Binaların Müteahhitlere Teslimi)
b) Kızılay’a ait parsel müteahhit tarafından satın
alınarak kendisine ait kalacak bu arsa ile arsa sahiplerine ait arsanın tevhidinden ( birleştirilmesinden) sonra, arsa üzerinde yapılacak binaların %55 i yükleniciye,
%45 i arsa sahiplerine ait olacak şekilde inşaatın yapımına
başlanacaktır. (Sözleşme, m.3 / Paylaşım Esası)
c) Şerh için bir
tarafın muvafakatine ihtiyaç duyulursa diğer taraf en geç 1 hafta içinde Tapuda hazır
olacak veya vekaletname verecektir. (Sözleşme, m.17 / Şerh
Yetkisi)
d) Yüklenici, mevcut bina/bağımsız bölümlerin kendisine
tesliminden ( bu tutanak ile teslim inşaatla ilgili sürenin de başlama
tarihidir / Sözleşme, madde 6 / Müteahhidin inşaatla ilgili süreleri ve
İnşaatın Başlaması) itibaren en geç 3 ay içinde Yapı Temel Ruhsatını
alacaktır. + 18 ay içinde yüklenici, anahtar teslimi esasına göre tamamlayıp arsa
sahiplerine bir tutanak ile teslim edecektir. ( Sözleşme, madde 7 /
İnşaatın Süresi ve Binaların Teslimi) . Bu süre içinde inşaat
bitirilememişse + 3 ay ek süre ( Sözleşme, madde 15 / Süreler ve cezai
müeyyideler).
e) Temel üstü ruhsatı alındıktan
itibaren en geç 10 gün içerisinde arsanın %55 lik kısmına
denk gelen hisse, arsa sahiplerince hiçbir bedel alınmaksızın binanın ve bağımsız
bölümlerin inşasının karşılığı olarak yükleniciye devredilecektir. Bu
devirden sonra üzerine arsa sahipleri
lehine inşaat ipoteği konacaktır. (
Sözleşme, madde 8 / Hisselerin Devir Zamanı)
f) Yüklenici, Temel Üstü Ruhsatının alındığı tarihten
itibaren en geç 30 gün içinde tapuda kat irtifakını kuracaktır (
Sözleşme, madde 9 / Kat İrtifakının Kurulması)
g) İpotek
fekki aşamaları
Kat irtifakının tesisi + %25 ipotek
fekki ; Kaba inşaat+ çatılar + 7 gün içinde %25 ipotek fekki; İç dış
sıva,elektrik,su..vs + 7 gün içinde %15 ipotek fekki; Pencere,fayans, ıslak
mekan, saten boya + %15 ipotek fekki ; İnce yapım işleri, arsa sahiplerine
bağımsız bölümlerin teslimi + 7 gün içinde %15 ipotek fekki.; İskanın alınması
+ 7 gün içinde son %5 lik kısım üzerindeki ipoteğin fekki . ( Sözleşme,
madde 11 / İnşaat Yapım Teminat İpoteğinin Fek Koşulla
h) Anahtar
Teslimi + 6 ay içinde Yüklenicinin Yapı Kullanım İznini alması ( 18+3 =21
aydan sonra 6 aylık sürede iskan alınacak. Bu sürede iskan alınamaz
ise ilave geçecek her ay arsa payı sahiplerine 1000 TL cezai şart
ödenecektir. / Sözleşme, madde 15.7 / Süreler ve Cezai
müeyyideleri
i) Yapı Kullanım İzni ( iskan) + en geç 3 ay içinde cins
tashihi alınarak Kat Mülkiyetinin kurulması. ( Sözleşme, m.15.8 / Süreler ve
Cezai Müeyyideler)
j) Mücbir sebep nedeniyle
inşaata ara verilmesi halinde bu durum arsa sahiplerine yazılı olarak
bildirilerek teslim süresine eklenebilecektir. ( Sözleşme, m.16 / Mücbir Sebepler )
k) İskandan itibaren 2 yıl içinde
yüklenicinin işçilik ve malzeme uygulama hatasından doğan zararlara karşı yüklenicinin
arsa sahiplerine karşı garanti
taahhüdü vardır. Arsa
sahiplerinin ilk talebini müteakip en kısa sürede arızalar giderilmez ise arsa
sahiplerinin rücuen tazmin hakkı vardır.
6. Borçların ifa yeri neresi?
4.2 Müteahhit,
Arsa Sahipleri, maliki ve mutasarrıfı oldukları İstanbul ili, KÜÇÜKÇEKMECE ilçesi, FATİH mahallesinde kâin, ve
KÜÇÜKÇEKMECE Tapu Sicilinin 10
Pafta 1760,1761,1762,1763,1767,1768,1769, ve 1770
parsel numaralı
gayrimenkullerin tamamı %100 hisse itibar ederek, bunun %
55 hissesini ve bu hisseye tekabül eden Bağımsız Bölümleri
yapacağı inşaat karşılığında ve işbu Sözleşmede belirtilen
hüküm ve şartlar uyarınca satın almayı
vaat, kabul ve taahhüt etmiştir.
İfa yeri, borç konusunun
alacaklının kullanabileceği, yararlanabileceği ya da tasarruf edebileceği
hakimiyet sahasını ifade eder. Borçlunun edimini ifa yerinde yerine getirmemesi
borca aykırı olur ve borçluyu borçtan kurtarmaz.Borcun ifa yeri, tarafların
açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine
bir anlaşma yoksa, para borçları
alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde;
parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde;
bunların dışındaki borçlar ise doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde
ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan
sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde
güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilir.( TBK.m.89).
Edimin niteliği gereği ifası yalnız belirli bir yerde mümkünse, zorunlu olarak
borç ancak orada ifa edilebilecektir. Örneğin belirli bir arsa üzerinde inşaat
yapma borcu ancak o arsanın bulunduğu yerde ifa edilebilir. Tarafların
anlaşması veya bir kanun hükmü ile tayin edilmiş değilse, ifa yeri TBK.m.89’
daki yedek hukuk kurallarına göre belirlenecektir. Sebepsiz zenginleşme ve
haksız fillerden doğan borçların ifa yeri konusunda önceden olmasa da sonradan
taraflar arasında bir anlaşma yapılabilir. İfa yerinin belirlenmesinde
tarafların açık veya örtülü iradeleri dikkate alınır. Arsa karşılığı inşaat
sözleşmesi niteliği itibariyle çift tipli (çift edimli) bir karma sözleşmedir.
Yüklenicinin edimi, eser sözleşmesinin, arsa sahibinin (iş sahibinin) edimi
ise, Yargıtay’a göre ( YHGK, 9.6.1982 T, 15-1613/565) taşınmaz satış
sözleşmesinin belirli özelliklerini taşımaktadır. Arsa sahibinin
borçları: Arsanın teslimi, inşaat için gerekli işlemlerin yapılması veya
yükleniciye işlemler için gerekli temsil yetkisinin (vekâletin) verilmesi,
arsa payı mülkiyetinin devridir.
Yüklenicinin borçları: İnşaatın tamamlaması, tamamlanan yapının arsa sahibine
teslim edilmesi, borcunu ifa ederken
sadakat ve
özen yükümlülüğüne uymasıdır. Arsa sahipleri açısından temel borç, yüklenicinin
temel borcu olan inşaatın yapılarak kendilerine teslim edilmesi
karşılığında inşaatın bedeli olarak yükleniciye arsa payı mülkiyetinin
devridir. İnceleme konusu sözleşmede her iki tarafın borçlarını ifa yeri taşınmazın olduğu yerdir.( K.Çekmece)
7. Sözleşmede cezai şart (ceza koşulu) var mı?
Süreler ve Cezai Müeyyideler
15.7 Binanın iskân alımı, kararlaştırılan inşaat süresine
dâhil olmayıp ek sürede alınacaktır(18+3=21
den sonra 6 aylık sürede ). Müteahhit Yapı temel ruhsatını müteakip 21
aydan sonra henüz inşaatı
bitirememiş ise mal sahiplerine ilave geçecek her ay için aylık 1000 TL CEZAİ ŞART ödeyecektir.
Kontrol
Madde 19:
Binaların inşaatın koordinasyonu ve
yönetimi tamamen Müteahhide aittir. Arsa
Sahipleri inşaatı her aşamada inşaatın Sözleşme
ve Teknik Şartname hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığını,
malzeme ve işçilik uygulamasını imalatı
görevlendirdiği bir teknik eleman ile bir hukukçu vasıtasıyla her
zaman kontrol ve murakabe edebilir.
Sözleşme ve Teknik Şartname
hükümlerine uymayan aykırılıkları Müteahhide ihbar
etmesi halinde Müteahhit bu ihbarın gereğini kendi emek ve levazımı
ile en kısa zamanda yerine
getirecektir. Getirilmediği takdirde Arsa Sahipleri müdahale
etmeyeceği gibi imalatı yapmaya yetkili olup harcamalarını iki
misli ile
müteahhitten ceza-i şart olarak talep etmeye haklı olup,
müteahhit itirazsız ödemeyi kati
olarak şimdiden taahhüt etmiştir. Teknik konuda teknik elemanın
hukuki konularda hukukçunun müteahhidi ikaz
yetkisi olup, taraflar arasındaki
uyuşmazlıklarda da gösterecekleri yollara itibar edilecektir.Borçlunun borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi
halinde, borçlu, alacaklının ispat ettiği zararını tazmin etmekle yükümlüdür
(TBK m.112) Ancak, bu zorlukla karşılaşmak
istemeyen alacaklılar için, zararı ispat şartına bağlı olmayan bir yaptırım
daha güvenli gelmektedir. İşte, borçlunun borcunu hiç veya gereği gibi ifa
etmemesi halinde alacaklıya ödemeyi kabul ettikleri cezaya sözleşme cezası, bu
şarta da cezai şart / ceza koşulu denmektedir.Ceza koşulu, bir tür geciktirici koşula bağlı edim borcudur. Ceza koşulu, asıl borca ilişkin ilave bir
anlaşmadır. Sözleşme içerisinde
yer alabileceği
gibi yan anlaşma olarak da düzenlenebilir, fakat asıl sözleşmenin
geçerlilik şekline tabidir.Ceza koşulu
ile ilgili özel hükümler TBK.nun 179 - 182.maddelerinde
düzenlenmiştir. Bir sözleşmenin hiç ifa
edilmemesi veya gereği gibi ifa
edilmemesi durumu
için ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya
borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir(TBK m.179/1) Ceza, borcun belirlenen
zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı,
hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş
olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir (TBK m.179/2)
Borç gereği gibi ifa edilmemiş ise ya borcun ifası ya da cezai şart
istenebilir. Borç anlaşmaya uygun yer ve zamanda ifa edilmez ise, hem ifa hem
cezai şart talep edilebilir. Alacaklı ifayı çekincesiz kabul etmişse veya ifa
ve cezayı birlikte talep hakkından feragat etmişse artık cezai şartı
talep edemez. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek
sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat
etme hakkı saklıdır (TBK m.179/3).
İnceleme konusu sözleşmede belirlenen zamanda( 21 ayda) ifa
edilmemesi durumu için kararlaştırıldığından TBK m.179/2
gereği alacaklının (arsa sahiplerinin) ifanın bu sürede tamamlanmaması halinde
hem hem borcun ifasını ( inşaatın tamamlanmasını) hem de cezai şartı (
gecikilen her ay için 1000 TL) da isteyebilecektir.Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile,
kararlaştırılan cezanın ifası gerekir. Alacaklının
uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun
kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez. (TBK m.180) Ceza
koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya
kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır. Taksitle satışa ilişkin hükümler
saklıdır. (TBK m.181) Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.
Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça
sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse,
cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu
tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız
hâle gelmesi, asıl borcun
geçerliliğini etkilemez. Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden
indirir.
Cezai şart / ceza koşulu ile ilgili daha ayrıntılı
bilgiler:
İster geciktirici, ister bozucu
olsun, koşula bağlı borç için de ceza koşulu kararlaştırılabilir,
ancak, geciktirici şart gerçekleşmez ise cezai şartın da işlevi
kalmayacaktır.Yapma, yapmama, verme her türlü edim için de ceza koşulu
kararlaştırılabilir. Yargıtay’ın bazı kararlarında para borçlarında ceza
koşulunun kararlaştırılamayacağı görüşüne yer verilmiştir. Para borçlarında da
ceza koşulu kararlaştırılabilir, ancak taraflar hem temerrüt faizi hem cezai
şartı kabul etmemişlerse hem cezai şart hem temerrüt faizi
istenemez. Bazı sözleşmelerde de ceza koşulu yasa gereği kabul
edilmemektedir. Örneğin, tüketici sözleşmelerinde tüketici aleyhine ceza koşulu
konulması haksız şart kabul edilmektedir. Taksitle satışlarda ceza koşulu
kararlaştırılmışsa bu miktar peşin satış bedelinin yüzde onunu aşamaz. ( TBK
m.260/2). Kefilin ceza koşulundan da sorumlu olacağına dair anlaşmalar ise
hükümsüzdür (TBK m.589/4).
Ceza koşulu : Borçlunun edimini hiç veya gereği
gibi yerine getirememesi halinde ödemeyi kabul ettiği –çoğunlukla bir miktar
paranın ödenmesi şeklinde belirlenen- edime ceza koşulu/cezai şart denir.
( TBK m. 179-182 de düzenlenmiştir)
Cezai şart asıl borca bağlıdır,
onun fer’i dir, asıl borç ortadan kalkarsa cezai şart da ortadan
kalkar.
Cezai şartın 2 temel işlevi:
1) Teminat işlevi
2) Tazminat işlevi
Cezai şartın türleri:
1) Seçimli cezai şart: Ya borcunu ifa et ya da cezai
şartı öde ( m.179/1)
2) İfaya eklenen cezai şart ( m.179/2)
3) İfayı engelleyen cezai şart (m.179/3)
İnşaat sözleşmelerinde daha çok
ifaya eklenen cezai şart türüne rastlanmaktadır.Basiretli
tacir cezai şartın hüküm ve sonuçlarını öngörebilmeli ona göre sözleşmedeki bu
hükmü kabul etmelidir. Ancak, yine de ahlaka aykırılık derecesinde yüksek olan
cezai şarta da katlanması tacirden beklenmemelidir.
Cezai şart için, geçerli bir asıl
borcun var olması, geçerli bir cezai şart anlaşmasının bulunması, cezai şartın
muaccel olması ve ifanın çekincesiz olarak kabul edilmemiş olması
gerekmektedir.
Cezai şartın asıl sözleşme içinde
ya da aynı anda kararlaştırılması şart değildir, ancak, asıl şart için
öngörülen şekil ne ise cezai şart da o şekle uygun olarak yapılmalıdır.
İnşaat sözleşmelerinde genel olarak
yüklenicinin inşaatı süresinde teslim etmemesi halinde diğer bir ifade ile
teslimde temerrüde düşmesi halinde cezai şart gündeme gelmektedir. Cezai şartın
talep edilebilmesi için bu asıl borcun ifasında temerrüde
düşmede borçlunun kusurlu olması şarttır. Yine de taraflar
yüklenicinin kusuru olmasa bile cezai şart ödemesini kararlaştırabilirler.
Götürü Tazminat:
Tazminat, zararı karşılamalı ama
zenginleşme nedeni de olmamalı.Sözleşme özgürlüğü çerçevesinde taraflar
sözleşmenin içeriğini serbestçe belirleyebilirler, haliyle tazminatı da götürü
olarak önceden belirlemeleri mümkündür.
Götürü tazminatın kıta
Avrupasına göre Anglo-Amerikan hukuk sisteminde uygulaması daha yaygındır.
Götürü tazminat, sözleşmenin borçlu
tarafından ihlal edilmesi halinde alacaklının uğradığı zararın belirli bir
miktar olarak taraflarca önceden kararlaştırılmasıdır. Bunun için, taraflar
arasında bir borç ilişkisinin bulunması, belirli veya belirlenebilir bir götürü
tazminat ediminin belirlenmesi,tarafların anlaşması gerekir.
Götürü tazminat, tek tarafa borç
yükleyen, fer’i nitelikte, kendine özgü yapıda ( sui generis) bir sözleşmedir.
Götürü tazminatın cezai şarttan
farkı nedir? Bir görüşe göre hiçbir farkı yoktur, götürü tazminat
olarak bahsedilen durumlar da cezai şartın kapsamına dahildir. Çoğunluğu teşkil
eden diğer görüşe göre ise hem amaç hem de niteliği itibariyle bu
kavramlar birbirinden farklıdır. Cezai şartın amacı borçlu üzerinde baskı
kurarak borçluyu zamanında borcunu yerine getirmesini, borçluyu borcuna uygun
davranmasına zorlamaktır. Götürü tazminatın amacı, zararı önceden belirlemek ve
alacaklıya ispat kolaylığı sağlamaktır. Götürü tazminatta borçlunun kusurlu olması şart iken cezai
şartta borçlunun kusurlu olması şartı aranmaz. Götürü tazminat, ifa çekincesiz kabul edilmişse bile
zamanaşımı süresi içerisinde istenebilirken, ifa için çekince ileri
sürülmemiş ise cezai şart talep edilemez.Aşırı belirlenen cezai şartı hakim
indirebilirken, götürü tazminatta hakime müdahale yetkisi tanınmamıştır. Cezai
şartta zararın ispatlanma şartı da bulunmamaktadır.
Özetle; ceza koşulu için zararın doğmuş olması şart
değildir. Zarar ceza koşulundan fazla ise ve borçlu kusurlu ise aşkın (munzam)
zarar talep edilebilir. İfa kabul edilirken itirazi konmaz ise ceza koşulu
kural olarak kabul edilemez. Fahiş cezai şart hakim tarafından görevi
gereği ( re’sen) indirilir, taraflar da bunu talep edebilir. Tacirler ise ancak
istisnai durumlarda talep edebilirler.Götürü tazminat için ise, zararın varlığı
şarttır.Aşkın zarar talep edilemez. Çekince koymak gerekmez.
Sözleşmede belirlenen tazminat bedelinde kural olarak indirim yapılmaz.
TBK m182/3 deki ceza koşulunun
indirilmesinin İstisnası: TTK m.22 Tacir sıfatını taşıyan
borçlu ( TBK m.121/2, 182/3, 525 de yazılı hallerde) cezai şartın
indirilmesini isteyemez. ( Y.İBK1940/7-71 )
Borçlu tacir olsa bile Kararlaştırılan ceza koşulu
ekonomik yıkım oluşturacak miktarda ise, bütün borç ilişkilerinin sınırını
oluşturan, ahlaka ve adaba aykırı olmamaya ilişkin TBK m.27 hükmü
uygulanmak suretiyle tamamen veya kısmen iptaline karar verilebileceğini
Yargıtay kabul etmektedir. ( Y HGK 1970/ 153, 1974/222 )
Yeri gelmişken koşul ( şart) ile
vade arasındaki temel farka da değinelim. Vade her aman gerçekleşeceği kesin
olan bir olgudur.Koşul ise her zaman gerçekleşip
gerçekleşmeyeceği kesin olmayan olgudur. Sözleşme incelerken vade
koşul farkına da dikkat edilmelidir.
· Borçlunun borca aykırı davranışı halinde Alacaklı Borçludan
talebi: İfa+ceza koşulu ise zarar
koşulu aranmaz. Borçlunun borca aykırı davranışı halinde Alacaklı Borçludan talebi:
İfa+götürü tazminat ise, zarar koşulunu gerektirir. Cayma parasında, sözleşmenin kurulduğu sırada alacaklıya bir miktar
para ödenmekte, borçlu sözleşmeden döndüğü takdirde ise alacaklı bu parayı
tutmakta ve korumaktadır.
· Cayma parasının
sözkonusu olduğu durumlarda, sözleşmeden cayma hakkı alacaklıya da borçluya da
tanınmıştır. Cayma parasını alan cayarsa
veren tarafın aksine iki katını ödemek zorundadır. Ceza koşulunda ise borçlu tarafından alacaklıya peşin olarak
ödenmiş bir para bulunmamaktadır.
İnceleme konusu sözleşmede
“ Süreler ve Cezai Müeyyideler” başlıklı yukarıdaki 15.maddenin
7.bendinde “ Müteahhit Yapı temel
ruhsatını müteakip 21 aydan sonra henüz
inşaatı bitirememiş ise mal sahiplerine ilave geçecek her ay için aylık 1000 TL CEZAİ ŞART ödeyecektir.” Şeklinde
ceza koşulu yer almaktadır. Burada
da açıkça görüldüğü üzere, inşaatın
bitirilmesi süresi olan 21 aylık vade içinde inşaatın bitilmesi hedeflenmiştir.
Yüklenicinin bu süreye uymaması yani bu süre içinde inşaatı tamamlamamış ise
bir “cezai şart” öngörülmüştür. Her ne kadar “tamamlama” ibaresi “teslim” i de
akpsar diye düşünülebilir ise de netlik sağlanması yorum yolu ile farklı
sonuçlara ulaşılamaması için “ inşaatın tamamlanması ve teslimi” şeklinde
sözleşmede yer alsa idi daha uygun bir ifade olurdu. Ayrıca her ne kadar “cezai
şart” denmiş ise de burada yer alan ifade gerçekten cezai şart mıdır? “Götürü
tazminat “ mıdır?, ya da hedeflenen kira desteği gibi başka bir şey midir?.
İnşaatın büyüklüğü, inşaatın maliyeti, zamanı, süresi, arsa maliklerinin
sayısı, inşaatın niteliği vb. pek çok husus bir arada değerlendirildiğinde
burada kararlaştırılan aylık “ 1000 TL”
gerçekten bir “cezai şart” mıdır veya yükleniciye gecikmesi halinde bir ödül
müdür? Her ne kadar cezai şartın yüksek olması halinde hakime cezai şartın bir
zenginleşme aracı olmaması için makul bir seviyeye indirme yetkisi verilmiş ise
de oldukça düşük belirlenen cezai şartı artırılamaması hakimin taleple bağlı
olma kuralının bir yansımasıdır. Tacirler bu cezai şartın indirilmesini ancak tacirin ekonomik
varlığını sarsacak ahlaka aykırılık
düzeyinde ise isteyebilirler.Buradaki meblağın düşük olması, sözleşmenin
yüklenici tarafından hazırlanan standart sözleşme olduğu varsayımında TBK m.20
vd.nda düzenlenen genel işlem şartlarına aykırılık olarak da değerlendirilebilme
durumu olabilecektir.
Kısaca, tarafların nitelendirmesine bakmadan,
sözleşme kararlaştırılan zarar odaklı
ise götürü tazminattan, sözleşmenin gereği gibi ifası hedeflenmiş ise cezai
şarttan bahsedilebilir. İnceleme konusu olayda “cezai
şart” olarak ifade edilen hükümleri
cezai şart olarak kabul etsek dahi meblağ itibariyle yükleniciyi
sözleşme ile bağlı kılmaya zorlayıcı bir yönü olmadığı söylenebilir. Götürü tazminat olarak değerlendirebilmek
için de tarafların bu müktarı olabilecek
muhtemel zararı karşılamak amacıyla sözleşmeye koymuş olmalarına bakmamız
gerekir. Götürü tazminatın da bu yönüyle koşullarının oluştuğu söylemez.
Gecikmenin ne kadar süreceği belli değildir ve ödeme her ay ve her malike
yapılacaktır, bu nedenle buradaki “cezai şart” ile ifade edilmek istenen
aslında ifanın gecikmesi halinde gecikmeye bağlı olarak arsa sahiplerine
yapılacak kira desteği de cezai şart olarak ifade edilmiş olabilir.
Sözleşmenin “Kontrol” başlıklı
19.maddesinde inşaatın sözleşmeye ve
Teknik Şartnameye uygun yapılıp yapılmadığının 1 teknik eleman ve 1 hukukçu
aracılığıyla kontrol ve denetiminin yaptırılacağı, bildirilen aksaklıkları en
kısa sürede yüklenici gidermez ise arsa sahiplerinin inşaata kendilerinin devam
etme hakları olduğu ve bunun için yapacakları harcamaların 2 katını
yükleniciden cezai şart olarak talep etmeye hakları olduğu, müteahhidin de
bunu itirazsız ve kesin olarak taahhüt
ettiği belirtilmiştir. Burada alacaklı taraf olan arsa sahiplerine işin gereği
gibi yapılması amacıyla yükleniciye baskı unsuru taşıyan ve müteahhidin temerrüdü halinde arsa
sahiplerinin yapacağı masrafın 2 katının cezai şart olarak belirlenmesi söz
konusudur. Zararın giderilmesi hedeflenmiş
olsa idi götürü tazminatın ifade edilmek istendiği de düşünülebilirdi ancak
burada zararın telafisinden ziyade zararın hiç meydana gelmemesi
hedeflendiğinden ifa etmezsen cezai şart ödersin anlamında seçimli bir cezai
şartın varlığından söz edebiliriz. Ancak şu hususu bir kez daha belirtmek gerekir ise, yüklenici
arsa sahiplerinin inşaata sözleşmeye uygun şekilde devam edilmesi için böyle
bir harcama yapmalarına sebebiyet vermez ise yani geciktirici şart gerçekleşmez
ise haliyle cezai şartı da ödemek zorunda kalmayacaktır.
8. Temerrüt
faizine ilişkin bir anlaşma var mı? Geçerli mi?
13.5 Arsa sahipleri işbu Sözleşmede yazılı ve
kendilerini bağlayan tüm sürelere riayet
ve tüm mükellefiyetlerin ifasından ve
iyi niyet kurallarına riayetten sorumludur.
Mal sahiplerinden biri ek:3 ve ek:7 ‘de verdiği ve bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan
vekâletlerden herhangi birini haksız yere iptal ederse, inşaatın bu azilden doğabilecek tüm gecikme
tazminatını ödemekle mükelleftir.
İnceleme konusu yapılan
sözleşmede “temerrüt faizi” adı altında olmasa da “ gecikme tazminatı” adıyla
bir anlaşma yapılmıştır. Faiz,
konusu para olan borçlarda, parasından mahrum kaldığı süre için sağlanan hukuki
(medeni) semeredir. Faiz, asıl alacağa bağlı fer’i niteliktedir. Anapara
(kapital) faizi-temerrüt (gecikme) faizi; akdi(iradi) faiz-kanuni(yasal) faiz;
basit (adi) faiz – birleşik ( mürekkep) faiz; adi işlerde faiz – ticari işlerde
faiz şeklinde sınıflandırabileceğimiz türleri vardır. Ticari işlerde
kararlaştırılmamış olsa bile istenebilir, ticari işlerde –kural olarak- serbestce
kararlaştırılabilir ( TTK m.8). Adi işlerde bileşik faiz uygulaması kanunla (
TBK m.388/3 ; 3095 sayılı Faiz K. M.3 ile TTK hükümleri saklı tutularak bileşik
faiz uygulaması yasaklanmıştır. Temerrüt faizi, borçlunun para borcunu
zamanında ödememesi nedeniyle temerrüde düşmesi durumunda, alacaklının talebi
ile işlemeye başlayan faizdir. “Gecikme Tazminatı”başlığı altında düzenlenen
TBK.nun 118.maddesi: “Temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru
olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı
zararı gidermekle yükümlüdür”.
TBK m. 88- “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı,
sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan
mevzuat hükümlerine göre belirlenir (KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE
İLİŞKİN KANUN Kanun Numarası : 3095 Kabul Tarihi : 4/12/1984).Sözleşme
ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen
yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.”.“Temerrüt faizi” başlığı
altında düzenlenen TBK.nun 120.maddesi: Uygulanacak yıllık temerrüt faizi
oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte
yürürlükte olan mevzuat hükümlerine
–yani 3095 sayılı Faiz kanununa -
göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı,
birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını
aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt
faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık
akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise,
temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.
6102 Sayılı TTK nun 20
maddesinde ticai işletmesi ile ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacirin
uygun bir ücret isteyebileceği, ayrıca tacirin verdiği avanslar ve yaptığı
giderler için ödeme tarihinden itibaren faize hak kazanacağı belirtilmektedir. Borcun
ifa edilmemesinin sonuçları TBK m.112-126 maddeler arasında düzenlenmiştir.
Borçlunun temerrüdü ise 117 vd.nda düzenlenmiştir. “ Muaccel bir borcun
borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer.
Borcun ifa edileceği gün,
birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne
uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle;
haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin
gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz
zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.” Borçlu temerrüde düşerse, alacaklı,
borcun ifasını ve gecikmeden kaynaklanan zararın tazmini ( TBK.m.118- gecikme tazminatı)
talebiyle ifa davası açabilir. Temerrüt sürecinde doğacak zararlardan borçlu
kusursuz da olsa sorumludur. Temerrüde düşen borçlu, beklenmedik hâl sebebiyle
doğacak zarardan sorumludur. Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını veya
borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı bile beklenmedik hâlin ifa konusu şeye
zarar vereceğini ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir.( TBK m.119) Para
borçlarında temerrüt faizi borcu doğar. Faiz borcunun doğması için borçlunun kusurlu olması şartı
bulunmamaktadır.
Alacaklı, temerrüt faizini aşan
bir zarara uğramış olursa (aşkın zarar), borçlu kendisinin hiçbir kusuru
bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. (TBK m.122/1
)
Faizden bahsetmişken , işlemiş faiz alacağı dururken
borçlunun ana borcu ödeyemeyeceği emredici hükmünden de bahsedelim. Faiz
alacağı anapara alacağından ayrı bir alacaktır.Buna rağmen alacaklı, faiz ve
masrafların ödenmesine ilişkin borçlunun teklifini reddedebilir.Fazi ve
giderler muaccel olmamış ise borçlu
anaparayı ödeyebilir (TBK m.100/1) .Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gibi
karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri temerrüde düştüğü
takdirde, diğeri, borçlunun –gecikmiş de olsa borcunu- ifa etmesini isteyebilir
veya uygun bir süre verilmesini hakimden de isteyebilir ( TBK m.123). TBK m.124
de sayılan hallerde ( süre verilmesi sonuca etki etmeyecekse, alacaklı için bir
faydası olmayacaksa, ifanın kabul edilmeyeceği anlaşılıyorsa) süre verilmesine de gerek kalmayacaktır.
Temerrüt halinde alacaklının
seçimlik hakları vardır (TBK m.125). Temerrüd nedneiyle borçluya süre verilmiş
veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum oluşmuş ise, alacaklı gecikmiş ifayı ( işin tamamlanmasını) + gecikme tazminatı isteme hakkına sahiptir.
Bu haklardan vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan
zararının ( olumlu/müspet) giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden
dönebilir. Dönme halinde artık tarafların o andan itibaren yapmakta oldukları
edimleri durdurma ve ifa etmiş olduklarını da geri isteme hakkına sahip
olurlar.Alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalmasından kaynaklanan zararlarının ( olumsuz-menfi) tazminini de
isteyebilir. Eser sözleşmeleri ve bir alt türü olan inşaat sözleşmeleri genel
olarak ani edimli sözleşmelerdir. Eser vücuda getirme, yapıyı inşa etme uzun da
sürse alacaklı açısından baktığımızda
eserin/yapının inşa edilip teslimi ani bir edimdir. Arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmeleri ise Yargıtay kararlarında da ifadesini bulduğu şekliyle
“ani-sürekli karmaşığı” bir edimdir. İfasına başlanmış sürekli edimli
sözleşmelerde, alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi halinde, ifa+gecikme
tazminatı isteyebileceği gibi, sözleşmeyi feshederek, sözleşmenin süresinden
önce feshine sebep olunması yüzünden uğranılan zararın giderilmesini de
isteyebilir (TBK m.126).
Olumlu zarar (müspet zarar):
Borcun ifa edilmemesine bağlı zarardır. Borç gereği gibi ifa edilseydi
malvarlığının ulaşacağı miktar ile şu an bulunulan durum arasındaki farktır;
diğer bir ifade ile, alacaklının mal varlığında meydana gelen azalma ( fiili zarar)
+ yoksun kalınan kârdır.
,Olumsuz zarar (menfi zarar)
ise, Dönme ya da diğer hükümsüzlük hallerinde yani sözleşmenin ortadan kalkması
hallerinde uğranılan zarardır. Bu zararlar, sözleşmenin kurulması ve borcun
ifası için yapılan masraflar, kaçırılan alternatif sözleşme fırsatları
sebebiyle uğranılan zararlardır.Kural olarak hem olumlu hem olumsuz zararlar
aynı anda istenemez. Bunun istisnaları: Hakkaniyetin gerektirdiği durumlar (
TBK m.35/2), sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar ( TBK m.47/3).
Temerrüt faiz oranı taraflarca
serbestçe belirlenebilirse de belirlenmemiş ise ana para faiz oranından ( %9)
daha az olamaz. Ticari işlerde bir önceki yılın 31 Aralık günü TCMB nın kısa
vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranından temerrüt faizi istenebilir. 30
Haziran günü, 31 Aralık’ taki faiz oranında artı-eksi 5 puan ve üzeri fark
varsa, farklı oran uygulanır. Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet
tedarikine ilişkin sözleşmelerde bu kuralın istisnasını görmekteyiz. Tedariki
sağlayan firma tedarik borcunu yerine getirmiş olmalıdır. Ödeme günü veya
süresi kararlaştırılmış ise ihtara veya fatura düzenlemeye gerek olmaksızın
temerrüt faizi işlemeye başlar. Fatura ve benzeri bir ödeme talebinin
alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonunda / bu bilinmiyorsa veya teslim
daha önce ise mal veya hizmetin teslim alınmasının takip eden 30 günün sonunda
- süre kararlaştırılmamış olsa da faizin
başlaması için ihtara lüzum duyulmaksızın – temerrüt faizi işlemeye
başlayacaktır. Genel kurallarda temerrüt
için kusur aranmaz iken TTK nun 1530 uncu maddesinde düzenlenen temerrüt
faizinin özel ve istisnai düzenlemesinde borçlunun temerrüde düşmede kusurlu
olması aranmaktadır. Merkez bankası temerrüt faiz oranını her yıl Ocak ayında belirler. 3095
sayılı Fazi kanununa göre tarafların sözleşme ile belirleyecekleri ticari faiz
oranı en fazla % 8 fazla
/ en fazla 8 puan fazla olmalıdır.
İnceleme konusu sözleşmede “inşaatın bu azilden doğabilecek tüm gecikme tazminatını ödemekle mükelleftir” ifadesinden
fesih veya dönme nedeni ile uğranılan zararların tazmininin ifade edildiği,
doğrudan bir ticari faizi düzenlemediği, ancak tarafların tacir olmaları
durumunda, para borçlarında düşülen temerrüt söz konusu olduğunda temerrüt
faizi istenebileceği , ancak inceleme konusu sözleşmedeki temel borçlar para
borcu olmadığı için – ve sözleşmede de temerrüt faizine ilişkin bir düzenleme
olmadığı için “gecikme tazminatı” nın temerrüt faizini de kapsayacağının
amaçlanmadığı söylenebilir.
9. Vergi ve
diğer masraflar kime ait?
Madde 12, 13.3 ve 14.4
de ve 25 de düzenlenmiştir.
Yapı Kullanma İzin Belgesinin Alınması ve Kat
Mülkiyetinin Kurulması
Madde 12:
Müteahhit
Binaların inşaatının Anahtar Teslimi esasına göre tümüyle ikmal edilmesini
takiben en geç altı (6) ay içinde ilgili belediye başkanlığına başvurarak
Binalara ilişkin yapı kullanma izin belgelerini(iskân) alacaktır. Müteahhit
Binalara ilişkin yapı kullanma izinlerinin(iskân) alınmasını takiben en geç
üç(3) ay içinde kat mülkiyetini kurarak, kat mülkiyeti tapu senetlerini Arsa
Sahiplerine teslim edeceklerdir. Bu işlemelerden ilişkin doğabilecek tüm vergi,
harç, resim ve masraflar Müteahhit tarafından karşılanacaktır.
Arsa sahiplerinin Yükümlülükleri
13.3.Arsanın teslim tarihine kadar ki tüm vergi
borçlarından, arsa tesliminden sonra
ise adlarına ipka edecekleri % 45 Arsa hissesine ilişkin (her türlü tapu harcı, damga ve arsa emlak vergisi hariç olmak üzere)
her türlü
vergilerden sorumlu - arsa
sahipleri- olacaklardır.)
14.4 İş
bu inşaatla ilgili olarak her türlü Proje tanzimi,yapı denetim harcı,zemin
etüt raporu, tadilat,
teknik eleman ücretleri, imar durum istikamet rölevesi, kot, kesit röperli
kroki çap, temel ve temel üstü ruhsatı harcı, iskân harcı ve 2 no’lu beyan
harcı, her türlü inşaat malzemesi bedeli, SSK primleri, işçi, muhtasar
vergileri, arsa paylarıyla ilgili emlak ve gelir vergileri tüm şantiye
giderleri, araç ve gereç temini, arsa payı iktisabı sırasında doğan tüm tapu harcı,
şantiye suyu ve elektriğin temini ve giderleri, cins tashihi, kat irtifak ve kat mülkiyeti tesis, tadil, terkin
hizmetleri, harç ve giderler, KDV, noter harç ve giderleri, arsa üzerindeki tevhit,
ifraz, kanuni terklerle ilgili hizmet ve giderleri gibi inşaata müteallik bilcümle giderler ve abonman sözleşme
hazırlığı su ve elektrik sayaçları, doğalgaz tesisatı ve gaz açımı Müteahhide aittir.
Damga Vergisi
Madde 25:
İşbu
Sözleşmeden kaynaklanan damga vergisi Müteahhit tarafından ödenecektir.
İnceleme konusu sözleşmede vergi,
harç ve masraflardan kimin sorumlu olduğu düzenlenmiştir.Bir kısım harç ve
masrafları arsa sahipleri bir kısım harç ve masrafları da yüklenici
üstlenmiştir. Ancak bir kısım harçlar ve vergiler ise ( Tapu harcı, Damga Vergisi, Arsa Emlak Vergisi
) hariç tutulmuştur. Bu durumda kanuni düzenlemelere bakmak gerekecektir. 488
sayılı ve 01.07.1964 tarihli Damga
Vergisi kanunu’ nun 3.maddesine göre damga vergisini sözleşmeyi imza edenlerin
ödeyeceğini düzenlemektedir. Ancak, m.3/3 ve 24.madde gereği diğerlerine rücu
hakkı saklı kalmak üzere bu belgeyi ilk kez kullanan kişi ya da kişiler damga
vergisinin tamamını ödeyeceklerdir. Buradan yüklenicinin veya arsa sahiplerinin inceleme konusu
sözleşmeyi resmi makamlara ilk ibrazında damga vergisini ödemek durumunda
kaldığında diğerine rücu edebileceği anlaşılmaktadır. Ancak, inceleme konusu
sözleşmede (madde 25, Damga Vergisi) damga vergisinin yükleniciye ait olduğuna
ilişkin açık düzenleme yapılmıştır. Böyle bir düzenleme vergi daires açısından
bir anlam ifade etmese de , yani vergi dairesi ilk işlem yapandan vergisi alsa
da, taraflar aralarındaki bu sözleşmeye göre ancak rücu haklarını
kullanabilirler. Damga vergisi arsa sahipleri tarafından ödenmek durumunda
kalınmış ise bu maddeye istinaden tamamını yükleniciden rücuen talep
edebilecektir. Ödemeyi yüklenici yapmış ise arsa sahiplerine rücu
edemeyecektir.
1319 sayılı ve 29.07.1970
tarihli Emlak Vergisi Kanununa göre, Türkiye
sınırları içinde bulunan binalar bu kanun hükümlerine göre bina vergisine
tabidir. Bina vergisini, binanın maliki, varsa intifa hakkı
sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenler öder.Bir binaya
paylı mülkiyet halinde malik olanlar, hisseleri oranında mükelleftirler.
Elbirliği mülkiyette malikler vergiden müteselsilen sorumlu olurlar. ( m.1,
m.3, vd.) Türkiye sınırları içinde bulunan
arazi ve arsalar, kanunda sayılan muafiyet ve istisnalar dışında
arazi (arsa) vergisine tabidir.(
m.12). 492 Sayılı 02.07.1964 tarihli Harçlar Kanununa göre tapu ve ipotek harçları aksine bir anlaşma
yoksa taraflarca ödenir. (m.58). Tapu
harcı bedeli, aksi taraflarca kararlaştırılmadıkça alıcı ve satıcıdan eşit
olarak yani her birinden satış bedelinin %2'si oranında tahsil edilir. İnceleme konusu sözleşmede Tüm tapu harçlarının yüklenici tarafından
ödenmesi kararlaştırılmıştır. Yüklenici fazla yaptığı masrafları isteyemez,
ancak önceden öngörülemeyen koşullar varsa hakimden aşırı ifa güçlüğü,
sözleşmeye bağlılık, denge ve eşitlik kavramları çerçevesinde sözleşmenin günün
koşullarına uyarlanması istenebilir. Uyarlama koşulları bulunmuyorsa veya karşı
tarafa ulaşılamıyırsa, yüklenici sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Dürüstlük
kuralı elveriyor ise ileriye dönük sonuçlar doğuran fesih hakkı da
kullanılabilir.
10. Yetki anlaşması var mı?
Geçerli mi?
Yetkili Mahkemeler
Madde 23:
İşbu
Sözleşme ile ilgili anlaşmazlıkların çözümünde Bakırköy mahkemeleri ve icra
daireleri yetkilidir.
Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın
açıldığı tarihteki yerleşim yeri
mahkemesidir. (HMK m. 6/1).Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya
doğabilecek bir uyuşmazlık
hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler.
Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.(HMK
m.17). Tacir veya kamu tüzel kişisi olmayanlar arasında yapılmış olmayanlar
arasında yapılmış olan yetki sözleşmesine dayanılarak yetkili kılınmış mahkemede 1.10.2011
tarihinden sonra ( 6100 Sayılı HMK nın yürürlüğe girdiği tarihten sonra
açılacak davalarda) dava açılamayacaktır.
Yetki sözleşmesi yapabilecek kişilere tahdit getirilmesindeki amaç, özellikle iktisaden büyük işletmelerin ve günlü
olan tarafın genel şartlar veya genel
işlem şartları adı altında, sözleşmenin iktisaden
ve sosyal bakımdan güçsüz olan tarafa yetki sözleşmesini dayatmasından korumaktır (YENİOCAK, s.397,
YARGITAY 11.HD.T.2.7.2012, E.2012/8430 K.2012/11618 )
Tarafların üzerinde
serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular
ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin
geçerli olabilmesi için yazılı
olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya
belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi
şarttır.(HMK m.18). Taşınmaz üzerindeki ayni hakka
ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut
alıkoyma hakkına ilişkin davalarda,
taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.(HMK.m.12/1). Bu durumda inceleme konusu bu sözleşmenin 23.maddesimde
belirtildiği şekilde “Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Daireleri”nin yetkili olacağına ilişkin anlaşma, kesin
yetki nedeni ile geçerli değildir. Taşınmazın bulunduğu yer “Küçükçekmece
Mahkemeleri ve İcra Daireleri” kesin yetkili yer olacaktır. Kesin yetki
olmasaydı, yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, HMK nın yürürlük
tarihini ve yetki sözleşmesi yapan
tarafların tacir veya kamu tüzel
kişisi olup olmadıklarını göz önünde bulundurmak gerekirdi.
11.
Sorumsuzluk anlaşması var mı? Geçerli mi?
13.9 Arsa Sahiplerinin bu sorumlulukları dışında
işbu Sözleşmenin imzalanmasından
kat mülkiyeti tesisine kadar hiçbir mali, hukuki, cismani sorumluluğu
olmayacaktır.
“Sorumsuzluk anlaşması” başlığı altındaki TBK
m. 115 e göre: Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan
anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Borçlunun alacaklı ile hizmet
sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına
ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili
makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif
kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden
yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.
“Yardımcı
kişilerin fiillerinden sorumluluk” başlığı altında TBK m.116 daki düzenlemeye
göre, “Borçlu,
borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte
yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun
surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa
verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan
sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı
gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar
tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin
fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkinanlaşma kesin olarak hükümsüzdür.”
İnceleme konusu sözleşmenin 13.maddesinde 9
bent halinde arsa sahiplerinin sorumluluğu ile ilgili hususlar düzenlenmiştir.
Aynı şekilde sözleşmenin 14.maddesinde de “Müteahhidin Yükümlüllükleri başlığı”
altında düzenlenen 8 bentte yüklenicinin sorumsuzluğuna değil de sorumluluğuna
ilişkin düzenlemeler yer almıştır. Sözleşmenin 13. Ve 14 maddesinde tarafların
sorumluluklarına ilişkin yapılan düzenlemede TBK m.115 ve TBK m.116 ya aykırı
bir husus görülememiştir. 13.9 nolu bendinde “Arsa Sahiplerinin bu sorumlulukları dışında
işbu Sözleşmenin imzalanmasından kat mülkiyeti tesisine kadar hiçbir mali,
hukuki, cismani sorumluluğu olmayacaktır.” hükmü yer almakta ise de bu madde TBK
nda düzenlenen sorumsuzluk anlaşması kapsamında değerlendirilebilecek bir husus
değildir, kaldı ki “ mali, hukuki, cismani sorumluluğu olmayacaktır” hükmü
kanuna, kanunun emredici kurallarına,dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden
durumlarda uygulanamayacak bir hükümdür.
12. Gizlilik anlaşması var mı?
Sözleşmelerde
genellikle yer verilen gizlilik anlaşması, sözleşme ilişkileri sırasında taraflarca
öğrenilen bazı bilgilerin üçüncü kişilerle paylaşılmasını engellemek amacıyla kullanılır. (YENİOCAK,
s.475, Yargıtay 15.HD.T.7.5.2018, E. 2017/ 2169, K.2018/ 1816 )
Gizlilik Sözleşmesi ayrı bir sözleşme olarak yapılabileceği gibi, ilgili
sözleşme içerisinde bir madde olarak da konulabilir. İlgili ilgisiz kişilere
ulaşmaması için ticari sır ve bilgilerin korunması bakımından bir çözüm olarak
görüldüğü için bu tür sözleşmelere veya anlaşmalar içeren maddelere ihtiyaç
duyulmaktadır.
Gizlilik anlaşması, ilgili ana sözleşme içinde bir madde olabileceği
gibi, ayrı bir sözleşme şeklinde de olabilir.Sözleşme görüşmeleri öncesinde
olabileceği gibi sözleşmenin yürürlüğü
süresince ve/veya sonrası için de kararlaştırılabilir. Taraflar için kişisel ve
ticari sır olan hususların gizlilik anlaşması ile açıklanmaması
ve açıklama halinde zarar doğmaması doğarsa telafisi hedeflenmektedir.
Türk hukuk sisteminde
gizlilik sözleşmesi kavramı Anglo-Amerikan hukukunda Non-Disclosure Agreement (“NDA”) olarak karşımıza
çıkmaktadır. Üçüncü kişilerle
paylaşılması istenmeyen bilgilerin korunması amacıyla taraflar arasında imzalanan bu sözleşmenin muhakkak
gizlilik sözleşmesi adını alması gerekmez. Sözleşme
bu ismi taşımasa dahi niteliği göz önünde bulundurularak taraflar ifşa etmeme
yükümlülüğü altına girer. Gizlilik sözleşmesi taraflardan birine, gizli bilgi
niteliğindeki bilgileri ifşa etmeme ve taraflar arasındaki ilişkinin dışında
başka bir amaçla kullanmama şeklinde iki
yükümlülük getirir. Bu bilgiyi gizli tutmak için
gerekli tüm önlemlerin alınması da bu kapsamdadır. Tarafın kusuru sebebiyle bu gizli bilgilerin öğrenilmesi
durumunda da sorumluluk doğacaktır.
Anlaşmanın ihlali halinde ve
bu ihlal kusurlu bir davranış sonucu olmuş ve bu kusurlu davranış sonucu da zarar meydana
gelmiş ise tazminat talebi de doğacaktır.
Caydırıcı miktarda ceza koşulu gizlilik anlaşmasının ihlal ihtimalini
azaltacaktır.
6325 sayılı Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’ nda da ( m.4) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça
arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde kendisine sunulan veya diğer bir
şekilde elde ettiği bilgi ve belgeler ile diğer kayıtları gizli tutmakla
yükümlüdür. Aksi kararlaştırılmadıkça taraflar ve görüşmelere katılan diğer
kişiler de bu konudaki gizliliğe uymak zorundadırlar. Burada da amaç, taraflar
arasında gizli kalmasına gereken bilgilere, sırlara dahil olan arabulucunun da,
görüşmeler katılan üçüncü kişilerin de, bu gizliliğe dahil edilmesi, tarafların
da görüşmeler ve arabuluculuk sürecinde karşı tarafa ilişkin edindiği bilgi ve
sırları başkasına ifşa etmemesi içindir. Hatta gizliliği kaldırmamış ve aykırı
davranılmış ise şikayet üzerine 6 aya kadar hapis cezası da öngörülmüştür.
(m.33)
Gizlilik anlaşmasının ihlal
edilmesi durumunda gizliliğin ihlali ve
vermiş olduğu zararın kapsamını ve tazminatı belirlemek pek de kolay değildir.
Bu nedenle, önerilen fahiş olmayacak
ancak caydırıcı miktarda bir ceza koşuluna yer verilmesidir. ( Doç.Dr.Umut
Yeniocak, Sözleşme Hazırlama ve İnceleme Rehberi, s.193-194)
Sözleşmede doğrudan bir gizlilik maddesi
bulunmamaktadır. Ancak, yapmış oldukları sözleşme çerçevesinde
ve TMK m.2 anlamında “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine
getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.”
Çünkü, “Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”
13. Delil anlaşması var mı?
Geçerli mi?
Delil Anlaşması ile
amaç, taraflar arasında uyuşmazlık
çıkması halinde hangi delillerin ne şekilde kullanılacağını önceden
belirleyerek çözüm için süreci kolaylaştırmaktır.
“İspat yükü” başlıklı HMK nın 190. Maddesine göre : İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia
edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi
lehine hak çıkaran tarafa aittir.(1) Kanuni bir karineye dayanan taraf,
sadece karinenin
temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı
taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir (2).
“Delil
sözleşmesi” başlıklı HMK’nun
193.maddesine göre: Taraflar yazılı olarak
veya mahkeme önünde tutanağa geçirilecek imzalı beyanlarıyla kanunda belirli delillerle ispatı öngörülen vakıaların başka delil veya delillerle ispatını kararlaştırabilecekleri
gibi; belirli delillerle ispatı öngörülmeyen vakıaların da sadece belirli
delil veya delillerle ispatını kabul edebilirler(1). Taraflardan birinin ispat
hakkının kullanımını imkânsız kılan veya fevkalade güçleştiren delil
sözleşmeleri geçersizdir(2). HMK m.193 Kısaca, delil anlaşması yapılabilir
ancak bu anlaşma bir tarafın ispat imkanını imkansız kılmamalı veya çok
güçleştirmemelidir. (YENİOCAK, s.196, Yargıtay 19.HD.21.11.2012, 6238/17422 )
İnceleme konusu sözleşmede Delil Sözleşmesi veya
benzeri bir başlığa ve sözleşme
içerisinde delil anlaşması ile ilgili bir maddeye rastlanmamıştır.
14. Temlik
yasağı anlaşması var mı?
14.7 Müteahhit,
işbu Sözleşmeden
doğan müteahhitlik hak ve görevlerini kısmen
veya tamamen ahara devredemez. Müteahhidin sorumluluğu inşaatın sözleşme
ve eklerine uygun olarak ifası sonucu kalkacaktır. Binaların inşaatının gerçekleşmesi bir ekip çalışması
ile mümkün olacağından işçi, teknik eleman, usta ve taşeron çalıştırılması, bazı işlerin yapımıyla alakalı olarak
başka firmalara yaptırılması
devir ve yasak sınırı içinde mütalaa edilemez.
Borcun kaynağı ne olursa olsun alacaklının
alacağını bir başkasına (3.kişiye) devir (temlik) etmesi ihtiyacı doğabiliyor.
Bu devir tam veya kısmi olabilir. Bu durum sözleşmeden
kaynaklanabileceği gibi kanundan veya bir mahkeme kararından da kaynaklanabilir. Amacı bakımından bu devirler,
ifa, tahsil, teminat veya bağış amacıyla olabilir. Sözleşmeye dayanan (akdi
)devir hukuksal niteliği itibariyle bir hukuksal işlemdir. Sözleşmeye dayanan
devirden söz edebilmemiz için doğmuş ya da doğacak bir alacağın varlığı ve
alacağın devrine de bir engel bulunmaması ve alacaklı ile üçüncü kişi arasında
yazılı devir anlaşması yapılmış olması gerekir.
Kısaca, Bir hukuki ilişkiden doğan alacak
hakkının alacaklı tarafından bir başkasına devrine alacağın devri, eski tabir ile
alacağın temliki denir. İster muaccel, ister müeccel isterse şarta bağlı olsun
ortada bir
alacak olacak ve sözleşmede bu alacağın bir başkasına devrine ilişkin
bir yasak olmayacak ve mutlaka yazılı olacaktır. Ancak
devir sözü verme şekle bağlı değildir. ( TBK m.184) Devir kanun veya
mahkeme kararına istinaden devredilmiş ise de alacaklının rızasını açıklamasına
ve özel bir şekle ihtiyaç olmayacaktır ( TBK m.185)
Kanun, sözleşme ve işin niteliği engel
olmadıkça alacaklı, alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir, bunun için
borçlunun rızasını almak zorunda değildir. Eğer devir yasağı yoksa, yazılı bir
borç tanımınasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı borçlu alacağın
devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış olduğu savunmasında bulunamayacaktır (
TBK m.183). Alacağın devrinde, sözleşmenin yazılı yapılmasına, devir tarihinin
belirtilmesine, borçluya bildirimde bulunulmasına, bir hakkın dava sırasında
devredilmesi halinde HMK.m.125 de belirtilen kurallara dikkat edilmelidir.
“Dava konusunun devri” başlıklı HMK nun
125.maddesine göre: (1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu
üçüncü bir kişiye devrederse, davacı
aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu
devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder.
Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan
yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.b) İsterse, davasını devreden
taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.(2) Davanın açılmasından sonra,
dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi,
görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren
devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-7251/11 md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine
sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden
müteselsilen sorumlu olur. Alacağını devreden kişi alacağı devralan kişiye
geçerli bir alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücünü garanti etmiş olur. Bu
kural emredici nitelikte olmadığından aksine anlaşmalar geçerli olacaktır. (
TBK m.191). Devralan, devreden den bu garanti kapsamında, ifa ettiği karşı
edimin faizi ile birlikte geri verilmesini, devir giderlerini, alacağı elde
etmek için yaptığı giderleri, devredenin kusursuzluğunu ispat edemediği
durumlarda diğer zararlarını talep edebilir. ( ( TBK m.193) Taraflar, borç
ilişkisinden doğan alacağın başkasına devir edilmesini yasaklamış da olabilirler.Burada sözleşmeden
doğan bir akdi devir yasağı sözkonusudur. Örneğin, Borçlu olan iş sahibi,
alacaklı olan yükleniciyle yaptığı sözleşmede,
yüklenicinin alacaklarını başkalarına devir edemeyeceği şartını koymuş
olabilirler.
İnceleme konusu sözleşmede ( 14.7 de)
Yüklenici (Müteahhit)“Sözleşmeden doğan
müteahhitlik hak ve görevlerini kısmen veya tamamen ahara (yani 3.kişilere)
devredemez” şeklinde bir düzenleme yapıldığı görülmüştür. Yukarıda
yazılı bilgiler ışığında bu devir yasağını incelediğimizde geçerli bir anlaşma
olduğunu söyleyebiliriz.
15. Sona
erme rejimi nasıl formüle edilmiş?
Madde 18 Fesih
18.1 Taraflar işbu Sözleşmeyi karşılıklı
yazılı mutabakatla her zaman tadil edebilirler.
18.2 İş bu sözleşmeden sebepsiz
yere cayan
taraf diğer tarafın bu nedenle uğradığı
tüm zarar ve ziyanı tazmin edecek aldıklarını BK 61 ve devamı gereğince (haksız iktisap kuralları gereği) iade
edecektir.
18.3 Fesih hallerinde Borçlar Kanunun
ilgili hükümlerindeki hak ve mükellefiyetler
taraflar yönünden geçerli ve mahfuzdur.
Sözleşmede
sona erme rejiminin açık kurallarla düzenlenmiş olması, genel hükümlere atıf yapılmakla
yetinilmemesi, taraflar açısından hukuki ilişkinin sonucunu belirgin hale
getirmiş olacaktır.Sözleşmede boşluk varsa
sözleşmenin hukuki niteliğine uygun olarak hakim tarafından
doldurulacaktır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bir yönü ile satış
sözleşmesi bir yönü ile eser sözleşmesi unsurlarından oluşan karma bir
sözleşmedir. Yani iki tipik (isimli) sözleşmenin unsurlarından oluşan atipik (
isimsiz) bir sözleşmedir. Mevzuatta kimi
düzenlemelerde adı geçse de sözleşmenin ayrıca düzenlenmiş değildir. Bu
nedenle, arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmesine satış ve eser sözleşmelerine ilişkin hükümler doğrudan değil
kıyasen uygulanmaktadır. Genel olarak sözleşmeyi sona erdiren sebepler ifa,
başlangıçta belirlenmiş olan bedelin aşırı ölçüde aşılması, iş sahibinin
sözleşmeyi tazminat karşılığı feshetmesi, ifanın imkansızlaşması, yüklenicinin
ve iş sahibinin temerrüdü dolayısıyla
karşı tarafın sözleşmeden dönmesi
sayılabilir.
İfa, sözleşmeyi sona erdiren normal sebeptir. Bazan olağan fesih yerine olağanüstü
fesih gündeme gelebilir. Kural olarak, taraflardan biri için sözleşme
ilişkisini devam ettirmenin dürüstlük kuralı çerçevesinde kendisinden
beklenemeyecek derecede çekilmez hale gelmesi halinde olağanüstü fesih hakkı
kullanılabilir. Tek taraflı fesih yetkisi de sözleşme ile tanınmış olabilir.
Ancak, tek taraflı tanınan bu fesih yetkisi
TMK.m.2 ye aykırı olabileceği gibi, genel işlem koşulu denetimine de takılabilir. Tek taraflı olağanüstü
fesih hakkı veren genel işlem koşulu
TBK m.21 anlamında yürürlük denetiminden geçse dahi somut koşullara göre, TBK m.25’ te düzenlenen
içerik denetimine takılabilir. Sözleşmenin bir tüketici işlemi olması halinde
haksız şart olarak nitelenmesi de mümkündür.Asıl borç ifa ya da başka bir
sebeple sona ererse , rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu gibi buna bağlı hak
ve borçlar da sona ermiş olur. İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme
hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar
yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş
ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılıyorsa bu faizler ve ceza koşulu istenebilir.Ancak,
taşınmaz rehnine, kıymetli evraka ve konkordatoya ilişkin özel hükümler
saklıdır ( TBK m.131).
“18.1 Taraflar işbu Sözleşmeyi karşılıklı yazılı
mutabakatla her zaman tadil edebilirler.” Maddesinde özellikle
“Fesih” başlığı altında sözleşmenin “tadil”inden bahsedildiğinde “sözleşmenin yenilenmesi” akla
gelebilir. Yenileme, yeni bir borç
kurmak suretiyle, eski borcun, ifa
edilmeksizin sona erdirilmesidir. Yenileme şekle tabi değildir. Ancak, burada bahsedilen yenileme gibi kural
olarak mevcut borç ilişkisini sona erdiren bir durumu değil, tarafların karşılıklı ve yazılı mutabakatı
ile sözleşmede diledikleri zaman “değişiklik” yapabilme haklarını saklı tutmayı
hedefledikleri görülmektedir.
“18.2 İş bu sözleşmeden sebepsiz yere cayan taraf
diğer tarafın bu nedenle uğradığı
tüm zarar ve ziyanı tazmin edecek aldıklarını BK 61 ve devamı gereğince (haksız
iktisap kuralları gereği) iade edecektir”.
Burada
“cayan” ifadesi ile kastedilen sözleşmeden dönmedir. Dönme sözkonusu olduğunda başa dönülür, herkes aldığını geri
verir. Dönme dava yolu ile kullanılır. Ancak,
Yargıtay kararlarına göre inşaat %90 na ulaşmışsa dönme olmaz. Ancak, yüzde
olarak daha düşük bir seviyede ise inşaat bu durumda, fesih ( sözleşmeden
dönme) geçmişe etkili sonuç doğurur. (NOMER, s.431, D.not.1613,
Y.23.HD.26.01.2017, E.2016/1273, K.2017/192; Y.15.HD.21.12.2006, E.2005/7594,
K. 2006/7533)
“Dönme
ve fesih kavramları, hem sözleşme kurulduktan sonra meydana gelen
değişikliklerle ilgili hem de tüm sözleşme ilişkini etkileyebilecek kapasitede
iki hukuki kurumunu ifade ederler. Uzun zamanlar, hukuk camiasında bu iki
kavram aynı olarak nitelendirilmiş ve kargaşaya yol açmıştır”.
818
sayılı BK nun 61.maddesinin karşılığı yeni 6098 sayılı TBK n 77.maddesine denk
düşmektedir. “haksız iktisap” la
kastedilen de “sebepsiz zenginleşme”dir. Sebepsiz zenginleşmeden
bahsedebilmek için, bir tarafın mal varlığında bir artış olmalı; diğer tarafın
malvarlığında azalma meydana gelmiş olmalı; bu artış ve azalma arasında illiyet
bağı bulunmalı ve zenginleşme ya da fakirleşme geçerli bir sebebe
dayanmamalıdır.
“18.3 Fesih hallerinde Borçlar Kanunun ilgili
hükümlerindeki hak ve mükellefiyetler taraflar yönünden geçerli ve mahfuzdur.” Şeklindeki
düzenleme ile doğrudan bir maddeye
atıf yapmak yerine fesih halinde hak ve
sorumluluklar bakımından TBK hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Doğrudan bir
maddeye atıf yapmak yerine fesih halinde
hak ve sorumluluklar bakımından TBK hükümlerinin uygulanacağı
belirtilmiştir.
16. Sözleşmenin süresi var mı? Sürenin geçmesiyle sözleşme sona eriyor
mu?
Süreler ve cezai müeyyideler
Madde 15:
15.1 İşbu Sözleşmedeki sürelere haklı bir neden
olmaksızın riayet etmeyen ve gecikmeye
sebebiyet veren Taraf diğer Tarafın bu yolda uğradığı tüm zarar
ve ziyanı tazminle sorumludur.
15.2 İşbu Sözleşmenin akdedilmesini
müteakip Arsa Sahipleri kendilerine ait Bağımsız
Bölümleri en geç …………..2012 tarihinde Sözleşmenin 5. Maddesine uygun
olarak Müteahhide teslim edecektir.
15.3 Müteahhit alınacak yeni imar
durumuna göre arsa üzerinde gerekli topografik,
zemin etüt çalışmaları ile harita ve tapu sicili ve belediye nezninde işlemlere başlayacaktır.
15.4 Arsa üzerindeki mevcut
bağımsız bölümlerin Madde 13 hükümleri uyarınca
boş ve borçsuz olarak kendisine tesliminden itibaren Müteahhit, Projeleri estetik ve ergonomik olarak
hazırlayacak ve en geç üç (3) ay süre zarfında ilgili belediyeye
onaya sunarak yapı temel ruhsatını alacaktır.
15.5 Müteahhit inşaat ruhsatını
almadan hiçbir şekilde inşaata başlamayacaktır
15.6 Müteahhit inşaatı onaylı
projesine ruhsat ve eklerine ve sözleşme koşullarına
uygun vaziyette temel ruhsatını müteakip 18 (onsekiz) ay süre içerisinde her şeyi ile
birlikte, çevre ve bahçe düzeni yapılmış olarak anahtar teslimi
haline getirmek suretiyle arsa sahiplerine teslim edecektir. Bu süre içerisinde bitirilmemişse
müteahhide son kez azami 3 (üç) ay kadar ek süre tanınacaktır.
15.7 Binanın iskân alımı,
kararlaştırılan inşaat süresine dâhil olmayıp ek sürede alınacaktır. ( 18+3=21 den sonra 6 aylık sürede ).
Müteahhit Yapı temel ruhsatını
müteakip 21 aydan sonra henüz inşaatı bitirememiş
ise mal sahiplerine ilave geçecek her ay için aylık 1000 TL CEZAİ ŞART
ödeyecektir.Müteahhit inşaat süresini müteakip veya süre henüz dolmamışken
erken teslim halinde, teslimi müteakip azami 6(altı) ay içerisinde iskân
alınacaktır
.
15.8 İskân alındıktan sonra müteahhit azami 3 (üç)
ay içerisinde de arsadan
binaya geçmek için cins tashihi
yaparak kat mülkiyetini tesis
edecektir.
15.9 İş bu maddede tayin edilen sürelere mücbir
sebeplerle geçen süreler dâhil
değildir. Mücbir sebeplerle
geçen süreler her halükarda talep halinde ek süre olarak normal sürelere eklenecektir.
15.10
Taraflar karşılıklı anlaşarak bu süreleri
uzatabilirler.
15.11
Müteahhit yukarıdaki sürelere uymadığı inşai
imalatları aksattığı ve
özellikle savsakladığı ve böyle davranmakta
direndiği takdirde durumlarda arsa sahipleri, müteahhidi uyararak müteahhit nam
ve hesabına binanın tamamlanmasını ve bu yoldaki zarar ve ziyanlarını talep
edebilirler.
Önce sözleşmenin imzalanması,
akabinde, bağımsız bölümlerin ( Yukarıda sözleşme madde 5 de olduğu gibi, boş
borçsuz ve tapudaki tüm takyidatlardan arınmış olarak olarak) müteahhide teslimi;
teslimden itibaren 3 ay içinde müteahhidin yapı temel ruhsatını onaya sunması; yapı temel ruhsatının onaylanmasının
ardından 18 ay içerisinde yapının tamamlanması ve “anahtar teslimi” bağımsız bölüm maliklerine teslimi ; 18 aylık
süre içerisinde yapının bitirilememesi halinde en geç 3 aylık ek süre
verilmesi; 18 aylık sürenin veya 3 ay ilavesi ile 21 aylık sürenin sonundan
itibaren ( inşaatın 21 ay içinde bitirilememiş olması halinde aylık bağımsız
bölüm sahiplerine 1000 TL Cezai şart
ödenmesi) 6 ay içerisinde binanın iskanının alınması;
bina erken bitirilip teslim edilmiş ise de 6 aylık sürede iskanın alınması
işleminin bitirilmesi; iskan alındıktan sonra 3 ay içinde arsadan binaya geçmek
için cins tashihinin yapılması, mücbir sebep olması halinde mücbir sebep nedeni
ile geçen sürenin de bu süreye eklenmesi; tarafların karşılıklı anlaşarak bu
süreleri uzatabilecekleri; müteahhidin sürelere uymaması halinde ve bu
davranışında direttiği takdirde müteahhidin uyarılarak müteahhit nam ve
hesabına binanın tamamlanmasını ve bu yüzden uğradıkları zararların tazminini
talep edebilecekleri sözleşmenin 15.maddesinde düzenlenmiştir.
Sözleşmenin süresi var, ancak,
sürenin başlangıcı bir önceki sürenin dolmasına bağlı. Şöyle ki;
Sıralama yapacak olur isek;
a)
Sözleşmenin
İmzalanması
b)
Bağımsız
bölümlerin boş, takyidatlardan arınmış olarak
müteahhide teslimi
c)
Müreahhidin
3 ay içinde yapı temel ruhsatını onaya sunması,
d)
Yapı temel
ruhsatının onaylanmasından sonra 18 ay içinde yapının tamamlanması ve “anahtar
teslimi” şeklinde bağımsız bölüm maliklerine teslimi,
e)
Yapının 18
ay içinde tamamlanamaması halinde 3 aylık ek süre verilmesi,
f)
18 ay + 3
ay = 21 aydan sonra aylık 1000 TL olarak cezai şart ödenmesi
g)
21 aydan
itibaren 6 ay içerisinde binanın iskanının alınması,
h)
İskandan
sonra 3 ay içinde cins tashihinin yapılması,
i)
Mücbir
sebep olması halinde , mücbir sebep süresinin de bu süreye ilavesi
j)
Tarafların
anlaşarak süreyi uzatabilmeleri.
k)
Teslimden
itibaren 6 içerisinde müteahhidin iskan alması.
Yukarıda 5.nolu soruda “ Borçların
ifa sırası nasıl?” sorusuna verdiğimiz yanıtlar burada da dikkate alınmalıdır. Yüklenici,
mevcut bina/bağımsız bölümlerin kendisine tesliminden ( bu tutanak ile teslim
inşaatla ilgili sürenin de başlama tarihidir / Sözleşme, madde 6 / Müteahhidin inşaatla ilgili süreleri ve İnşaatın
Başlaması) itibaren en geç 3 ay içinde Yapı Temel Ruhsatını alacaktır. + 18 ay içinde
yüklenici, anahtar
teslimi esasına göre tamamlayıp arsa sahiplerine bir tutanak ile
teslim edecektir. ( Sözleşme, madde 7 /
İnşaatın Süresi ve Binaların Teslimi) . Bu süre içinde inşaat
bitirilememişse + 3 ay ek süre ( Sözleşme,
madde 15 / Süreler ve cezai müeyyideler).
Kat irtifakının tesisi + %25 ipotek fekki;
Kaba inşaat+ çatılar + 7 gün içinde %25 ipotek fekki; İç dış
sıva,elektrik,su..vs + 7 gün içinde %15 ipotek fekki; Pencere,fayans, ıslak
mekan, saten boya + %15 ipotek fekki ; İnce yapım işleri, arsa sahiplerine
bağımsız bölümlerin teslimi + 7 gün içinde %15 ipotek fekki.; İskanın alınması
+ 7 gün içinde son %5 lik kısım üzerindeki ipoteğin fekki . ( Sözleşme, madde 11 / İnşaat Yapım Teminat
İpoteğinin Fek Koşulları)
Anahtar Teslimi + 6 ay içinde Yüklenicinin Yapı Kullanım
İznini alması ( 18+3 =21
aydan sonra 6 aylık sürede iskan
alınacak. Bu sürede iskan alınamaz ise ilave geçecek her ay arsa payı sahiplerine 1000 TL cezai şart
ödenecektir. / Sözleşme, madde 15.7 / Süreler ve Cezai müeyyideler
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere
sürenin bitmesi ile sözleşme sona etmiş olmuyor, inşa edilen yapının bir
tutanak ile arsa sahiplerine teslim edilmesi gerekiyor. İnşaatın tamamlanma
aşamaları ve yapılması kararlaştırılan işlerin yapılması ile orantılı
olarak taşınmaz üzerindeki ipotek kısım
kısım kaldırılıyor. 18+3 = 21 aydan yani Anahtar Teslimi inşaatın tesliminden
sonra 6 ay içerisinde yüklenici iskan
alacağını taahhüt etmiş olduğu için bu süreden sonra gecikilen her ay için
aylık 1000 TL arsa sahiplerine cezai şart ödemesi yapması gerekiyor. Bununla da
yüklenicinin borcu bitmiyor, İskandan itibaren 2 yıl içinde yüklenicinin işçilik ve malzeme uygulama hatasından doğan zararlara karşı yüklenicinin arsa sahiplerine karşı garanti
taahhüdü vardır.
17.
Haklı fesih sebebi olarak belirlenen borca aykırılıklar var mı? Neler?
18.3 Fesih
hallerinde Borçlar
Kanunun ilgili hükümlerindeki hak ve mükellefiyetler taraflar
yönünden geçerli ve mahfuzdur.
Ancak,
“18.3 Fesih hallerinde Borçlar Kanunun
ilgili hükümlerindeki hak ve mükellefiyetler taraflar yönünden geçerli ve
mahfuzdur.” Hükmü fesih hallerini açıkça düzenlemek yerine kanuna atıf
yapmıştır.
Sözleşme
olağan
yollarla, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sona ermesi ile belirsiz süreli
sözleşmelerde ise bildirim süresi makul
süre sonunda sona erer. Bazen da haklı sebeplerin varlığı halinde süre bitimi
beklenmeksizin olağanüstü fesih
yolu ile sözleşme sona erdirilebilir. Olağanüstü fesih hakkının doğması
için sözleşme ilişkisini sürdürmenin TMK
m.2 dürüstlük kuralı çerçevesinde mümkün olmaması, çekilmez bir hal almasıdır.
Hakim feshin haklı olup olmadığına karar verecektir. Ancak, bazı durumlarda
taraflar yapacakları sözleşmede olağanüstü fesih nedenlerini belirleyebilirler.
Taraflar arasında böyle bir anlaşma var ise fesih prosedürünün de bu anlaşmaya
göre gerçekletirilmesi geçerlilik nedenidir. Taraflardan birine tek taraflı
olarak sözleşmeyi sona erdirme yetkisi verilmesi de mümkündür.Ancak bu bu
yetkiyi çevreleyen iki husus olacaktır, birincisi TMK m.2 dürüstlük kuralı,
diğeri TBK m.20-25 arasında düzenlenen genel işlem koşulları denetimidir.
Uyuşmazlık konusu sözleşme tüketici işlemi niteliğindeyse standart tip sözleşme hükümleri haksız şart
olarak da görülebilecektir. Bir sözleşmenin sona ermesi için fesih ihbarının
gerekip gerekmediği önemlidir.
“Arsa
payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin
geçerliliği, bu sözleşmenin
noterde düzenleme şeklinde yapılmasına bağlıdır. Dolayısıyla bu sözleşmeden
dönmek isteyen tarafın eğer karşı taraf
dönmeyi kabul etmiyor ve karşı çıkıyorsa hakimin kararına ihtiyaç vardır, yani
mahkemede açacağı sözleşmenin feshi davası sonunda fesih ( dönme) kararı ile sözleşmeden
dönebilir.” ( Yargıtay 23.HD.20.03.2013, 97/1709 ; Doç.Dr.Umut Yeniocak, Sözleşme Hazırlama ve İnceleme Rehperi, 2020,
4.Baskı, s.209-2011)
Sözleşmede
fesih sebebi olarak belirlenen borca aykırılıklara rastlanmamıştır
18. Sözleşme kurulurken genel işlem koşulu kullanılmış mı?
Müteahhidin inşaatla ilgili
süreleri ve İnşaatın Başlaması
Madde 6:
Müteahhit, maliklerin tamamının bu sözleşmeyi
imzalamasından sonra arsaları tevhit
ederek yeni oluşacak arsanın 1/1000 ‘lik imar planını ticari şartların gerektirdiği
en geniş inşaat ve iskân imkânları ile değerlendirerek yeni imar durumunu
aldıktan sonra mal sahiplerine tebligat çekerek ve mal sahiplerinin en geç 2 ay
içinde binaların inşaatının yapılacağı Arsaları boş ve borçsuz olarak madde 5’e
göre teslim etmelerini isteyecektir.
Müteahhidin
İnşaatla ilgili süresinin başlama tarihi, maliklerin tamamının bu tebligatı
aldıktan sonra binaların inşaatının yapılacağı Arsayı boş ve borçsuz olarak
madde 5’e göre Müteahhide teslim etmelerinden itibaren başlar. Bu koşulların
gerçekleştiği tarih Arsa Sahibi Temsilcileri ile Müteahhit arasında düzenlenecek
bir tutanakla tespit edilecek ve tutanak tarihi inşaatla ilgili sürenin başlama tarihi olarak kabul edilecektir.
Bu tarihten
itibaren 3 ay içinde Müteahhit inşaat Projelerini hazırlayıp bu projeleri mal
sahiplerinin temsilcilerinin onayına sunacak ve daha sonra belediyede tasdik
ettirecektir.
Genel
İşlem koşulları TBK nun 20-25.maddeleri arasında düzenlenmiştir. TBK
m. 20- Genel işlem koşulları,
bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede
kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak
karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı
türü ve şekli, nitelendirmede önem taşımaz. Aynı amaçla düzenlenen
sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmaması, bu sözleşmelerin
içerdiği hükümlerin, genel işlem koşulu sayılmasını engellemez. Genel işlem koşulları içeren sözleşmeye
veya ayrı bir sözleşmeye konulan bu koşulların
her birinin tartışılarak kabul edildiğine ilişkin kayıtlar, tek başına, onları
genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz. Genel işlem koşullarıyla ilgili hükümler,
sundukları hizmetleri kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi ve kuruluşların
hazırladıkları sözleşmelere de, niteliklerine
bakılmaksızın uygulanır.
“Yazılmamış
sayılma” başlıklı TBK m.21e göre:
Karşı tarafın menfaatine aykırı genel
işlem koşullarının sözleşmenin kapsamına girmesi, sözleşmenin yapılması sırasında
düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip,bunların
içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul
etmesine bağlıdır. Aksi takdirde, genel işlem koşulları yazılmamış sayılır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine
yabancı olan genel işlem koşulları da
yazılmamış sayılır.
“Yazılmamış sayılmanın sözleşmeye etkisi”
başlıklı TBK nın 22/1.maddesine göre ise: Sözleşmenin
yazılmamış sayılan genel işlem koşulları dışındaki hükümleri geçerliliğini
korur.
“Bölünebilirlik”
başlıklı Sözleşmenin 22.maddesinde
“İlgili yasal mevzuat gereğince
işbu Sözleşmenin herhangi bir hükmünün geçersiz veya uygulanamaz nitelikte olması halinde söz konusu hükmün
geçerliliği ortadan kalkacak ve işbu
Sözleşmenin dışında olacaktır; ancak Sözleşmenin geri kalan hükümlerinin geçerliliği bu durumdan etkilenmeyecektir”.
Sözleşmenin bütünü incelendiğinde bariz bir
şekilde “genel işlem koşulu” denebilecek
bir hükme rastlanmamış, hak ve yükümlülükler taraflar arasında dengeli
dağıtılmıştır. Ancak, yine de “Müteahhidin inşaatla ilgili süreleri ve İnşaatın
Başlaması” başlıklı sözleşmenin 6.maddesinde yer alan “ Müteahhit, maliklerin
tamamının bu sözleşmeyi imzalamasından sonra arsaları tevhit ederek yeni
oluşacak arsanın 1/1000 ‘lik imar planını
ticari şartların gerektirdiği en geniş inşaat ve iskân imkânları ile
değerlendirerek yeni imar durumunu
aldıktan sonra mal sahiplerine tebligat çekerek ve mal sahiplerinin en geç 2 ay
içinde binaların inşaatının yapılacağı Arsaları
boş ve borçsuz olarak madde 5’e göre teslim etmelerini isteyecektir.” 2 ay gibi kısa
sürede kiracılarını tahliye edip boş ve borçsuz olarak müteahhide teslim
etmeleri çok zor olduğundan arsa sahipleri aleyhine genel işlem koşulu
sayılabilir.
19. Sözleşme
TTK m. 1530/2 vd. kapsamındaysa, sözleşme içeriği, bu maddedeki kurallara uygun
mu?
Türk Borçlar Kanunu’nun
genel hükümler kısmında yer alan TBK.m.117/f.1’de,
muaccel bir borcun borçlusunun alacaklının ihtarıyla temerrüde düşeceği belirtilmiştir.Aynı maddenin ikinci
fıkrasında ise temerrüt için ihtar şartının gerekmediği
bazı haller düzenlenmiştir. Bununla birlikte temerrüt için alacaklının
ihtarının gerekmediği haller TBK.m.117/f.2’de sayılanlar ile sınırlı değildir.
TBK.m.117/f.2’ye göre daha özel nitelikteki düzenlemelerde de ihtarsız temerrüt
hallerinin kabul edildiği
görülebilmektedir. Karşılıklı borç
yükleyen sözleşmelerde süre verilmesine ilişkin TBK m.123 :” Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan
biri temerrüde düştüğü takdirde diğeri, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre
verebilir veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyebilir.” . TBK.m.124 de de süre verilmesine gerek olmayan durumlar
sayılmıştır. Şöyle ki; “Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur.
1.Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz
etkisiz olacağı anlaşılıyorsa; 2. Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası
alacaklı için yararsız kalmışsa, 3.Borcun ifasını, belirli bir zamanda veya
belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul
edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.” TTK.m.1530/f.2 ve f.4 hükümleri de bu özel düzenlemeler arasındadır. Söz
konusu hükümlerde ihtarsız temerrüt hallerinin öngörülmesindeki amaç
TBK.m.117/f.2’den farklıdır.
Kısaca ve özetle bahsetmek gerekir ise; Temerrüt faiz oranı taraflarca serbestçe belirlenebilirse
de belirlenmemiş ise ana para faiz oranından ( %9) daha az olamaz. Ticari
işlerde bir önceki yılın 31 Aralık günü TCMB nın kısa vadeli avanslar için
uyguladığı faiz oranından temerrüt faizi istenebilir. 30 Haziran günü, 31
Aralık’ taki faiz oranında artı-eksi 5 puan ve üzeri fark varsa, farklı oran
uygulanır. Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedarikine ilişkin
sözleşmelerde bu kuralın istisnasını görmekteyiz. Tedariki sağlayan firma
tedarik borcunu yerine getirmiş olmalıdır. Ödeme günü veya süresi
kararlaştırılmış ise ihtara veya fatura düzenlemeye gerek olmaksızın temerrüt
faizi işlemeye başlar. Fatura ve benzeri bir ödeme talebinin alınmasını takip
eden 30 günlük sürenin sonunda / bu bilinmiyorsa veya teslim daha önce ise mal
veya hizmetin teslim alınmasının takip eden 30 günün sonunda - süre kararlaştırılmamış olsa da faizin
başlaması için ihtara lüzum duyulmaksızın – temerrüt faizi işlemeye
başlayacaktır. Genel kurallarda temerrüt
için kusur aranmaz iken TTK nun 1530 uncu maddesinde düzenlenen temerrüt
faizinin özel ve istisnai düzenlemesinde borçlunun temerrüde düşmede kusurlu
olması aranmaktadır. Merkez bankası temerrüt faiz oranını her yıl Ocak ayında belirler. 3095
sayılı Fazi kanununa göre tarafların sözleşme ile belirleyecekleri ticari faiz oranı en fazla
% 8 fazla / en fazla 8 puan fazla
olmalıdır.
TTK.m.1530/f.2’de ihtarsız
temerrüt hallerinin meydana gelmesi için Türk Borçlar Kanunu’nun genel temerrüt
hükümlerinde bulunmayan bazı koşullar kabul
edilmiştir.
TTK.m.1530’da ihtarsız
temerrüt hallerinin öngörülmesinin amacı zayıf tarafın korunmasıdır.
TTK.m.1530’da belirtilen ihtarsız temerrüt hallerin oluşumu için maddenin ikinci fıkrasında bazı koşullar
öngörülmüştür. Bu koşullar; işlemin ticari
işletmeler arasında olması, mal ve/veya hizmet tedariki amacıyla yapılmış olması, para alacaklısının kendi borcunu
yerine getirmiş olması ve borçlunun gecikmeden sorumlu tutulmasıdır.
TTK.m.1530 daki koşulları dikkate aldığımızda bu
kat karşılığı inşaat sözleşmesine pek de uygun olduğu söylenemeyecektir.
20. Sözleşmede rekabet yasağına
ilişkin hüküm var mı? Geçerli mi?
Rekabet
yasağı sözleşmesinin amacı işçi tarafından işletmede elde edilen bilgilerin
kullanılması sonucunda, işverenin rekabet piyasasındaki konumunu tehlikeye düşmekten korumaktır.İş ilişkisi
bittikten sonra işverenin müşteri çevresini, iş sırlarını bilen işçiden işvereniyle rekabet etmemesi , rakip firmada
çalışmaması, rakip firmalarla menfaat ilişkisine girmemesi istenebilir ( TBK m.444).Rekabet yasağı, işçinin ekonomik
geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde olamaz ve 2
yılı geçemez. Gerek duyarsa hakim, bu
yasağı sınırlayabilir.( TBK m.445). Rekabet yasağına aykırı davranan işçi,
bunun sonucu olarak işverenin uğradığı bütün zararları gidermekle yükümlüdür. (
TBK m.445/1).İnceleme konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesi arsa sahipleri ile yüklenici arasında rekabet
sözleşmesine ilişkin bir anlaşmayı gerektirecek nitelikte değildir, yine de
tarafların böyle bir yasak koymalarında bir engel yoktur. Daha çok yüklenici
firma ile alt taşeron firmalar arasında, yüklenici ile çalışan personel veya
işçiler arasında rekabet yasağına ilişkin sözleşme yapılabilir.
Gayrimenkul Satış Vaadi ve Arsa Karşılığı
İnşaat Sözleşmesinin tarafları olan Arsa
sahipleri ve Yüklenici arasında, yükümlülükleri bakımından rekabet oluşturabilecek ve bu nedenle yasaklanabilecek
bir ihtiyaç bulunmamaktadır. Ancak,
Yüklenici ile çalışanları arasında, yüklenici ile alt taşeron firmalar arasında
rekabet yasağı düşünülebilir.
İnceleme konusu sözleşmede rekabet yasağına ilişkin
bir hüküm bulunmamaktadır.
21. Sözleşmede tahkim şartı var
mı? Geçerli mi?
Yabancılık unsuru taşıyan tahkim ile ilgili
kurallar 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’ nda, diğer tahkime ilişkin
kurallar ise 6100 Sayılı Hukuk
Muhakemeleri Kanununda ( m.407-444) düzenlenmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında
Arabuluculuk Kanunu ile de arabuluculuk düzenlenmiştir.
Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki
ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem
kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları
anlaşmadır. Tahkim sözleşmesi, taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya
ayrı bir sözleşme şeklinde yapılabilir.
Tahkim sözleşmesi yazılı
şekilde yapılır. Yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim
sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup,
telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava
dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin
varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz
edilmemiş olması yeterlidir. Asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek
amacıyla tahkim şartı içeren bir
belgeye yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi
yapılmış sayılır.
Tahkim sözleşmesine karşı,
asıl sözleşmenin geçerli olmadığı veya tahkim sözleşmesinin henüz doğmamış olan
bir uyuşmazlığa ilişkin olduğu itirazında bulunulamaz.Yargılama
sırasında tarafların tahkim yoluna başvurma konusunda anlaşmaları hâlinde, dava dosyası mahkemece ilgili hakem veya hakem
kuruluna gönderilir.
6325 Sayılı Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa 7155 Sayılı Kanun ile eklenen 18/A maddesinin
18.fıkrasına göre: “Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm
yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya
tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava
şartı olarak arabuluculuğa ilişkin
hükümler uygulanmaz.” Ancak ihtiyari arabuluculuğa başvuruda bir engel
bulunmamaktadır. “Taşınmaz mallar üzerindeki ayni
haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan
işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir.” HMK m.408.
Taşınmaz
mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradesine tabi olmayan
uyuşmazlıklar bakımından sözleşmede tahkim şerhine yer verilebilir. Tahkim sözleşmesinde tahkim şartı getirilen
uyuşmazlıkların tahkime elverişli olması gerekir. Taraf iradelerinin karşılıklı olması gerekir. Tahkim şartının da
kesinlik ifade etmesi gerekir. Örneğin sözleşmede uyuşmazlıkların çözüm yeri
olarak hem yargı hem de tahkim yolu yer almakta ise buradaki tahkim şartı
geçersiz olacaktır. “…Tahkim yolunuz kesin olması gerekir…”
(Y.15.HD.08.07.1992, E.1992/3004, K.1992/3740). “…Tahkim anlaşmasının
geçerli olabilmesi için tarafların tahkim iradelerinin şüpheye ve karışıklığa
yer vermeyecek şekilde açık ve kesin olması gerekir…” (Y.15. HD 12.12.2019 T., E.2019/2824, K.2019/5139)
İnceleme konusu sözleşmede tahkim anlaşması veya
bir tahkim klozu bulunmamaktadır.
22. İnşaatın teslim türü nedir?
Tanımlar ve Kısaltmalar
Madde 1:
İşbu
Sözleşmede kullanılan tanımlar ve kısaltmalar aşağıda belirtilen anlamları ifade eder:
“Anahtar Teslimi”
İşbu Sözleşme, Teknik Şartname (aşağıda tanımlandığı sekliyle) ve Projeye
(aşağıda tanımlandığı sekliyle) uygun olarak yapılacak Binaların (aşağıda
tanımlandığı sekliyle) ortak mahalleriyle birlikte tümüyle ikmal edilip,
altyapı ve çevre düzenlemesinin tamamlanıp, tesisatların her türlü testlerinin
yapılarak, olumlu sonuç alınması ve kullanıma hazır halde Sosyal Güvenlik
Kurumu’ndan ilişiksiz belgesinin alınmış olmasını ifade eder.
14.2 Müteahhit, Binaların ve Arsa Sahiplerine verilecek Bağımsız Bölümlerin inşaatlarını, işbu Sözleşme ve ekindeki
Teknik Şartnameye uygun olarak bila bedel Anahtar Teslimi şeklinde kâmilen
bitirip teslim edecektir. Müteahhit hiçbir surette enflasyon kur ayarlaması
gibi ekonomik olayları bahane ile inşaatı yarım veya eksik bırakamaz, nefaset ve kendine devredilecek
Arsa hissesinin arttırılmasını
isteyemez, inşaat kalitesini düşüremez.
14.3 Müteahhit işbu Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren Binaların inşaatının Anahtar Teslimi esasına göre
tamamlanmasına kadar geçecek süre içinde kendisine düşen Arsa hisselerini
ipotek, haciz gibi v.b. iradi veya gayrı iradi her türlü takyidatlardan uzak
tutacak ve olanların terkininden ve fekkinden sorumlu olacaklardır.
Bu soruya cevap ararken inşaat türlerini hatırlamakta fayda
bulunmaktadır. Örneğin, Finansman modeline göre: Genel İnşaat Sözleşmesi, Yap-İşlet-Devret tipi ihalelerde yapılan
sözleşme, Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi; Gelir Paylaşımlı İnşaat
sözleşmesi. Yüklenicinin statüsüne göre: Yüklenici, Ortak girişim, Alt
yüklenici; Müşavir Mühendislik Sözleşmesi; Standart ve Standart Dışı Sözleşmeler:
Kamu ihale sözleşmesi, FIDIC ; Proje Teslim Sistemlerine göre; Ödeme
Şekillerine göre:Sabit fiyat sözleşmeleri, Birim Fiyat Sözleşmeleri,
Götürü Bedelli Sözleşmeler, Anahtar Teslim Sözleşmeler, Maliyet Karşılayıcı
Sözleşmeler.
Adı üzerinde Sabit Fiyat
Sözleşmelerinde yükleniciye başta
kararlaştırılan ve şartlar ne olursa olsun değişmeyecek sabit bedelin ödeneceği
sözleşmedir .Birim Fiyat Sözleşmelerinde inşaatla ilgili birim fiyatlar, malzeme,
işçilik, masraf, yüklenicinin kar payı gibi kalemlere göre hesaplanan ve
tahmini bütçe oluşturulan, ödemelerin ise uygulama alanına göre yapıldığı sözleşmelerdir. Ülkemizde
daha çok kamu ihalelerinde tercih edilen Götürü Bedelli Sözleşmeler inşaatın
ana kalemleri için kararlaştırılan ve tmal sahibine tek bir fiyat sunulan ve
kabul edilmesi halinde bu fiyatın ödeneceği sözleşmelerdir. Anahtar Teslim Sözleşmelerde ise inşaatın
baştan sona tümü için, tüm kalemleri için, işin projeye, şartnameye ve
sözleşmeye göre tamamlanıp, işsahiplerine / arsa payı sahiplerine teslim
edildiği bedelin de ne şekilde
ödeneceğinin önceden projeye göre belirlendiği sözleşmelerdir.İşin maliyetinin
önceden bilinemediği veya tarafların belirlemediği çıkan maliyete göre bir ödeme formülünün
geliştirildiği, maliyet üzerinden yükleniciye sözleşmede de belirtilen belirli
bir yüze oranında kar verildiği sözleşmeler de Maliyet Karşılayıcı Sözleşmeler
olarak adlandırılmaktadır. İnşaat Sözleşmesi
Türlerini ise; yap-işlet-devret ( Kamu İktisadi Kurumlarının yaptığı inşaat
sözleşmeleri) ; basit (kalsik) inşaat sözleşmesi; gelir paylaşımlı inşaat
sözleşmesi; ve uygulamada en sık karşılaşılan Arsa Payı Karşılığı İnşaat
Sözleşmesi olarak sıralayabiliriz.
“Anahtar
Teslim” veya “götürü bedel” olarak ifade
edilen inşaat teslim türü TBK m.480 de “
Bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici eseri o bedelle meydana getirmekle
yükümlüdür…” şeklinde; “maliyet
karşılayıcı bedel” veya “yaklaşık
bedel” olarak ifade edilen inşaat teslim
türü ise TBK m.481/1 de “ Eserin bedeli
önceden belirlenmemiş veya yaklaşık olarak belirlenmişse bedel, yapıldığı yer
ve zamanda eserin değerine ve yüklenicinin giderine bakılarak belirlenir…”
şeklinde ifade ile düzenlenmiştir. TBK m.482 de de yaklaşık bedelin aşılması
halinde işsahibinin kusursuz olması halinde sözleşmeden dönebileceği ifade
edilmiştir.
İnceleme konusu yaptığımız
sözleşme “Tanımlar ve Kısaltmalar” kısmında da ifade edildiği üzere “Anahtar Teslimi” sözleşmedir. Teknik Şartname ve Projeye uygun olarak
yapılacak Binaların ortak alanlarıyla
birlikte, altyapı ve çevre düzenlemesi ile birlikte tümüyle tamamlanıp, binaya kurulacak
tesisatların da testlerinin ve olumlu raporlarının ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan
ilişiksiz belgesinin alınarak kullanıma
hazır halde arsa payı sahiplerine teslim
edilmesidir. Yüklenicinin bir eser meydana
getirme ve teslim borcu ile
yüklenicinin işini özenle yapma yükümlülüğü tüm sözleşme türleri için
geçerlidir. Araç ve gereç sağlama borcu; malzeme sağlama borcu da var ise de yüklenicinin aksine sözleşme
yapılabilir. İşsahipleri / arsa payı
sahipleri açısından ise bir şekilde bu işin bedelinin ödenmesi borcu vardır. Bu
bedel para olabileceği gibi, arsa payı şeklinde yükleniciye veya yüklenicinin
belirlediği üçüncü kişiye mülkiyetin geçirilmesi şeklinde olabileceği gibi
yapının/bağımsız bölümlerinin satılması veya kiralanması sonucu elde edilen
gelirin paylaşılması şeklinde de olabilir.
İnceleme konusu
sözleşmede, bina yapılacak arsa boş olarak yükleniciye teslim edildikten sonra,
yine projeye göre gerekli parsel
birleştirme işlemi ve yapı ruhsat alımından
sonra teknik projeye uygun olarak, kararlaştırılan malzemeler
kullanılarak yapı inşa edilecek; bu arada arsanın yükleniciye tekabül edecek payların ( %55 i)
mülkiyeti yükleniciye geçirilecek ancak üzerinde inşaatın ve işlemlerin tamamlanma aşamaları
ile orantılı olarak fek edilecek şekilde teminat ipoteği konulacak, inşaat
tamamen kullanıma hazır “anahtar teslimi” olarak teslim edildiğinde ipotek de
tamamen kaldırılmış olacaktır. Sonuç olarak, yüklenici %55 oranında arsa payı
karşılığında arsa sahiplerine kararlaştırılan
projeye, teknik şartnameye ve sözleşmeye uygun olarak zamanında inşaatı yapıp teslim etmiş olacaktır.
23. Sözleşmede teminat anlaşması
var mı? Nasıl bir teminat öngörülmüş?
Hisselerin Devir Zamanı
Madde 8:
İşbu
Sözleşmenin 4. maddesi uyarınca Arsanın % 55’lik kısmına karşılık gelen hisse,
Binalara ilişkin Temel Üstü Ruhsatının
alınmasını müteakiben en geç on (10) gün
içinde Arsa Sahiplerince hiçbir bedel alınmaksızın, inşa edilecek
Binaların ve Bağımsız Bölümlerin karşılığı olarak Müteahhide devredilecektir ve
üzerine mal
sahipleri lehine inşaat teminat ipoteği konacaktır.
İnşaat Yapım Teminat İpoteği
Madde 10:
10.1 İş bu Sözleşmenin 8. maddesi uyarınca Arsanın %
55’lik kısmına karşılık gelen hissenin Müteahhide devredilmesi anında, Arsa
Sahipleri tarafından Müteahhide devredilecek söz konusu hissenin tamamı
üzerinde Müteahhidin işbu Sözleşme hükümlerine uygun olarak Binaların
inşaatının ve Müteahhidin işbu Sözleşmeden kaynaklanan diğer borçlarının
teminatını teşkil etmek üzere Arsa Sahipleri lehine, Müteahhide tahsis ve tefrik edilecek % 55
oranındaki hisseye inşaat yapım teminat ipoteği tesis edilecektir.
Ve bu ipotek para ile fek edilemeyecek ancak inşaatın tekâmülü ile fek
edilebilecektir.
10.2. Madde 8 hükümleri uyarınca
Arsa hissesinin devri ile kat irtifakının
kurulması mümkünse aynı günde yapılarak Müteahhide devredilecek % 55
oranındaki hisse üzerine konulacak İnşaat Yapım Teminat İpoteği, Müteahhidin
uhdesinde kalacak hisseye tekabül eden Bağımsız Bölümlerin tamamı üzerine
kaydırılacak ve Madde
11’de belirtilen şart ve koşullarla kaldırılacaktır.
İnşaat Yapım Teminat İpoteğinin Fek Koşulları
Madde 11:
Müteahhidin
uhdesinde kalacak hisseye karşılık gelen Bağımsız Bölümler üzerinde tesis
edilecek İnşaat Yapım Teminat İpoteği, Binanın yapım sürecine göre aşağıda
belirtilen şekil ve koşullara tabi olmak üzere kaldırılacaktır:
11.1 Binaya ilişkin kat irtifaklarının
tapuda tesisini takiben Müteahhide tahsis ve tefrik edilen Bağımsız
Bölümlerin Toplamının % 25’i Üzerindeki İnşaat Yapım Teminat İpoteği
kaldırılacaktır.
11.2 Binanın kaba inşaatlarının bitirilip çatılarının
kapanmasını takiben en geç yedi (7) gün içinde Müteahhide tahsis ve tefrik
edilen Bağımsız Bölümlerin Toplamının % 25’i Üzerindeki İnşaat Yapım Teminat İpoteği
kaldırılacaktır.
11.3 Binanın iç
ve dış sıvaları ile elektrik, su, kalorifer, asansör ve sair
tesisatlarının tamamlanmasını takiben en geç yedi (7) gün içinde müteahhide
tahsis ve tefrik edilen Bağımsız Bölümlerin Toplamının % 15’i Üzerindeki İnşaat Yapım
Teminat İpoteği kaldırılacaktır.
11.4.Binanın pencerelerinin takılıp fayansların
ve ıslak
mekân kaplamalarının döşenip saten boyaya başlandığında Müteahhide tahsis
ve tefrik edilen Bağımsız Bölümlerin Toplamının % 15’i Üzerindeki İnşaat Yapım
Teminat İpoteği kaldırılacaktır.
11.5 Binanın ve boyalarının mutfak, kapı,
parke montajı gibi Teknik Şartname’de öngörülen tüm hususların ve
Binalara ilişkin diğer ince yapım işlerinin tamamlanarak Arsa
Sahiplerine ait olacak Bağımsız Bölümlerin kendilerine fiili teslimini takiben
en geç yedi
(7) gün içinde Müteahhide tahsis ve tefrik edilen Bağımsız
Bölümlerin Toplamının % 15’i Üzerindeki İnşaat Yapım Teminat İpoteği
kaldırılacaktır.
11.6 Binanın iskânının alınmasına müteakip en
geç (7) gün
içinde Müteahhide tahsis ve tefrik Edilen Bağımsız Bölümlerin
Toplamının son
kalan % 5’i Üzerindeki İnşaat Yapım Teminat İpoteği kaldırılacaktır.
Garanti
Madde 20:
Müteahhit
inşaatın işçiliğini malzemesinin inşaata uygulama hatasından doğan zararlara karşı iskândan itibaren
iki (2) yıl, su elektrik doğalgaz tv tüm ısıtma, elektrik ve sıhhi tesisat ( temiz, sıcak ve pis su gider
bağlantı malzemeleri, sıhhi tesisat
armatürleri ( küvet, lavabo, klozet ve musluklar vs) gibi malzemelerden işçiliklerden,
akıntı ve sızıntılardan, kaçaklardan ve bunların verdiği zararlardan dolayı iki (2) yıl süreyle
Müteahhidin garantisi taahhüt edilmiş olup her
türlü arızalar ilk talebi müteakip en kısa zamanda giderilecektir. Aksi halde Arsa
Sahiplerinin rücuen tazmin hakkı vardır.
İpotek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 881
v.d.nda, taşınır rehni ise 939 vd.nda düzenlenmiştir. Kendine
özgü ( sui generis) sözleşmelerden olan
garanti sözleşmesi ise bir
kişisel teminat sözleşmesidir. Garanti sözleşmesinin bir türü olan üçüncü
kişinin edimini üstlenme, 6098 sayılı TBK md. 128’de yer almıştır.Teminat borcu
doğuran sözleşmelerden Kefalet Sözleşmesi
TBK m.581-602 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefilin alacaklıya
borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından
kişisel olarak sorumlu olmasını üstlendiği sözleşmeye kefalet sözleşmesi
diyoruz. Amaç alacaklının olumlu zararını gidermektir. Tek tarafa borç
yükleyen, ivazsız, sürekli sözleşme benzeri bir sözleşmedir. Asıl borçtan ayrı
bağımsız bir borçtur, ancak yan (fer’i) ve talî bir ve teminat sebebine dayanan
bir borçtur.Hem garanti sözleşmesi hem de kefalet sözleşmesi eşin rızasına bağlıdır.
Kefaletin geçerliliği yazılı şekilde
yapılmasına, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın , kefalet tarihinin kefilin
el yazısı ile yazılmasına bağlıdır. Adi, müteselsil, toplu, kefile kefil, rücua kefil şeklinde
türleri vardır.
TMK da düzenlenen rehin sözleşmesi
ayni teminat içerir, TBK da düzenlenen kefalet ise şahsi teminat içerir.
Garanti sözleşmesi de Kefalet Sözleşmesi
gibi kişisel güvence verilmesine ilişkin bir sözleşmedir, ancak, garanti
verenin borcu, kefalet sözleşmesinden farklı olarak yan( fer’i) değil asli
borçtur. Ödeme yapan kefil alacaklının haklarına halef olurken garanti
sözleşmesinde bu özellik yoktur. Müteselsil borçluluk da kefaletteki gibi
ikincil borçluluk söz konusu değildir, tüm müteselsil borçlular aynı şekilde
sorumludur.Yine aynı şekilde kefaletteki
ikincil borçluluk Borca Katılım Sözleşmesinde yoktur, bu sözleşe de asli ve
bağımsız borçluluk söz konusudur. Arsa Payı sahipleri (İş sahipleri), arsa payı karşılığı inşaat
sözleşmesi ile doğmuş veya doğacak haklarına , alacaklarına teminat olarak
yüklenicin payı üzerine koydukları inşaat yapım teminat ipoteğini sözleşmeye uygun olarak alacak sona
erdiğinde yani borç ifa edildiğinde kaldırılmasını isteyebilirler . Rehinli
taşınmazın maliki eğer şahsen sorumlu
değilse , borcu ödeyerek ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir. İpotek sözleşmede
yazılı hak ve alacaklar için ancak teminat oluşturur. Üst sınır ipoteği veya
Belirli bir alacak ipoteği verme taahhüdünün geçerliliği Tapu Sicil Müdürlüğünde kamusal senet
düzenlenmesine bağlıdır (TMK. md. 856, 882).
İnceleme
konusu sözleşmede; Arsa sahiplerinin arsaları üzerine yüklenici tarafından bina
inşa edilmesi ile teslimi ile muaccel
olacak bedeli nakit ya da arsa payı devri şeklinde ödemek yerine her iki
tarafın da ihtiyaçlarına uygun biçimde kademeli ve güvenceli bir geçiş yapmayı
tercih etmektedirler. Bu şekilde arsa sahiplerinin elinden toplu bir para
çıkışı olmamakta, yüklenici ise inşaatının bitirilip teslim edilmesine
kadar finansman sıkıntısına
düşmemektedir. İnceleme konusu sözleşmede
arsa payının %55 ine sahip olacak olan yüklenici bu hakka başta
kavuşuyor, ancak arsa sahipleri lehine tapuya yüklenicinin payları üzerine
inşaat yapım ipoteği konulmak suretiyle arsa sahipleri kendilerini güvenceye almış oluyorlar. İnşaat ilerledikçe
kademeli olarak ipoteğin fekki gerçekleştirilerek yüklenicinin bu fek edilen
payın üçüncü kişilere satışı yolu ile
finans desteğine kavuşması sağlanmış oluyor. Süreye, teknik şartnameye,
sözleşmeye uygun olarak inşaat tamamlanıp arsa sahiplerine teslim edildiğinde
ve ipotek de tamamen fek edildiğinde
yapının %45 i arsa sahiplerinin
%55’i ise yüklenicinin mülkiyet ve
tasarrufunda oluyor.
İnşaatın
da ipoteğin fekkinin de sözleşmeye uygun
olarak , temerrüde düşülmeden, ayıpsız ve özenle yapılması gerekir, aksi halde
taraflar arasında uyuşmazlıklar çıkması, süre ve masraf yönüyle her iki tarafın da lehine olmayacak bir
sürecin başlaması riski doğacaktır. “Sözleşme
yükleniciye devredilecek tapu kayıtlarına konulacak ipoteklerin aşamalı olarak
kaldırılması öngörülmüştür. İnşaatın tamamlanma aşamasına getirildiği
savunulduğuna göre her ne kadar davadan önce arsa sahibi bu konuda temerrüde
düşürülmemiş ise de davada ipoteklerin kısmen kaldırılması istenildiğinden
inşaatın getirildiği aşama gerektiğinde mahallinde keşif yapılmak suretiyle
saptanarak yüklenicinin ipoteği fek etme hakkının oluşup oluşmadığı
belirlenmeli, aşamasına göre fekki gereken ipoteklerin kaldırılmasına karar
verilmeli, ancak ipoteğin amacı arsa sahibinin sözleşmeden doğan haklarının
teminat altına alınması olduğundan ve sözleşmede %20’lik orandaki ipoteğin
kaldırılması iskân alınması koşuluna bağlandığından kalan %20 orandaki ipoteğin
bedeli iskan için gerekli işlem ve masraflarına yetecek miktara uyarlanmalıdır”. (Y.14. HD. 10.12.2012, 12901/14273; 15. HD. 21.10.2010, 3948/5570)
İnceleme konusu sözleşmenin “Garanti”
başlıklı 20. maddesinde ise
yüklenicinin işçilik ve malzeme yönüyle
uygulama hatalarına karşı iskanın alınmasından itibaren 2 yıl süre ile şahsi
sorumluluğu söz konusu olmakta; yüklenici bu tür hatalara karşı arsa
sahiplerine garanti (şahsi teminat ) vermiş olmaktadır.
24. İnşaat ediminin karşılığı
olan edim nedir?
Arsa Sahiplerinin Yükümlülükleri
Madde 13:
13.1 Arsa üzerindeki mevcut bina ve
bağımsız bölümler, Binalara ilişkin inşaatın yapılması amacıyla işgalsiz, temiz
ve her türlü takyidattan arındırılmış elektrik, su, doğalgaz ve emlak vergi
ilişiği kesilmiş olarak, Madde 5 hükümleri uyarınca Arsa Sahipleri tarafından
Müteahhide tutanakla teslim edilecektir.
13.2 Arsa Sahipleri, işbu
Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren Binaların inşaatının Anahtar Teslimi
esasına göre tamamlanmasına kadar geçecek süre içinde kendilerine düşen Arsa
hisselerini ipotek, haciz gibi v.b. iradi veya gayrı iradi her türlü
takyidatlardan uzak tutacak ve olanların terkininden ve fekkinden sorumlu
olacaklardır.
13.3 Arsanın teslim tarihine kadar
ki tüm vergi borçlarından, arsa tesliminden sonra ise adlarına ipka edecekleri
% 45 Arsa hissesine ilişkin (her türlü tapu harcı, damga ve arsa emlak vergisi
hariç olmak üzere) her türlü vergilerden sorumlu olacaklardır.
13.4 Arsa Sahiplerine ait olacak Bağımsız
Bölümlere ilişkin telefon, İSKİ, doğalgaz, elektrik abonman sözleşmelerinin ve
depozitolarının bedelleri arsa sahiplerince karşılanacaktır.
13.5 Arsa sahipleri işbu Sözleşmede
yazılı ve kendilerini bağlayan tüm sürelere riayet ve tüm mükellefiyetlerin
ifasından ve iyi niyet kurallarına riayetten sorumludur. Mal sahiplerinden biri
ek:3 ve ek:7 ‘de verdiği ve bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olan
vekâletlerden herhangi birini haksız yere iptal ederse, inşaatın bu azilden
doğabilecek tüm gecikme tazminatını ödemekle mükelleftir.
13.6 Binaların
inşaatı, inşaat izni için gerekli her türlü belgelerin temini, muamelelerin
ifa ve intacı, proje ve tadili, inşaat ruhsat, yapı kullanma izni alımı, kat
irtifakı ve kat mülkiyeti tesisi, ifraz, tevhit terk gibi gerekli her türlü
yetkilerle mücehhez vekâletin Müteahhide ve görevli elemanlarına verilmesinden
sorumludur.(Ek.4)
13.7 Arsa Sahiplerinin, Müteahhide
karşı işbu Sözleşmeden doğan sorumlulukları Arsa Sahiplerinin mirasçılarına da
sâri ve şamil olacak ve işbu Sözleşmenin tüm hükümleri mirasçıları da
bağlayacaktır.
13.8 Arsa Sahipleri her türlü resmi
kurum ve kuruluşlarda ve Müteahhitle olan tüm görüşme, yazışma, belediye, tapu
sicil müdürlüklerinde ve muamelelerde her türlü tebliğ ve tebellüğde yetkili
olmak üzere Arsa Sahipleri adına Ek 3’ye uygun olarak vekâletname
düzenleyecektir. Arsa Sahibi Temsilcilerinin kendilerine verilecek vekâletname
(ek 3) kapsamında yapacakları her muamele tüm Arsa Sahipleri tarafından
yapılmış gibi onları bağlayacaktır. Bu hüküm işlerin daha hızlı ve daha etkin
biçimde yürütülmesi ve sonuçlandırılması amacıyla konulmuştur.
13.9 Arsa Sahiplerinin bu sorumlulukları
dışında işbu Sözleşmenin imzalanmasından kat mülkiyeti tesisine kadar hiçbir
mali, hukuki, cismani sorumluluğu olmayacaktır.
Klasik
inşaat sözleşmesinde inşaat ediminin karşılığı ücret ödenmesidir. Ancak, burada Arsa payı karşılığı gayrimenkul satış
vaadi sözleşmesi bulunduğundan satış sözleşmesi ve eser sözleşmesinin
unsurlarını içermektedir. İnceleme konusu yaptığımız sözleşmede inşaat ediminin
karşılığı arsa payının yükleniciye devridir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin
başlıca borçları / edimleri bir eser meydana getirme borcu, eseri teslim etme
borcu ve eserin yapılmasında, teslim edilmesinde, işçilik ve malzeme seçiminde,
zamanında ve sözleşmeye uygun olarak inşaatı yapmasında bir basiretli yüklenici
olarak hareket etme yani özen gösterme borcu bulunmaktadır. Yüklenicinin eseri
şahsen meydana getirme ( kendisi veya kendi yönetimi altında
başkasına yaptırma) borcu da bulunmaktadır
( TBK m.471). Aksine bir anlaşma yoksa yüklenicinin araç ve gereç sağlama
borcu, malzeme sağlama borcu da bulunmaktadır. Yüklenicinin eser
tamamlandığında da işsahibine teslim borcu , mülkiyeti geçirme borcu da vardır
. Yüklenici ayıpsız bir eser meydana getirmek ve bunu işsahibine teslim etmekle
yükümlüdür. İş sahibinin bedel ödeme temel borcu yanında talimat verme, ayıpsız
malzeme ve arsa sağlama borcu, eseri teslim alma borcu ve öğrendiği sırları
saklama yan borçları da vardır.
İnceleme
konusu sözleşme ise taşınmaz satışı vaadi, taşınmaz satılı ve eser sözleşmesinin unsurlarını taşıyan
atipik iki taraflı karma bir sözleşmedir. Bunun yanında garanti sözleşmesi,
vekalet sözleşmesi, gizlilik sözleşmesi vb.
bazı sözleşmelerin de unsurlarını içermektedir. İnşaat ediminin
karşılığı bir bedel ödenmesidir. Ancak buradaki bedel, para değil, arsa payıdır.
Arsa payını devir borcu arsa sahibinin temel borcudur, diğer temel borcu
da sözleşmede kararlaştırılan yükümlülüklerini yerine getirmektir. Bu
sözleşmeye göre arsa sahiplerinin yükümlülüklerini sıralamak gerekir ise;
·
Arsa
üzerindeki bina ve bağımsız bölümlerin boş ve takyidatsız devri.
·
Arsa
paylarını haciz, ipotek gibi takyidatlardan uzak tutmak.
·
%45 lik
kısımla ilgili arsa sahiplerinin
ödeyeceği vergileri ödemek
·
Kendi
abonmanlık sözleşmelerinin ücret ve depozitolarını ödemek
·
Sürelere
riayet etmek, haksız şekilde vekaleti azletmemek.
·
İnşaat ve
izinler ile ilgili vekaleti yükleniciye ve ilgili kişilere vermek
·
Sorumlulukların
mirasçıları da bağlaması ( Geçerli
bir hüküm değildir.)
·
Resmi kurum
ve kuruluşlarla ve yüklenici ile ilgili arsa sahiplerini bağlayıcı
vekalet vermek
·
Bunlar
dışında hiçbir mali, hukuki, cismani sorumluluğu olmamak. ( Kanuna,
emredici kurallara aykırı olduğu
ölçüde geçerli değildir )
25. İnşaat ruhsatı ve yapı
kullanım belgesi alma borçlarını hangi taraf üstlenmiş?
Yapı Kullanma İzin Belgesinin
Alınması ve Kat Mülkiyetinin Kurulması
Madde 12:
Müteahhit Binaların inşaatının Anahtar Teslimi esasına
göre tümüyle ikmal edilmesini takiben en
geç altı (6) ay içinde ilgili belediye başkanlığına başvurarak Binalara ilişkin
yapı
kullanma izin belgelerini(iskân) alacaktır. Müteahhit Binalara
ilişkin yapı kullanma izinlerinin(iskân) alınmasını takiben en geç üç(3)ay
içinde kat mülkiyetini kurarak, kat mülkiyeti tapu senetlerini Arsa Sahiplerine teslim edeceklerdir. Bu işlemelerden
ilişkin doğabilecek tüm vergi, harç, resim ve masraflar Müteahhit tarafından
karşılanacaktır.
Müteahhidin Yükümlülükleri
Madde 14:
14.1Müteahhit, imar mevzuat ve imar planları ile ticari şartların
gerektirdiği en geniş inşat ve
iskân
imkânları değerlendirilerek Binaların inşaat Projelerini hazırlayıp bu projeleri mal
sahiplerinin
temsilcilerinin onayına
sunacak ve temsilcilerin proje üzerine ayrı ayrı imzasını
alacak ve
daha sonra belediyede tasdik ettirecektir
14.4 İş bu inşaatla ilgili olarak
her türlü Proje tanzimi,yapı denetim harcı,zemin etüt raporu, tadilat, teknik
eleman ücretleri, imar durumu, istikamet rölevesi, kot, kesit röperli kroki
çap, temel ve temel üstü ruhsatı harcı, iskân harcı ve 2 no’lu beyan harcı, her
türlü inşaat malzemesi bedeli, SSK primleri, işçi, muhtasar vergileri, arsa
paylarıyla ilgili emlak ve gelir vergileri tüm şantiye giderleri, araç ve gereç
temini, arsa payı iktisabı sırasında doğan tüm
tapu harcı, şantiye suyu ve elektriğin temini ve giderleri, cins tashihi,
kat irtifak ve kat mülkiyeti
tesis, tadil, terkin hizmetleri, harç ve
giderler, KDV, noter harç ve giderleri,
arsa üzerindeki tevhit, ifraz, kanuni terklerle ilgili hizmet ve giderleri gibi
inşaata müteallik bilcümle giderler
ve abonman sözleşme hazırlığı su ve elektrik
sayaçları, doğalgaz tesisatı ve gaz açımı Müteahhide
aittir.
Süreler ve cezai müeyyideler
Madde 15:
15.5 Müteahhit inşaat ruhsatını almadan hiçbir şekilde inşaata
başlamayacaktır
İnşaat
ruhsatı ve yapı kullanım belgesi alma borcu yüklenici tarafından
üstlenilmiştir. Ancak, bu borçların yüklenici tarafından veya onun
sorumluluğunda ilgili kişiler tarafından yerine getirilebilmesi için de arsa
sahiplerinin yükümlülükleri bulunmaktadır. Örneğin inşaat ruhsatına yüklenici
tarafından tasdik alınabilmesi için arsa sahiplerinin de bu projeye tek tek
onay verip imzalamaları gerekecektir. Örneğin abonman sözleşmeleri hazırlığı yüklenici tarafından yapılacak ise
de sözleşmelerin imzalanması ve depozitoların ödenmesi arsa payı sahiplerine
aittir. Bina inşa edilip arsa sahiplerine teslim edildikten itibaren yüklenici
6 ay içinde de yapı kullanma izin belgesini ( iskân) alacak, iskândan itibaren
3 ay içerisinde de kat mülkiyetini kuracaktır. Kısaca, arsa sahipleri
yükleniciye verilecek arsa paylarının devrini gerçekleştirecek ancak üzerine
yapı teminat ipoteği koyacak, inşaatın ve işlemlerin sözleşmede
kararlaştırıldığı gibi ilerlemesine bağlı olarak ipotekler belirlenen oranlarda
fek edilecektir ve yukarıda özetlenen sözleşmede ve eki teknik sözleşmede
yazılı olan yükümlülüklerini yerine getirecektir.Yüklenici temel borcu olan inşaatın tamamlanması ve
teslimini , arsa sahiplerini bedel olarak arsa payı devrini ve diğer
yükümlülüklerini yerine getireceklerdir.
oOo
İnceleme
konusu olarak seçtiğim Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul satış Vaadi ve Arsa Payı
Karşılığı İnşaat Sözleşmesini incelerken, ders kayıtları, sunumların ve
mevzuatın yanı sıra kaynak kitaplardan, konuyla ilgili makalelerden de yararlanmaya gayret ettim. Bu şekilde mevcut
bilgilerimi tazeleme, bilmediklerimi öğrenme, az bildilerimi pekiştirme, yanlış
bildiklerimi değiştirme şansım oldu. “Müvekkile anlatır gibi” hazırlamaya çalıştığım
incelemeyi saygı ile sunarım.06.06.2021
Av.Arb.İhsan BERKHAN